Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


Maraş olaylarının perde arkası!
12 Eylül öncesi yaşanan Maraş olaylarını o günün canlı şahiti anlattı. Aytaç olayların arkasında gizli hesapların olduğunu söyledi.
30/12/2009 / 11:52

1978 Maraş olayları sırasında Endüstri Meslek Lisesi öğrencisi olan Yasin Aytaç, dün gibi hatırladığı o günleri CİHAN'a anlattı. Tırmanan gelişmelerin başında öğretmenlerinin öldürülmesinin geldiğini belirten Yasin Aytaç, devletin durup dururken 12 Eylül darbesini yapma imkanının olmadığını vurguladı. Darbe zemininin hazırlanması için Maraş olaylarının hazırlandığını iddia eden Aytaç, devletin içindeki o zaman ‘kontrgerilla' diye isimlendirilen gizli örgütlenmenin bu işlevi yerine getirdiğini ileri sürdü. 1993'de bölgede birçok faili meçhul cinayetin yine aynı güçler tarafından işlendiğini savunan Aytaç, bugün bile bu varlığı tam deşifre edilmeyen hareketin bitmediğine inanıyor.

Maraş olaylarının üzerinden 31 yıl geçti. O günleri yaşayan tanıklardan Yasin Aytaç, Ergenekon örgütlenmesinin ‘derin devlet' veya ‘kontrgerilla' denilen yapılanmanın uzantısı olduğunu belirtiyor. Aytaç, “Ergenekon, kontrgerilla hareketidir. Maraş olaylarının planlayıcıları, devletin içindeki kontrgerilladır. Ergenekon denilen örgütlenme bu sistemin parçasıdır.” diyor. Aradan geçen yıllardan sonra Maraş'daki tablonun fotoğrafını daha net görmeye başladığını belirten Aytaç, ciddi bir komplonun içinden fiili olarak geçildiğini ifade ediyor. Maraş katliamının ardından Türkiye'nin birçok yerinde sıkıyönetimin ilan edildiğini ve iki yıl sonra da 12 Eylül askeri darbesinin gerçekleştiğini hatırlatan Aytaç, tüm yaşananları askeri darbenin altyapısını oluşturmak için hazırlanmış provokatif eylemler olarak değerlendiriyor. Geriye dönülüp bakıldığında hadisenin çok örgütlü bir güç tarafından programlandığının anlaşıldığını dile getiren Yasin Aytaç, şöyle devam ediyor: “Bir kaç kez Bülent Ecevit tarafından gündeme getirilen, fakat o da iktidara geldikten sonra ‘suspus' olan kontrgerilla artık günümüzde su yüzüne çıkmıştır. En azından bu olayların arkasında derin devlet adı verilen –bugün olduğu gibi– suç örgütlerinin olduğu ifade ediliyor. Şimdi meseleye dünya ölçeğinde bakıyorum. 12 Eylül darbesi ve arkasından gelen iktidar, ülkeyi Yeni Dünya Düzeni'ne adapte etme politikalarını sürdürdü. Demek ki Maraş'ta yapılanlar, devletin içinde var olan örgütler tarafından planlanmıştı. Birkaç kişinin veya bir grubun kendi başına gerçekleştirebileceği veya yöneteceği eylemler değildi.”

İKİ ÖĞRETMENİM ÖLDÜRÜLDÜ
1978 Maraş olayları sırasında Endüstri Meslek Lisesi Elektrik Bölümü öğrencisi olan Yasin Aytaç, ailesi Elbistan'da olması sebebiyle ilde üç arkadaşıyla kiraladıkları evde kalmış. Tırmanan gelişmelerin başında, okulun 2 öğretmeninin öldürülmesi olduğunu vurgulayan Aytaç, öldürülen Mustafa Yüzbaşıoğlu'nun matematik, Hacı Çorak'ın ise fen bilgisi öğretmeni olduğunu kaydetti. Çok sevdikleri öğretmenlerinin ölümüyle büyük sıkıntılar çektiklerine işaret eden Aytaç, o acılı günlere dair şu bilgileri veriyor: “Öğretmenlerimizin dersten çıktıktan sonra vurulması bizleri çok etkiledi. İlk saldırıda Hacı öğretmen hayatını kaybetmişti. Evine uğradık. Mustafa Öğretmen ise hastanede hayatını kaybetti. Cenaze töreni düzenlenmişti. Yaklaşık 5 bin kişi katılmıştı. Maraş tarihinde böyle bir gösteri olmamıştı. Cenazeleri hastaneden almak için uzunca süre beklemek zorunda kaldık. Sonradan öğrendik ki devlet hastanesi başhekimi de bu işin içindeymiş. Cuma namazından cemaatin çıkmasını beklemiş. Provokasyon amaçlı kasıtlı olarak cenazeyi beklettiğini sonradan öğrendik.”

BİNALARIN ÜZERİNDEN ATEŞ AÇILDI
Cenazeleri aldıktan sonra Ulu Cami'ye doğru kortej halinde yürüyüşe geçtiklerini aktaran Aytaç, bir grubun burada sloganlar atağını ve camiyi ablukaya aldıklarını söylüyor. Kalabalığın Kıbrıs Meydanı'na doğru yöneldiğini ve bu sırada polislerin ‘orada büyük bir katliam' olabileceği uyarısında bulunduğunu kaydeden Aytaç, “Bu bekleyişler sırasında Kıbrıs Meydanı'na yönelme olmayınca bulunduğumuz yerden binaların üzerinden bize ateş edildi. Binalardan şişe, sandalye, masalar atıldı. Korteji korumakla görevli askerler havaya ateş açınca, kitle üzerinde ciddi bir panik meydana geldi. Biz de polislerin yardımıyla Yörük Selim Mahallesi'ne geri döndük. Akşam mahallelere saldırı olacağı duyumundan dolayı arkadaşlarla sabaha kadar nöbet tuttuk.” diye konuşuyor. Ateşe verilen, keser, bıçak ve diğer aletlerle evlere saldırı düzenleyen gruplara helikopterden ateş açıldığını ve bu kişilerin geriye çekildiğini gördüklerini açıklayan Aytaç, yanan evlere gittiklerinde bu aletlerle öldürülen insan manzaralarıyla karşılaştıklarını belirtiyor.

BEŞİKTE BOĞAZI KESİLEN BEBEĞİN GÖRÜNTÜSÜ BİZİ ŞOK ETTİ
Aytaç, bir daha hatırlamak istemediği karelerle ilgili ise şunları söylüyor: “Arkadaşlarla girdiğimiz bir ev beni çok etkiledi. Yer sofrasının etrafındaki ailenin tamamı öldürülmüştü. Bu cesetleri dışarıya taşıdık. Evin içi duman kaplıydı. O sırada tahta beşikte bebeğin üzerindeki perdeyi kaldırdım. Kundaktaki bebeğin boğazından kesildiğini gördüm. Bu görüntü bizi şok etti. 16 yaşındaki bir insan için dayanılması zor bir görüntüydü. Arkadaşım şoka girmişti. Bu bende müthiş bir etki yaptı. Sanki vücudumun kontrolünü kaybettim. Avazımın çıktığı kadar ağladım. Kendimizi güvene almak istiyorduk. 2 gün askeri kışlada kaldım. 3 gün sonra Elbistan'a trenle döndüm.”

KONTRGERİLLA DARBEYE ZEMİN HAZIRLADI
1980 öncesinde Türkiye'de sol bir muhalefetin geliştiğine değinen Yasin Aytaç, devletin durup dururken 12 Eylül darbesini yapma imkanının olmadığını vurguluyor. Bu zeminin hazırlanması için Maraş olaylarının hazırlandığını iddia eden Aytaç, devletin içindeki o zaman ‘kontrgerilla' diye isimlendirilen gizli örgütlenmenin bu işlevi yerine getirdiğini ileri sürüyor. 1993'te bölgede birçok faili meçhul cinayetin yine aynı güçler tarafından işlendiğini savunan Aytaç, bugün bile varlığı tam deşifre edilmeyen bu hareketin bitmediğine inanıyor.

12 EYLÜL DARBESİNİN MİMARI KENAN EVREN YARGILANSIN
Devlet içindeki güçlerin çatışması ve güçlü olanın zayıfı açığa çıkarmasıyla sözü edilen yapının bir ucunun ortaya çıktığını bildiren Yasin Aytaç, şunları kaydediyor: “Onu bu dönem Ergenekon olarak yaşadık. Derin devlet veya kontrgerillanın halen varlığını sürdürdüğünü düşünüyorum. Ama ‘bu gücün' kamuoyunda konuşuluyor olmasını da ciddi bir aşama olarak buluyorum. Bu gizli elin tamamen bitmesi için devletin hukuk sistemi içinde hareket etmesi lazım.” diyor. Hükümetin Ergenekon ve Demokratik Açılım adımlarına şüphe ile bakan Aytaç, “İktidar samimiyse bu sistemin baş sorumlusu Kenan Evren ve 12 Eylül darbesinde parmağı olan kişilerin yargılanması lazım. Bunun için Anayasa değişikliği şartı var. Hükümette bu değişikliği yapacak güç var. Buradan bakıldığından hükümet çok samimi değil. Buna rağmen daha önce hiç görülmemiş şekilde askerlerin gözaltına alınıp sorgulanması bile önemli bir aşama olarak görüyorum.” 

(CİHAN)

29 Yorum

Diğer Haberler

Lozan'ın Gerçek Kahramanı Kimdi?

Meğer Asıl "Camiler Kışlamız" Diyen İnönü'ymüş!

Fedakâr Milli Burjuva : Mehmet Nuri Demirağ

Tanıkları, mağdurlarıyla bir zihniyet kodlaması: 12 Eylül

Cumhuriyet Halk Partisi

İngiliz Raporlarıda Resmi Tarihi Yalanlıyor

İsrail'in Katliamları ve "Nakba"

Gadre Uğramışların Tarihi / Bahadır Kurbanoğlu

Askerin Siyaseti İkinci Tanzim Projesi : 12 MART

Bir Devrin Hikayesi : Milli Görüş

Senusilik, Libya ve İnkilap Tarihi / Dr.Mehmet Doğan

Coğrafi Keşiflerin Amacı Neydi?

Bir TC Sembolü Menemen'in Yalan Tarihi

Balfour 93 Yaşında / Dr.Yusuf Rezka

Bir Rüyanın Ardından Gerçekleşen Sessiz Devrimcilik (1)

"Dersim'i vurun" emri M.Kemal'den / M.Armağan

Filistin Tarihinde Kaynak Sorunu

Vaad edilmiş topraklar : FİLİSTİN

İsrail'in Katliamlarla Dolu Tarihi

Bilinmeyen Yönleriyle 27 Mayıs Darbesi

27 Mayıs : Halkı Darbelerle Terbiye Etmenin Başlangıcı

Kemalist/ laik dikta rejimindeki demokrasi oyununun 60.yılında

İnönü'yü Hitler'e ilk benzeten kimdi? / Mustafa Armağan

Haşimoğullarının İslam tarihindeki yeri ve önemi

Harf Devriminin Okur-Yazar Oranına Etkisi Oldu mu?

27 Mayıs Gölgesi : Siyasetsiz Siyaset

"Mamak'ta zorla andımızı okuttular"

Birinci Meclis'in başına neler geldi?

3 Mart Sebebiyle Halifelik Meselesi Yeniden.. / Yrd.Doç.Dr.Ali Duman

Hz.Peygamber 900 Yahudi'nin öldürülmesi emrini vermiş miydi?

Cemal Paşa ve Suriye Olayları

İçimize Sinen İttihatçı Gelenek / Yrd.Doç.Dr.Caner Arabacı

Türkiye'nin 150 yıllık derin iktidarı

Hizipleşmenin Ümmete Maliyeti

Menemen'de resmi tarihin itirafı!

Cemal Paşa'nın Hayatı ve İcraatları

İngiltere, dostu "Şah"ı neden istememişti?

Maraş olaylarının perde arkası!

Türk Hava Kuvvetlerinin Staj Alanı : Kürt İsyanları

"Atatürk tek partiye inanmıştı" Taha Akyol
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz