Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


Cemal Paşa'nın Hayatı ve İcraatları
Cemal Paşa’ya Suriye’de olağanüstü yetkiler verilmesi, özellikle Arap ileri gelenlerinin idamı çok eleştirilmiştir. Cemal Paşa, bu idamları ele alan bir metin kaleme alarak kendini savunmuştur.
21/01/2010 / 09:16

Türk-Arap ilişkilerinin kırılma noktası olarak kabul edilen Şerif Hüseyin Paşa ile Cemal Paşa olayları ayrıntılı olarak gerek Arap dünyasında gerekse de Türkiye’de ele alınmıyor. Her iki tarafta da bu iki tarihi şahsiyet üzerinden anlatılanlar çok yavan kalıyor. Özellikle bugünkü Suriye’de Cemal Paşa olayları hala filmlere konu olmakta, Araplara yapılan haksızlıklar konu edilerek bir mağduriyet psikolojisi oluşturmaya çalışılmaktadır. Diğer taraftan Araplar tarafından Türklere yapılan ihanetten bahsedilerek, sanki bütün sıkıntıların başı bu olaylarmış gibi gösterilmeye çalışılmaktadır.

Oysa gerek Araplar, gerek Türkler ve diğer Müslüman kavimler Osmanlı yıkıldıktan sonra içerden ve dışarıdan çok daha büyük bir mağduriyet yaşadılar, çok daha büyük baskı gördüler. Her şeyden önce efendilerin çoğu aşağılandı bir kısmı öldürüldü, tarih boyunca efendi olamamış, bu ümmete asla efendi olamayacak düzeyde düşük insanlar efendilik makamına getirildi. Efendiliği asmak ve kesmekten ibaret sanan bu zavallılar, ümmeti kendileri gibi zavallı hale getirdiler. Ümmetin tertemiz şehirlerini viraneye çevirdiler. Bakımsızlıktan ve geniş düşünememekten ecdadımızdan kalan birçok eseri ya yok ettiler veya yok olması için olduğu gibi bıraktılar. Bugün İslam dünyasında ümmetin en güzide şehirlerini gezdiğimizde en çok gözümüze çarpan pislik ve çöp dağları oluyor. Medeniyetten ve görgüden uzak bu sonradan görmeler kendi saraylarının dışında yaşayan dünyadan sanki sorumlu olmadıklarını, kendi emirleri altında inleyen milyonların sanki başka coğrafyaların mültecileriymiş gibi davranmaları bizleri şaşırtmıyor. Olabildiğimce tarafsız olmaya çalışarak önce Cemal Paşa’nın hayatına bakalım.

 

Cemal Paşa kimdir?

Cemal Paşa’yı daha yakından tanımak için kısaca hayatından ve yaptıklarından bahsetmekte yarar var. Ahmet Cemal 1872’de Midilli Adası’nda doğdu. Kuleli Askeri İdadisi’ni ve Mekteb-i Harbiye’yi (1893) ve erkân-ı harbiye eğitimini bitirdi (1895). 1898’de Selanik’te Üçüncü Orduya bağlı çalıştı. Bu dönemde İttihat ve Terakki Fırkasına sempati duymaya başladı. 1906’da Osmanlı Hürriyet Cemiyeti’ne üye oldu. 1908’de Sultan II. Abdulhamid aleyhindeki Jöntürk ihtilalinde faal olarak bulundu. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin askeri kanadında temayüz etti. 31 Mart’ta başlayan isyanı bastırmak ve II. Abdulhamid’i tahttan indirmek için Selanik’ten yola çıkan Harekât Ordusu’nun İstanbul’daki birliklerinde aktif rol aldı. 1909’daki askeri ihtilalde gösterdiği başarılarından dolayı kaymakamlığa terfi etti. Bir müddet Üsküdar’da mutasarrıf olarak bulundu. 1909’da Adana’da Ermenilerin taşkınlığını önlemek için görevlendirildi. Aldığı başarılı tedbirlerle dikkati çekti. 1911’den 1912’ye kadar Bağdat’ta vali olarak bulundu. Bağdat’ta bulunduğu sırada Irak’ta Arap milliyetçiliğinin yayılmasını engellemek için çalışmalar yaptı. Özellikle Irak’ta bulunan Arap kabile reisleri ile ileri gelenlerini toplayarak devlete bağlamak için özel çaba sarf etti. Irak’ı ve Irak ileri gelenlerini bu vesileyle tanıma fırsatı buldu. İngilizlerin Basra Körfezi ile ilgili çalışmalarını yakından takip etti. 23 Ocak 1913’te Enver Bey ve bazı ittihatçı subayların giriştikleri ve Babıâli Baskını olarak bilinen askeri darbeye destek verdi. Aynı yıl İstanbul Muhafızlığı’na atandı. İstanbul’daki muhafızlığı esnasında olayları yatıştırarak karışıklıkları önledi. Darbe ile görevlerinden alınan nazırları ve sadrazamı İttihatçılara karşı koruyarak onlara zarar gelmesini önledi. Mahmut Şevket Paşa’nın 11 Haziran 1913’te öldürülmesinden sonra olabilecek yeni darbe teşebbüsüne karşı tedbir alması için Cemal Paşa’ya tam yetki verildi. Cemal Paşa’nın aldığı tedbirler sonucunda İttihat ve Terakki Fırkası ülke içinde alınan kararlarda rakipsiz hale geldi. Bu durum Cemal Paşa’nın Fırka içindeki nüfuzunu daha da arttırdı.

1913’te Kasım ayında Nafia (Bayındırlık) Bakanlığına getirildi. Aynı yıl mirliva rütbesine yükseldi. 1914’te Şubat ayında Bahriye nazırı oldu. I. Dünya Savaşı başladığı zaman 2. Ordu Kumandanlığını da birlikte yürüttü. İngilizlerin Mısır’ı ilhak ettiklerini açıklamaları üzerine aynı yıl 4. Ordu Kumandanlığına atandı. Hatıratında Enver Paşa’nın 4. Ordu Kumandanlığı görevini kendisine teklif ettiği zaman bu konu ile ilgili şunları söylüyor: “Benim icra kabiliyetimin vatan için daha faydalı ve gerekli olduğuna kanaat hâsıl ederseniz, oraya gidip vatani görevi yapmak benim için en mukaddes görevdir.”

Enver Paşa’nın Cemal Paşa gibi İttihat ve Terakki Fırkası’nda ve ülkede üçüncü adam, orduda ikinci adam konumunda olan birini İstanbul dışına göndermesi farklı yorumlanmıştır. Enver Paşa’nın amacının Cemal Paşa’ya Kanal Harekâtı yaptırarak İngilizlerin Çanakkale için gönderdikleri Hint askeri birliklerini Mısır’da tutmasını sağlamak olarak bilinir. Cemal Paşa’ya verdiği diğer bir önemli görev ise Suriye’deki asayişi temin etmekti. Cemal Paşa hiç vakit kaybetmeden Suriye’ye hareket ederek, Suriye’nin merkezi sayılan Şam’da karargâhını kurdu.

 

Tarafsız olmayı düşündü

Cemal Paşa, I. Dünya Savaşı’nda başlangıçta tarafsız olmak gerektiğini düşünmüş olsa da İttihatçıların gerektiğinde Almanya’nın yanında savaşa katılma düşüncesini benimsiyordu. Ona göre İngiltere, Fransa ve Rusya Almanlarla yapacakları savaşta galip gelirlerse, Osmanlı Devleti savaş boyunca tarafsızlığını muhafaza etmiş olsa bile, bu devletler bu sefer Osmanlı’ya saldırmaktan geri durmayacaklardı. Çünkü bu devletler arasında akdedilmiş gizli ittifaklar mevcuttu. Buna delil olarak, İngilizler ve Fransızlarla yapılan görüşmelerde her iki devletin de Osmanlı’nın kendi yanlarında harbe katılmasını istemediklerini gösteriyordu. Onların istedikleri Osmanlı Devleti’nin savaş bitene kadar tarafsız kalmasıydı. Cemal Paşa, bu ülkelerin savaştan sonra Osmanlı’ya saldırarak onu aralarında paylaşmak istediklerinden emindi. Ona göre bu nedenle savaşa katılmak elzemdi.

Hatıratında bu konuyla ilgili şöyle diyor: “Kim ne derse desin Rusya’nın galibiyeti sonunda savunmasız zelil ve hakir; Rus, İngiliz ve Fransız zulüm ve kahrı altına düşmektense mert ve cesur milletlere yakışır bir kahramanlıkla kanının en son damlasına kadar çarpışarak sonunda ya kesin zafer kazanarak kurtulmak veyahut ‘Bütün vatanım elimden gitti bir namusum müstesna’ demeye hak kazanarak cesurca ve onurlu bir şekilde başlayan şan ve şerefle bir milli tarihe yine namusluca ve onurlu bir şekilde son vermek daha evladır.”

Cemal Paşa Enver Paşa’nın orduyu gençleştirmek için giriştiği çalışmaları da över. Ayrıca Osmanlı Devleti’nin tedbir alınmadan savaşa katılmasını bir intihar olarak görür ve şöyle der: “Evvela ordumuzun seferberliğini tamamlamadan I. Dünya Savaşı’na katılmamız Almanya için bir fayda temin etmekle beraber, bizim için intihar olurdu. Çanakkale ve İstanbul ile Rusya sınırında hiçbir erimizin bulunmadığını bilen İngiltere, Fransızlarla Ruslar bir taraftan Çanakkale ile Karadeniz Boğazı’na ve bir taraftan Erzurum üzerine ani bir hücum tertip edebilirlerdi, bir taraftan da İstanbul’u işgal ederek, diğer taraftan Erzurum üzerinden Sivas ve Anadolu’nun göbeğine doğru ilerleyecek olurlarsa, Osmanlı Ordusu harbin sonuna kadar seferberliğini tamamlayamaz; daha ilk günlerde Osmanlı varlığına son verilmiş olur.”

 

Kanal harekâtı hazırlıkları

Seferberlik ilan edildikten sonra devletin savaşa girmesi halinde gereken bütün tedbirlerin alındığını söyler. Hatıratında buna şu şekilde değinir: “Gerçekten ordumuzun seferberliğini harbe katılmamıza engel gibi göstermek imkânı artık kalmamıştı. O zaman para meselesi ileri sürüldü. Gerçi kapitülasyonlar bir geçici kanunla kaldırılmış ise de bundan hemen yararlanma imkânı yoktu.” Ayrıca aşar gelirinin tamamen orduya tahsis edildiğini ileri sürerek, savaş için gereken bütün tedbirlerin alındığını söyler.

Suriye’ye geldiği zaman hem bölgenin imarı için çalışmalarına başladı, hem de Kanal Harekâtı hazırlıklarına başladı. Bu arada Suriye’de geçirdiği ilk yılında Arap ileri gelenleri ile iyi ilişkiler kurmaya çalıştı. Arapları harbe teşvik etmek için birçok etkinlikler düzenledi. 1915 Şubat ayında Mısır’daki İngilizlere karşı Birinci Kanal Harekâtı’nı gerçekleştirdi. 1916 Temmuz ayında İkinci Kanal Harekâtı savaşını düzenledi. Kanal Harekâtı’nda istenen bir sonuç elde edilemediği ileri sürülerek eleştirildi.

Cemal Paşa’nın Suriye, Lübnan ve bugünkü Ürdün’de pek değinilmeyen önemli imar faaliyetlerinde bulunduğunu hatırlatmakta fayda var. Bu imar faaliyetleri arasında özellikle kara ve demir yolları dikkate değer. Bir buçuk yılda 1000 kilometreyi aşan karayolu yapımı o devre göre bir rekor sayılır. Önemine binaen bu çalışmayı buraya veriyorum:

1- Şam-Kuneytıra-Cisr Binat Yakup-Taberiye–Nasıra-Afule: 170 km.

2- Amman-Eriha: 55 km.

3- Halilürrahman-Birüssebi: 55 km.

4- Birüssebi-Hatirulavce-Birulhassana-Cefcafe: 180 km.

5- Kudüs-Yafa (tamirat): 62 km.

6- Şam-Beyrut (tamirat): 112 km.

7- Zahle-Baalbek şosesi (tamirat): 20 km.

8- Reyak-Beyrut şosesi: 11 km.

9- Pozantı-Tarsus (tamirat): 78 km.

10- Osmaniye-İntilli-İslahiye-Raco-Katima: 120 km.

11- Halep-İskenderun: 140 km.

Buna ilave olarak yaptığı Der’a istasyonundan Aclon’a kadar bir şose ve buna benzer başka şoseler yaptırmıştır.

 

Şerif Hüseyin isyanını hazmedemedi

Cemal Paşa İkinci Kanal Harekâtı’na başladığı sırada Şerif Hüseyin’in isyan etmesini asla hazmedemez ve çok ağır bir dille bu isyanı eleştirir. Hatıratında birçok noktada Enver Paşa ile farklı düşündüğünü gösterse de, onun emirlerini yerine getirmekten kaçınmamış, Enver Paşa’ya bağlı kalmıştır. Bununla birlikte I. Dünya Savaşı’nda yenilmemizin baş müsebbibi olarak dolaylı da olsa Enver Paşa’yı gösterir. Filistin cephesinde Osmanlı ordusunun İngilizlere karşı ağır yenilgi alması nedeniyle ağır şekilde eleştirilmesine rağmen suçlu bulunmamış, sadece görevinden alınmıştır.

1918’de Talat Paşa kabinesinin istifasından sonra 1-2 Kasım’da İttihatçıların ileri gelen yedi üyesiyle birlikte ülkeyi terk etmiştir. 1919’da Divan-ı Harb-i Örfi gıyabında kendisini yargılayarak Osmanlı Devleti’nin Arap halkının isyanına sebep olmakla suçlayarak gıyabında idama mahkûm etmiştir. Cemal Paşa önce Almanya’ya oradan da Rusya’ya gitmiş, Sovyet Rusya’sının yardımıyla Afganistan’a giderek Afgan ordusunun modernleştirilme çalışmalarına katılmıştır. Bir ara Bolşeviklerle Mustafa Kemal Paşa arasında ilişkilerin geliştirilmesi için yardımcı olmuştur. 21 Temmuz 1922’te Tiflis’te yaverleriyle birlikte öldürüldü.

Cemal Paşa’ya Suriye’de olağanüstü yetkiler verilmesi eleştirilmiş, özellikle Arap ileri gelenlerinin idamı hakkında çok eleştirilmiştir. Bu idamları ele alan bir savunma kaleme alarak kendini savunmuştur.

 

Sebahattin Arslan / Özgün Duruş

26 Yorum

Diğer Haberler

Lozan'ın Gerçek Kahramanı Kimdi?

Meğer Asıl "Camiler Kışlamız" Diyen İnönü'ymüş!

Fedakâr Milli Burjuva : Mehmet Nuri Demirağ

Tanıkları, mağdurlarıyla bir zihniyet kodlaması: 12 Eylül

Cumhuriyet Halk Partisi

İngiliz Raporlarıda Resmi Tarihi Yalanlıyor

İsrail'in Katliamları ve "Nakba"

Gadre Uğramışların Tarihi / Bahadır Kurbanoğlu

Askerin Siyaseti İkinci Tanzim Projesi : 12 MART

Bir Devrin Hikayesi : Milli Görüş

Senusilik, Libya ve İnkilap Tarihi / Dr.Mehmet Doğan

Coğrafi Keşiflerin Amacı Neydi?

Bir TC Sembolü Menemen'in Yalan Tarihi

Balfour 93 Yaşında / Dr.Yusuf Rezka

Bir Rüyanın Ardından Gerçekleşen Sessiz Devrimcilik (1)

"Dersim'i vurun" emri M.Kemal'den / M.Armağan

Filistin Tarihinde Kaynak Sorunu

Vaad edilmiş topraklar : FİLİSTİN

İsrail'in Katliamlarla Dolu Tarihi

Bilinmeyen Yönleriyle 27 Mayıs Darbesi

27 Mayıs : Halkı Darbelerle Terbiye Etmenin Başlangıcı

Kemalist/ laik dikta rejimindeki demokrasi oyununun 60.yılında

İnönü'yü Hitler'e ilk benzeten kimdi? / Mustafa Armağan

Haşimoğullarının İslam tarihindeki yeri ve önemi

Harf Devriminin Okur-Yazar Oranına Etkisi Oldu mu?

27 Mayıs Gölgesi : Siyasetsiz Siyaset

"Mamak'ta zorla andımızı okuttular"

Birinci Meclis'in başına neler geldi?

3 Mart Sebebiyle Halifelik Meselesi Yeniden.. / Yrd.Doç.Dr.Ali Duman

Hz.Peygamber 900 Yahudi'nin öldürülmesi emrini vermiş miydi?

Cemal Paşa ve Suriye Olayları

İçimize Sinen İttihatçı Gelenek / Yrd.Doç.Dr.Caner Arabacı

Türkiye'nin 150 yıllık derin iktidarı

Hizipleşmenin Ümmete Maliyeti

Menemen'de resmi tarihin itirafı!

Cemal Paşa'nın Hayatı ve İcraatları

İngiltere, dostu "Şah"ı neden istememişti?

Maraş olaylarının perde arkası!

Türk Hava Kuvvetlerinin Staj Alanı : Kürt İsyanları

"Atatürk tek partiye inanmıştı" Taha Akyol
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz