Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


Ebu Hanife'nin İctihatlarında Dinde Kolaylık ve Fakirin Korunması / Yrd.Doç.Dr.A.Vehbi Ecer
Ebu Hanife çağdaşı bilginlere göre fakir ve zayıfların korunmasına yönelik içtihatlarda bulunmuştur. Meselâ İmam Şafiî altın ve gümüş cinsinden ziynet eşyasına zekât düşmez, demiştir. Oysa ki Ebu Hanife bunlara zekât düştüğü içtihadında bulunarak fakirlere ve zayıflara imkân tanımıştır.
04/02/2010 / 22:34

Dünya Müslümanlarının çoğunluğunun ve  Türk dünyasının tamamına yakınının din kültürüne damgasını  vuran Ebu  Hanife (Öl. 768) üstün bir zekâya sahipti. Onun itibarı sağlığında da, ölümünden sonra da devam etti. Özellikle  Türkler arasında sevildi, benimsendi. Bu sevgi ve benimsenmede onun  milliyetinden çok, dinî yorumları ve dini anlama metotlarındaki  hoşgörü ve her topluma ve her coğrafyaya uyum sağlayıcı, toplumu kucaklayıcı özellikleri rol oynadı. Onun Arap olmadığı kesin olarak bilinmekle birlikte Fars veya Türk asıllı olduğu konularında rivayetler vardır. Prof. Dr. M. Fuad Köprülü, Osman Keskioğlu, Halim Sabit Şimay, Prof. Dr. Neşet Çağatay, Prof. Dr. İ. Agâh Çubukçu, Prof. İsmail Hakkı İzmirli, Prof. Şemsettin Günaltay, Prof. Dr. Osman Turan… ve başkaları  Ebu Hanife‘nin Türk asıllı olduğunu ileri sürmüşlerdir. (bk.: İsmet Demir, İmam-ı A’zam Ebu Hanife , İstanbul 2005, 2-7). Ancak o, Kur’an ve sünnete bağlı, aklı ve sosyal gereksinimleri (=maslahat-ı ammeyi) ön planda tutan,  içtihada imkân tanıyan metotlarıyla insanlığa ve özellikle atalarımıza İslâm dinini sevdiren bir kimsedir. O, basit bir taklitçi değildir. Görüşleri akla, örf ve âdetlere, menfaat-i ammeye, genel ahlâka, normal insan yapısına ve uygulamaya … imkân tanıdığı için günümüze kadar yandaş (=taraftar) bulmuştur.

Ebu Hanife’ye göre dinimizde içtihat kapısı açıktır. İçtihat, dinin ana kaynaklarında açıkça bulunmayan konularda, ‘bilgin’in dinin aslî ilkelerine aykırı olmamak şartıyla hüküm vermesidir. Fıkıh kitaplarında “şer’î hükümlerden birini zannî olan derecede elde etmek için bütün gücü sarfetmeye içtihat ve bunu yapan kişiye de müçtehit denir” biçiminde tarif edilir (bk. A. Hallâf, İslam Hukuk Felsefesi, Çev: H. Atay, Ankara 1973, 63). İçtihat, yeni ortaya çıkan problemleri çözmek için dinî kaynaklar da göz önünde bulundurularak akıl yürütme ile hüküm vermektir. Ebu Hanife içtihatlarında Kur’an’ı, bazı şartlarla hadis-i şerifleri aslî kaynak olarak kullanmıştır.

Hz. Peygamber’in vefatından sonra Müslüman müçtehitlerinin bir olay hakkında birleşmeleri diye tarif edilebilen icma da dinî bir kaynaktır. Kıyas bir çeşit akıl yürütmedir. Bu aslî delillerin dışında Ebu Hanife, bir problemin çözümünde insanlara daha uygun, daha güzel olanı almaya ad olan istihsan’ı, hakkında ayet, hadis, icma, kıyas bulunmayan bir konuda kamu yararına (=maslahata) uygun olanı tercihe ad olan maslahat-ı mürsele’yi içtihatlarında kullanmıştır.

Ebu Hanife’nin içtihatlarında kullandığı örf ve âdet delili İslâm dininin her değişik topluma hitap etmesini, her toplumca benimsenmesini sağlamıştır. Örf, insanların anlaştığı ve bu toplumsal anlaşmaya göre davrandıkları söz veya iştir. Başka ifadeyle halk tarafından eskiden beri yapılagelen davranışlara örf ve âdetler denilir.

Bu delil Peygamberimizden nakledilen “Müslümanların iyi gördükleri şey Allah indinde de iyidir” hadisine dayandırılır. Ebu Hanife’nin bu örf ve âdetin dinî hükümlerde delil sayılması anlayışı Osmanlı Devletince 1868 yılından sonra hazırlattığı Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye adlı kanun kitabında yer almıştır. (Meselâ, “Nâs’ın (=insanların) isti’mali (=kullanımı) bir hüccettir (=delildir) ki onunla amel vacib olur.” Mecelle/37; “Örfen ma’ruf olan (=bilinen) şey şart kılınmış gibidir.” Mecelle/43, 44; “Örf ile tayin nass (=Kur’an ve sünnet) ile tayin gibidir.” Mecelle/45.)

Örf ve âdetin zamanla değişmesiyle de verilen hükümlerin değişebileceği ilkesi gereği dinin sosyal değişimlere uyarlanması sağlanmıştır. Ebu Hanife’nin kullandığı bu metotlar sayesinde İslâm dini Arap olmayan toplumlarda da benimsenmiştir. Ayrıca İslâm dini Arap olmayan toplumların kültürlerini değiştirmemiş, Arap kültür emperyalizminin tahakkümünden korumuştur. Hanefi Mezhebi gene bu sebeple daha çok halkı Arap olmayan ülkelerde yayılmıştır.

Ebu Hanife çağdaşı mezhep bilginlerine göre daha çok kolaylık taraftarıdır. Meselâ İmam Şafiî ve diğer imamlar bir müşterinin görmeden bir malı satın almasını caiz (=uygun) görmezler. Ebu Hanife ise bu satın almayı caiz görür. Gene çağdaşlarının aksine Ebu Hanife miktarı belli olmayan borç için kefaleti caiz görür. Bir kimse hakimin hükmedeceği miktardaki parayı ödemeye, ‘kefilim’ diyerek, kefil olabilir.

Ebu Hanife çağdaşı bilginlere göre fakir ve zayıfların korunmasına yönelik içtihatlarda bulunmuştur. Meselâ İmam Şafiî altın ve gümüş cinsinden ziynet eşyasına zekât düşmez, demiştir. Oysa   ki Ebu Hanife bunlara zekât düştüğü içtihadında bulunarak fakirlere ve zayıflara imkân tanımıştır. Bir kimsenin elinin kesilmesini gerektiren, ancak ceza uygulanmadan mal sahibi hırsıza bağışta bulunursa, İmam Şafiî’ye göre ceza düşmez. Kararın uygulanması gerekir. Oysa  ki Ebu Hanife’ye göre ceza düşer. Ayrıca Ebu Hanife el kesme cezasının aynı kişiye iki defa uygulama yapıldıktan sonrasına izin vermez. O kişi hapsedilerek yeniden suç işlemesine müsaade edilmez. Ebu Hanife içtihatlarında kişinin bir şeyi istediği gibi kullanma (=tasarruf) yetkisini uygun görür. İmam Şafiî’nin bir kızın velisinin izni olmadan nikâhının geçerli olmayacağı görüşüne karşılık Ebu Hanife, ergenlik yaşında ve aklı üstünde olan bir kızın velisinin eşini seçebileceğini ve nikâh akdi yapabileceğini söylemiştir. Bu görüş aynı zamanda Ebu Hanife’nin kişi hürriyetinin gözetilmesine verdiği değere de bir örnektir. İmam Şafiî ve bazıları malını çar-çur eden, israf eden bir kişinin hacir altına (=yani malını, mülkünü kullanma hakkının elinden) alınması gerektiğini ileri sürer. Oysa ki Ebu Hanife’ye göre insan tasarruflarında hürdür. Bir insan ancak cinnet, küçüklük ve kölelik halinde hacir altına alınabilir. Bu sebeple ‘sefih’in ehliyeti tamdır ve onun hacir altına alınması, o kişinin insanlığının yok edilmesiyle sonuçlanır.

Ebu Hanife devlet başkanının, devlet hâkimiyetinin otoritesini ön plânda tutar. İslâm dinine göre hiçbir kimsenin diğerine üstünlüğü yoktur. Ancak devlet yöneticilerinin bazı hakları vardır ki onu gözetmek lazımdır. Bir kimse sahipsiz bir araziyi ihya ederse o kişinin malı olur diyenlere karşı Ebu Hanife, devlet başkanının iznini şart koşmuştur. (Bu konuda örnekler için bk. Esat Kılıçer, İslâm Fıkhında Re’y Taraftarları, Ankara 1994, 98-108).

Ebu Hanife Türk örf ve âdetlerinin yaşamasına imkân tanıyan, Türk toplumunun değer yargılarıyla büyük ölçüde örtüşen metot ve düşünceleriyle, İslâm’ı milletimize sevdirmiş olan büyük bir bilgindir. Bugün toplumumuzdaki bir kısım dinî kargaşaların ve ayrılıkların yok edilmesi Ebu Hanife ve Matüridî’nin iyi anlaşılması, görüş ve metotlarının halkımız tarafından özümsenmesiyle mümkündür.

Yazımızı Mısırlı bilginlerden Ali Sami en-Neşşar’ın (1917-1980) İslâmda Felsefi Düşüncenin Doğuşu adlı (Çev: Osman Tunç, İstanbul 1999, 343) kıtabından birkaç cümleyle sonlandırmak istiyoruz:

“… Ebu Hanife’nin usûl hususunda koymuş olduğu kıyas esasları son derece önemlidir. O, İslâm’ın ruhundan kaynaklanan İslâm medeniyetinin en büyük yorumcularından biridir. Usûl hakkında koyduğu prensiplerle, kendisinden sonra gelen usûlcülerin işini kolaylaştırmıştır. Kelâmda ise en büyük etkisini İmam Mansur el-Matüridî (öl. 944) üzerinde göstermiş olan Ebu Hanife, ünlü Tahavî Akidesi sahibi Cafer et-Tahavî üzerinde de etkili olmuştur.

www.İslamhukukusayfasi.com

17 Yorum

Diğer Haberler

Fıkıhdan İslâm Hukukuna / Prof.Dr.Talip Türcan

Asr-ı Saadet İktisadı & Peygamber Nasıl Bir Ekonomi Uyguladı? / Cengiz Kallek

Nurullah Erkoç : Unutulan Sünnet  "İtikaf"

El-Ezher'in hazırladığı alternatif İslami anayasa taslağı

Tarihte Ekonomik Dönemler,Sistemler ve İslamiyet / Prof.Dr.Osman Eskicioğlu

İslam Hukukuna göre Kadının Boşanma Hakkı (1) / Yunus Vehbi Yavuz

İslam ekonomiye ne der? / Günümüz Meselelerine Cevaplar..

İslam Hukukunun Genel Gayesi / Tahir bin Aşur

İslam Ekonomisi ve Marxçı Sosyalizm Açısından İhtiyaç / M.Bakır es-Sadr

İslam Devlet Teorisinde Yönetim İlkeleri / Yrd.Doç.Dr.Ali Duman

Hz.Ali'nin torunundan "Haklar Risalesi"

Beş İslam'ın Şartı (İbadetler) + Altı da İnancın Şartı (Amentü) - Ahlâk-sız Türk Müslümanlığı / Prof.Dr.İlhami Güler

İslami finansı anlamak / Frank Vogel

Zekatın terbiye edici etkisi ve Friedman / Aliya İzzetbegoviç

Din ve İktisat / Prof.Dr.Musa Kâzım Yılmaz

İktisadi Düşüncelerin Bozuklukları ve Sahih Çözüm / Hakkı Eren

İslam Ekonomisi ve Marksist-Kapitalist Ekonomi / Musavi Lari

Günümüz Çarpık Ekonomi Anlayışı ve İslam Ekonomisi / Prof.Dr.Osman Eskicioğlu

İslam Ekonomisinin Mülkiyet Anlayışı / Prof.Dr.Osman Eskicioğlu

İslam'da İktisat Nizamı / Takiyyuddin en-Nebhani

Osmanlı Hukuk Sistemi

İslam Ekonomisinin Genel Yapısı / Muhammed Bakır es-Sadr

İslam İktisat Doktrini Üzerine Mülahazalar / Yahya Arslan

Ebu Hanife'nin İctihatlarında Dinde Kolaylık ve Fakirin Korunması / Yrd.Doç.Dr.A.Vehbi Ecer

İslam Hukukunun Kaynağı Olarak Kur'an / Yrd.Doç.Dr.Ali Duman

İslam Hukukunun Gayesi / Dr.Ali PEKCAN

İslam'ın Getirdiği Hukuki Düzenlemeler

Seküler Dünyada Fıkh'ı Konuşmak / Dr.Ebubekir SİFİL

İslam'ın Hükümleri Zamana Göre Değişir mi?

Temel Çizgileriyle Doktriner Kapitalizm / M. Bakır Sadr

İslami Ekonominin İncelikleri / Dr.Mustafa Özel

İslam'ın Sağladığı Sosyal Güvenlik / Prof.Dr.Faruk Beşer

Ceza Hükümleri Açısından Tevrat ve Kur'an / Prof.Dr.Suat Yıldırım

İşçi ve İşverenin Hukuki ve Ahlaki Sorumlulukları / Dç.Dr.Selim Arık

İslam'da Adalet İlkesi / Prof.Dr.Muhit Mert

İslam Hukukunda İctihat Kavramı
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz