Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


Menemen'de resmi tarihin itirafı!
Menemen yıllardır tartışılıyor. Oysaki tüm gerçekler hem de olanca çıplaklığı ile dönemin ordu komutanı Fahrettin Altay’ın anıların da mevcut. Gazi Israrla Menemene Sürgün istiyor. İsmet İnönü’nün çabaları ile bir kışlık süre alıyor. Tarikat Kadınlarının üzerinde durulması ise 28 Şubatı çağrıştırır halde.
12/02/2010 / 09:46

Menemen olayı serbest cumhuriyet fırkasını feshedilmesinden yaklaşık bir ay sonra İzmir’in Menemen ilçesinde 23 Aralık 1930 tarihinde meydana gelen hadisedir.

Olayın tutanaklara geçmiş bulunan öyküsü şöyle: Esrarkeş olduğu ve yanındakileri de esrara alıştırdığı savcılık raporlarında da ifade edilen Derviş Mehmet ve arkadaşları sabah namazından sonra üzerinde Kelime-i Tevhid yazılı sancağı alarak dışarı çıkarlar, dışarıdaki cemaate “ey Müslümanlar! Ne duruyorsunuz, Halife Abdülmecid Efendi hududa geldi. İşte Sancak-ı Şerif çıktı, gelin toplanın, şeriat isteyelim” diye bağırmaya başladılar. Meydanda kendilerine katılan bir takım cahil kimseler ile sayıları yüzü bulan Derviş Mehmet ve arkadaşlarına civardaki kışlada nöbetçi olarak bulunan Yedek Subay Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay bir manga askerle müdahale eder. Ancak askerde tatbikat mermisi vardır. Dolayısıyla müdahale gerçekleşemez. Önce silahla yaralanan Asteğmen Kubilay’ın başı kesilerek feci bir şekilde öldürülür. Akabinde ilçeye giren askeri birlikler duruma şiddetle hâkim olur.

Derviş Mehmet ve iki arkadaşı bu arada öldürülür. 31 Aralık 1930 günü Menemen ilçesi ayrıca Manisa ve Balıkesir’in merkez ilçelerinde 2. Ordu Kumandanı Orgeneral Fahrettin Altay komutasında sıkıyönetim ilan edilir. Ve General Mustafa Muğlalı başkanlığında bir divan-ı harp kurulur neticede 3-4 Şubat gecesi 28 kişi idam edilir. 73 kişi muhtelif hapis cezalarına çarptırılır, hadise ile zorlama yollarla ilişkilendirilen Erbilli Şeyh Esat Efendi hapishaneden kaldırıldığı hastanede ölür, asılanlar arasında Esad Efendinin oğlu Ali Efendi de vardır.

 

Başlıca iki yorum var                                                                                                                                                                                                               

Bugüne değin menemen olayları ile alakalı değerlendirmeler belli başlı iki grup ta toplanmıştır.  

1. Resmi görüş: Bu görüşe göre hadise bir irticai kalkışmadır-ki aşağıda aktaracağımız Orgeneral Fahrettin Altay’ın anılarında bu açıkça dile getirilmiştir.

2. Menemen Olayı’nın bir kurgu neticesinde gerçekleşen bir tertip olduğunu savunanlar hadisenin önceden kurgulanarak bir senaryo oluşturulduğunu ve bunun neticesinde hayata geçirildiğini iddia edegelmişlerdir. İşin ilginci Genelkurmay belgelerindeki bir takım bilgiler de bunu doğrular mahiyettedir.

“Şu mes’ele’ de çok şayan-ı dikkat ve mühim gördüğüm noktalar Manisa`da ilk önayak olarak ortaya atılan bu şerirlerin Manisa`da iken bir esrarkeş kahvesinde daimi surette içtima ederek orasını tekke haline getirdikleri ve son zamanlarda hepsinin sakal bırakmak suretiyle bütün bütün calib-i şüphe vaziyet aldıkları ve bu hal Manisa zabıtasınca da malum olduğu halde Manisa`dan birdenbire gaybiyetleri ve hatta bu gaybiyetlerin aileleri tarafından hükümete malumat verilmesi üzerine Manisa hükümetinin bunlar için hiçbir teşebbüste bulunmaması ve civar kazaların nazar-ı dikkatleri celbedilmemesi gerek Manisa`da gerekse haricinde teşkilatların olup olmadığı hakkında tahkikat ve tetkikat yapılmayarak işin tesadüfe bırakılması Manisa`dan ayrıldıktan sonra Paşaköy, Yağcılar, Bozalan, Çukurköy ve civarlarında on beş gün dolaşarak ahaliye birtakım telkinatta bulunmalarından hiç kimsenin haberdar olmaması 23.12.1930 günü sabah namazına doğru musellahan ve birlikte sabah namazını kılarak ve camiden ellerine bir de bayrak alarak yine ahali ile camiden çıkışlarından ve sabahleyin hükümet konağı önüne kadar gelişlerinden Menemen hükümetinin hiçbir suretle malumat almaması... "Menemen kaymakamı beyin, hükümet konağı cihet-i askeriye tarafından işgal edildikten sonra ancak hükümete gelmesi ve bu zamana kadar adeta seyirci vaziyetinde kalması ve bir silah arkadaşı koyun gibi karşısında boğazlanırken Menemen jandarma kumandanının dört neferi ile hükümet konağı içerisine girerek kadın gibi saklanması..." Raporun 7. maddesinde ise Kubilay`ın askerlerinin neden cephanesiz olduğu sorgulanıyor: "Sevk u idare hatalarına alaydan telefonla kuvvet talep eden jandarma kumandanı şu kuvvetin ne için ne maksatla ve ne gibi bir vaziyet karşısında talep edildiği hakkında alayı tenvir etmemiştir. Jandarma kumandanının noksan olarak verdiği bu malumat alayca gönderilen ilk bölüğün cephanesiz olarak yola çıkarılması kuvvetlerin vaziyeti hâkim olmasına sebep olmuştur."[1]

İster Derviş Mehmet ve avenesi bu hadiseyi kendi inisiyatifleri ile gerçekleştirmiş, isterse de bir şekilde yönlendirilmiş bir hadise olsun, netice de mevcut siyasi iktidar hadiseyi kendi maksadı istikametinde ustalıkla değerlendirmeyi bilmiştir (Halkın, Serbest Cumhuriyet Fırkası’na olan teveccühünü unutmamak gerekir. Ayrıca “yüksek katlar” da muhalefetin cümlesine özellikle de dini, tasavvufi çevrelere açık bir gözdağı verilmesi her halde gerekli görülmekteydi.)

 

Fahrettin Altay’ın Anıları İtiraf Niteliğinde

Şimdi sözü fazla uzatmadan Fahrettin Altay Paşa’nın hatıratında hadisenin nasıl değerlendirilip neticeye bağlandığına bakalım. Bu anılar olayı tüm boyutlarıyla ile kavramamıza imkân verecek konumdayken (Özetleyerek verilmiştir)

“Öğle vakti Başbakan İnönü, Meclis Başkanı General Kazım Özalp, Dahiliye Vekili Şükrü Kaya, Savunma Bakanı Zekai Bey’lerin katıldığı toplantıda Menemen Vakası Konuşuldu. Bu konuşma bana bir talimat mahiyetinde olduğundan not ettim. Şimdi tarihi bir belge olarak bu notları aynen naklediyorum.

 

İsmet Paşa

Şarktaki şeyhlerin, Ermenilerle nasıl birleştikleri vesaire hakkında Divanı Harbe malumat verelim. Daha evvel bir tertip olduğu aşikârdır. Köylüler bir jandarma karakolunun basılmasını teklif ediyorlar, bunlar [mürteciler] “jandarma ile işimiz yoktur” diyor. Kuvvete çarpmak istemiyorlar, sonra bir subayı vuruyorlar, irticaî bir hareketle büyük bir halk kitlesini elde etmek istiyorlar, askeri de tabiatı ile alacaklar Teşkilatı Ele alalım. Rovelverle vurulmuş olması ahali tarafından vurulduğunu gösteriyor. Tetkiki lazımdır.

 

Gazi Hazretleri

Politika Memba-ı Umumidir (kökeni geneldir)? Esas tetkikat bu olacaktır. Ceza edilemeyen kesif yerler de örfen dağıtılmalıdır, mahkûm olanları birer ikişer tezci etmelidir (cezanın hızla uygulanması)  hepsi nihayete bırakılmamalıdır, en az kabahati seyirci kalmış menemen halkı orayı terk etmelidir. Hepsi müttehimdir (itham altındadır)… Terakkiperverlerin bir kısmı behemehal  (mahkeme böyle bir sonuca ulaşmamıştır, menemen olayıyla terakkiperver fırka ve K.Karabekir arasında bir irtibat görülmemiştir. Ancak ilginç olan araştırmacılar da bu husus üzerinde pek durmamışlardır y.n) FETHİ BEY DEĞİLDİR KAZIM KARABEKİR “hür adam”da imzasız makaleler yazmaya başladı, hükümeti düşürmek için bir harekettir. Şimdiye kadar çıkaramaması ve şimdi çıkarması cüret ve cesaret-i umumiyeti arttırmaya sebep olmuştur. Bu gazetecilere de temas etmek ve hiçbir şey yapılmasa bile Divan-ı Harbde sorguya çekmek lazımdır…

 

İsmet Paşa Fransızların neşriyatı

“Gazi ve İsmet Paşalar Serbest Fırkayı ezmek için bunu tertip ettiler. Doğru mudur?”  diye soruyorlar, bu bir propagandadır  ( bizim görebildiğimiz kadarı ile yakın tarihi yazanlar ve araştırmacılar arasında sözü edilen Fransızca gazeteleri inceleyen olmamıştır. Bu bizim tarihsel hadisleri ne kadar derin! ele aldığımızın da bir göstergesi sayılabilir y.n.*)

Gazi Paşa

Kısa zamanda bu işi bitirmeli. Her şey çıkmasada zararı yok ayrı bir safha olur.

Kazım Paşa

Nakşibendi Teşekkülü Siyasidir bütün isyanlar bunun hareketi ile başlamıştır. ABDÜLHAMİT DE bundandır. Eski ihtilallerde öne düşen şeyhler hep Nakşibendi’dir. Bu malumatla divan-ı harp bu isyanı yapan bu tarikatın siyasi olduğunu ve tekeller kapandıktan sonra faaliyetlerini bir irtica hareketi olduğunu tespit eder. Şeyhleri mevkufen (tutuklu) mahkemeye alır. Tarihi ananeler böyledir. Tekkeler ya mektep yapılmalı yahut YAKILMALI. Bunlarla irtibatı olan diğer şahıslar da etraftan celbedilmelidir……

Şükrü Kaya

Bayburt İhtilal inde askerimizi kesenler Nakşibendilerdi 31 Mart Vakasında Vahdeti de Nakşi idi.

Kazım Paşa

Bitlis’de de büyük bir isyan oldu. Bozkır isyanını yapanlarda da Nakşibendiler vardır.

Gazi Paşa

Bu teşekkülde kadın mensuplar meselesi de mühimdir, bunlara müsamaha etmek doğru değildir. ( Yıllar sonra 28 Şubatta da başörtüsü dolaysıyla kadın meselesi üzerinde durulması da tarihin sürekliliğini gösterir. y.n) KUMANDANLAR BİLMELİDİRLER Kİ BU TARİKAT YOK EDİLECEKTİR, Siyasi İrtibat aranacaktır.

Kazım Paşa

Bu tarikat muzır bir yılandır, mahvedilmelidir.

Gazi Paşa

Hiçbir yerde KUTUP ve KUTBUL EKTAP bırakılmamalıdır.

İsmet Paşa

Başkumandana seferde idam salahiyeti verileceği teşkilat-ı esasiyeye girmelidir. Bunda İdam Cezası Meclise aittir.

Zekai Bey

Böyle bir kanun vazı Teşkilatı Esasiye muhaliftir amma meclis çıkarmıştır. 595 sayılı kanundur.

İsmet Paşa

Teşkilat-ı Esasiye Menafidir (olumsuzdur) İdam cezaları bahsedilmemiştir. İcra Edilemez.

Gazi Paşa

İdam Cezasını Meclis tasdik etsin… (buna karar verildi)

Menemen ve Malum köyler ahalisinin kâmilen tehcirini Gazi Paşa çok şiddetle ileri sürüyordu. İsmet Paşa muhalefet ediyor, Kazım Paşa ile Şükrü Kaya İsmet Paşa ile beraber. Fakat Gazi mussır (ısrarlı) olmakla beraber, kış geçinceye kadar kalsınlar diye mühlet veriliyor.”

Hadisenin serüveni Fahrettin Paşa’nın anılarında açıkça ortadadır. Fazla söze hacet yoktur.

 *  y.n. (yazarın notu) 

 



[1] Büyük Erkan-ı Harbiye Riyaseti`nin 26/12/1930 tarihli ve 6747 No`lu tezkeresinin sureti.

 

Tahir Güroğlu / Özgün Duruş

41 Yorum

Diğer Haberler

Lozan'ın Gerçek Kahramanı Kimdi?

Meğer Asıl "Camiler Kışlamız" Diyen İnönü'ymüş!

Fedakâr Milli Burjuva : Mehmet Nuri Demirağ

Tanıkları, mağdurlarıyla bir zihniyet kodlaması: 12 Eylül

Cumhuriyet Halk Partisi

İngiliz Raporlarıda Resmi Tarihi Yalanlıyor

İsrail'in Katliamları ve "Nakba"

Gadre Uğramışların Tarihi / Bahadır Kurbanoğlu

Askerin Siyaseti İkinci Tanzim Projesi : 12 MART

Bir Devrin Hikayesi : Milli Görüş

Senusilik, Libya ve İnkilap Tarihi / Dr.Mehmet Doğan

Coğrafi Keşiflerin Amacı Neydi?

Bir TC Sembolü Menemen'in Yalan Tarihi

Balfour 93 Yaşında / Dr.Yusuf Rezka

Bir Rüyanın Ardından Gerçekleşen Sessiz Devrimcilik (1)

"Dersim'i vurun" emri M.Kemal'den / M.Armağan

Filistin Tarihinde Kaynak Sorunu

Vaad edilmiş topraklar : FİLİSTİN

İsrail'in Katliamlarla Dolu Tarihi

Bilinmeyen Yönleriyle 27 Mayıs Darbesi

27 Mayıs : Halkı Darbelerle Terbiye Etmenin Başlangıcı

Kemalist/ laik dikta rejimindeki demokrasi oyununun 60.yılında

İnönü'yü Hitler'e ilk benzeten kimdi? / Mustafa Armağan

Haşimoğullarının İslam tarihindeki yeri ve önemi

Harf Devriminin Okur-Yazar Oranına Etkisi Oldu mu?

27 Mayıs Gölgesi : Siyasetsiz Siyaset

"Mamak'ta zorla andımızı okuttular"

Birinci Meclis'in başına neler geldi?

3 Mart Sebebiyle Halifelik Meselesi Yeniden.. / Yrd.Doç.Dr.Ali Duman

Hz.Peygamber 900 Yahudi'nin öldürülmesi emrini vermiş miydi?

Cemal Paşa ve Suriye Olayları

İçimize Sinen İttihatçı Gelenek / Yrd.Doç.Dr.Caner Arabacı

Türkiye'nin 150 yıllık derin iktidarı

Hizipleşmenin Ümmete Maliyeti

Menemen'de resmi tarihin itirafı!

Cemal Paşa'nın Hayatı ve İcraatları

İngiltere, dostu "Şah"ı neden istememişti?

Maraş olaylarının perde arkası!

Türk Hava Kuvvetlerinin Staj Alanı : Kürt İsyanları

"Atatürk tek partiye inanmıştı" Taha Akyol
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz