Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


Erdemli bir şahsiyet : Babanzade Ahmet Naim
"Şapka kanunundan sonra üniversitede ders verirken bile devrimin simgelerinden olan şapkayı takmayan adam gibi adam…"
16/05/2010 / 01:27

 

 

24 Temmuz 1908'de 2.Meşrutiyetin ilanından 5 yıl önce özgürlüğün bir nebze hâkim olduğu dönemde  "Sıratı Müstakim"  dergisini çıkarma gayreti gösteren 30'lu yaşlardaki Mehmet Akif kendisini yönlendirecek bir kimlik arayışı içindeyken dost bir insanı tanımıştı. Arada bir uğradığı Beyazıt'taki meşhur Küllükkıraathanesinde bir sohbet meclisinde tanıdığı bu insan Ahmet Naim'den başkası değildi. Bu kıraathaneye o günün aydın, âlim insanları gelir oturur, sohbet meclisleri kurar, memleket meselelerini aralarında konuşur, müzakere ederlerdi. Sohbet ortamında dini, ilmi, kültürel birçok konular konuşulur, fikirler paylaşılırdı.

 

 

Şapka kanunundan sonra üniversitede ders verirken bile devrimin simgelerinden olan şapkayı takmayan adam gibi adam… Derste başına siyah bir takke takardı.

 

 

Bu ortamda Ahmet Naim'in görüş ve fikirleri Akif'e sıcak gelir ve aralarında bitmeyecek bir muhabbetin temelleri oluşur. Otuz yıldan fazla dost ve ahbaplıkları olur. Akif'le beraber Arapça dersler alırlar. Millete faydalı olur kanaatiyle beraber İTC (İttihat Terakki Cemiyeti) üyeliğine girerler. Sonra ne menem bir kulüp olduğunu anlayınca beraberce ayrılır ve sohbet gurupları oluştururlar. Sohbet guruplarına dönemin aydınları yanı sıra Ferit Kam, Said Nursi, Elmalılı gibi şahsiyetler de katılır.

 

 

1918'deki Osmanlı Meclisi, dini ihya etme, ümmet fertlerine ahlaki faziletleri verme, ahkâm-ı diniyeyi tebliğ ve telkin vazifesi için bir "İslam Akademisi" kurdu. Adı, Darul-Hikmetil-İslamiye olan bu akademi bir nevi  "Yüksek İslami Şura" görevi görüyordu. Vazifeleri arasında mektep ve medreseler de okutulacak İslami ilimleri kapsayan kitapları tespit ve bastırmak da vardı.  Akademinin bir de gazetesi vardı: Ceride-i İlmiye. Akademi azaları önemli gördükleri konuları bu gazeteye yazarlardı. Her ne kadar ismi anılmasa da Babanzade'nin akademide faal olduğu kanaatindeyim. Çünkü Akif ile beraber bir "Türkçe Lügat" hazırlama çalışmaları vardı. Yazık, bitiremediler!(1)  Akademi azalarına bakıldığında şu isimler göze çarpmaktaydı: Mustafa Sabri Hoca, Said Nursi, Elmalılı Hamdi, Ferid Kam, İzmirli İsmail Hakkı ve Mehmet Akif. Süreç içinde toplumu ihya etmek için kitap ve risaleler yayınlandı, gazeteler basıldı. Akademinin çalışmaları 4 yıl sürdükten sonra sona ermek zorunda kaldı. (2)

 

 

Babanzade A.Naim ile Akif'in dostlukları çok sıkıydı. Nitekim Akif'e bu dostun vefat haberi gelince sanki dünyası başına yıkılmıştır. Akif şöyle anlatır; Babamın bile ölüm haberi gelince bunu normal karşılamıştım. Çünkü itikadım gereği, her fani ölümü tadacaktı. Ve bu haber bana o kadar tesir etmemişti. Ne zaman ki Naim'in ölüm haberi ulaştı, dünyam başıma yıkıldı! O bana babam gibiydi. Muhammed Abduh için Cemaleddin Afgani ne ise, Mevlana için Şems ne ise, Akif için de Ahmet Naim öyleydi. Akif'in akıl hocasıdır, öğretmenidir. Akif onda kendini bulmuştur.

 

 

Mehmet Akif sonraları giden dostu, dostları için şu mısraları kaleme alacaktı:

 

 

Hepsi göçmüş, hani yoldaşlarının hiç biri yok,

 

 

Sen mi kaldın yalnız, kafileden böyle uzak,

 

 

Postu sermekse meramın yola, serdirmezler,

 

 

Hadi, gölgenle beraber silinip gitmene bak!

 

 

Ahmet Naim, erdemli kişiliği ile kendisine muhalif, başka dünya görüşüne sahip olan insanların bile saygı ve takdirini kazanmış bir İslamcı şahsiyetti. Sevmeyenleri bile onu, sözünün eri biri olarak tanımlamışlardır.

 

 

Cumhuriyet döneminde elde dolaşan Kuran mealleri pek sağlıklı değildi. Sağlıklı bir Kuran Meali ve tefsirine olan ihtiyaç için bu işe uygun ehil insanlar aranırken akla gelen ilk isimler Elmalılı Hamdi Yazır ve Akif'ten başkası değildi. Meclis bu iki İslamcı şahsiyeti bunları hazırlamakla görevlendirirken Sahihi Buhari tercümesi için de Babanzade Ahmet Naim'i uygun görmüştü.

 

 

1908'den itibaren çıkan haftalık Sıratı Müstakim (daha sonraları Sebilür Reşat) dergisinin hadis sayfasını Akif'in ricası üzere B.Ahmet Naim hazırlıyordu. Arapçayı iyi bilen Babanzade daha sonra kendini Hadis dalında iyi yetiştirecekti. Buhari Tercümesi görevini üstlenmiş, meal yazması için Akif'i kendisi ikna etmiştir. Buhari Tercümesi Hadise giriş babında  "Hadis Usulü hakkında" 500 sayfalık muazzam bir mukaddime hazırladı. Bu mukaddime onun hadis dalında ne kadar otorite sahibi olduğunun tek başına göstergesiydi. Hadis'e yaklaşımda sıhhat açısından senet tenkidinin önemli olduğu kadar metin tenkidinin de gerekli olduğunu hassaten belirtmiştir. Ne yazık ki ömrü vefa etmediğinden ancak 3.cilde kadar tercüme edebilmiştir. Daha sonra Kamil Miras tarafından tamamlanan bu eser Diyanet tarafından basılmıştır. (3)

 

 

Döneminde yükselen ulus-devlet anlayışına karşı ümmetçiliği (İttihadı İslam) savunan A.Naim, Türkçülüğe karşı reddiyeler ve yazılar yazdı. Dönemin Türkçü akımı ve görüşlerine karşı basında ciddi yazılar kaleme aldı (1914). Bu dönemde  "İslam Irkçılığı Menetmiştir" adlı meşhur risalesini yazmıştır. Irkçılık, kavmiyetçilik belasının ne başa bela olduğunu dil getirenlerin en başındaydı.

 

 

Üniversitede birçok insan ve aydın öğrenci yetiştirdi. Felsefe ve düşünce tarihi alanında isim sahibi olan Niyazi Berkes,  Macit Gökberk onun öğrencileriydi. Arapça, Fransızca tercümeler yaptı. Fransız günlük gazeteleri takip ederdi. Kendisi Kürt'tü. Anadili yanında Türkçe, Arapça, Fransızca ve Farsçayı iyi konuşurdu.

 

 

1933 yılında İstanbul Darülfünun Edebiyat Fakültesinde rektör ve eğitim görevlisi iken "Dini Reformlar" adlı bir teşekkülde yer alması için baskılar yapıldı. Oluşturulan heyette yer aldı. Önüne gelen bu reform taslağını onaylamadığı için o ve onun gibi öğretim görevlileri (Ferid Kam, İ.H.İzmirli v.b) görevlerinden baskı ile atıldı. İşini ve canını kaybetmek pahasına bunu göze aldı. "Din Reformu" adı altında yapılmak istenenler neydi, diye baktığımızda tüyleri diken diken edecek uygulamalar sahaya konmak isteniyordu; Ezan ülkenin her tarafında zaten Türkçe okunuyordu. Camilere kiliselerdeki gibi sıralar koymak, camiye ayakkabıyla girmek, müzikli aletler yerleştirmek (piyano vs.), Türkçe ibadet, namazın şeklinin değişmesi vs… Yani hedef Milli devlet, Milli din, Milli bir ibadet şekli ortaya çıkarmaktı… (4)

 

 

13 Ağustos 1934 günü 62 yaşında namazda secde halindeyken vefat haberi geldi. Edirnekapı Mezarlığına defnedildi.  Akif öldüğünde onun yanına defnedilir.

 

 

Akif'in, Secde adlı şiirini ona ithaf ettiği rivayet edilir:(5)

 

 

Bırak, hâsir kalan seyrinde mi'râcım devâm etsin;

 

 

Rükû'um yerde titrerken, huşû'um Arş'ı titretsin!

 

 

İlâhî! Serserî bir damlanım, yetmez mi hüsrânım?

 

 

Bırak taşsın da coştursun şu vahdet-zârı îmânım.

 

 

Bırak hilkatte hiç ses yok bırak meczûbunun feryâd...

 

 

Bırak tehlîlim artık dalgalansın, herçi-bâd-âbâd!

 

 

......................................
Kıyılmaz lâkin, Allah'ım, bu gaşyolmuş yatan vecde...

 

 

Bırak, "hilkat"le olsun varlığım yek-pâre bir secde!

 

 

Kaynakça:

 

 

1-Mehmed Akif Ersoy Hayatı, Seciyesi, Sanatı. Mithat Cemal  Kuntay. Timaş Yayınları.

 

 

2-Son Devrin İslam Akademisi. Sadık Albayrak.İZ YAYINCILIK

 

 

3-Babanzade Ahmet Naim. Hüseyin Hansu. Kaynak Kültür Yayın Grubu

 

 

4-Bir siyasi proje olarak TÜRKÇE İBADET.Dücane Cündioğlu. Kitabevi Yayınları.

 

 

5-Bkn. M.Cemal K.  a g. e

 

Islah haber

21 Yorum

Diğer Haberler

"Kul Sadi Yüksel" bir güzel insan...

Şehadetinin 24.Yıldönümünde Bilal Yaldızcı

Ateş altında bir müfessir / "Kur'an Mesajı"nı günümüze taşıdı

Vefatının Sekizinci Yılında Aliya...

Burhaneddin Rabbani Şehid Edildi

Bağdat'tan bir müderris geçti!

Faruk Beşer'in Dört Tavsiyesi & Öğrencisi Anlattı..

Abdurrahman Kevâkibi (1854-1902)

İslam aleminin muzdarip çocuğu : Muhammed İkbal

Hidayet öncüsü,doğru yolun yılmaz savunucusu; İmam Ali en-Nâki

İmam İbn-i Teymiyye

Sedat Yenigün’ün Şehadetinin 31. Yılı...

Kürdistan'dan Yükselen İslami Çığlık : Şeyh Said Kıyamı

Özgün Bir İlim Adamı : Prof.Dr.Sadık Kılıç

Carlos'un Hayat Hikayesi

Takiyyûddîn en-Nebhânî ve Hizbu't-Tahriri'l-İslami / David Commins

Ruhi Özcan'ı tanır mıyız?

Mao'ya karşı savaşan Müslüman Hui Lider

Şehid Mervan Hadid

Mevlana Emin Ahsen İslahi (1904-1997) / Salem Kiyani

Sahur vaktinde Şehid edilen Alim...

Brodbeck'teki heyecan kimde var? - SAHNEDEN SECCADEYE...

Tahrifin sidre-i müntehası : Nasr Hamid Ebu Zeyd

Fadlallah'ın entellektüel mirası

Ayetullah Fadlallah'ın ardından

Açe Özgürlük lideri Hasan Di Tiro vefat etti

Prof.Dr.Macit Gökberk (1908-1993)

Hasan el-Benna neden önemli?

Bir Mücahid Derviş : Bahattin Yıldız

Siyonist İsrail'in İşlevini Kavramak / Bahaddin Yıldız

Erdemli bir şahsiyet : Babanzade Ahmet Naim

El-Biruni (973-1051)

Kimyanın Kurucusu : Cabir Bin Hayyan

Bediüzzaman Ebû'l İz İbn-i İsmail İbn-i Rezzaz El-Cezeri

Şehid Murtaza Mutahhari'yi Unutmadık

Faslı düşünür Cabiri vefat etti

Kıymetli bir alim : Zâhid el-Kevseri

Şehadetinin 6.Yılında Dr.Rantisi'nin Mücadelesini Selamlıyoruz

Vatan Müdafaacıları ve Şehadet Aşıklarının Lideri : Şeyh Yasin

İrlandalı Bir Vicdan Savaşçısı...
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz