Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


İslam Peygamberi'nin Hayatını Niçin İnceliyoruz? / Prof.Dr.Muhammed HAMİDULLAH
Tebliğinin daha ilk gününden itibaren, Muhammed (AS) tüm dünyaya hitap eder: O, herhangi bir millet ya da dönemle kendisini sınırlandırmamıştır; ırk ve sınıf farklılığı göstermez: İslam’a göre, insanlar arasında mutlak eşitlik ve isteyerek yapılan eylemlerdeki bireysel üstünlük esastır.
16/06/2010 / 10:44

1. Hamd, Alemlerin Rabbi olan Allah’adır; ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım dileriz. Cenab-ı Hakk’ın salât ve selâmı üzerine olsun, insanlığın hayrı için yapmış olduğu her şey için Hazret-i Muhammed (AS)’e hürmet ve şükranlarımızı arz ederiz!

2. ‘Allah’ın Elçisi’ kavramı ülkelere, yörelere ve çağlara göre farklılık gösterebilir. Müslümanlar nezdinde  insan, tüm yaratılmışlar içerisinde en saygı değer olanı ve Allah’ın elçisi de insanlar arasında en saygı değer ve en kâmil olanıdır. Bu da kuşkusuz insanlığın en güzel özellikleri olarak görülmektedir.

3. İnsan hayatı, maddi ve manevi olmak üzere iki büyük bölüme ayrılmıştır. Bu iki alan arasında dengelibir uyum sağlamak ve diğer insanlara böyle bir hayatın uygulanabilir bir örneğini vermek:  Şu fani insanlara rehberlik edecek birinin ideali işte bu olacaktı.

4. Tarih, hayatları izlenmeye değer en güzel örneklerle dolu olan sayısız kral, alim, aziz vb. kişilere tanık olmuştur. Peki , vefatının üzerinden ondört yüzyılı aşkın bir zaman geçtiği, bu arada bilim inanılmaz ilerlemeler kaydettiği ve hatta kendi hayatımızdaki durum ve kavramlar bile derin değişikliklere uğradığı halde, diğerleri gibi bir insan olan  Muhammed (AS)’ın hayatını incelemeye neden gerek duyuyoruz?

5. Bir Müslüman için bu sorunun cevabı gayet basittir: Kişi, kendi hayatında Rehber’inin (Resulullah’ın) yolunu izlemiyorsa Müslüman olamaz. Ama henüz Sîret’in (Muhammed AS’in hayat hikayesi) ayrıntılarını bilmeyen bir kimse için, bazı hususları hatırlatmakta yarar vardır:

a. Onun öğrettikleri bizzat kendi denetimi altında kaleme alınmış ve güvenilir bir biçimde sonraki nesiller için muhafaza edilmiştir. Çeşitli büyük dînî önderler arasında, Muhammed (AS), zaman zaman Cenab-ı Hakk’tan aldığı ilahi vahiy ve buyrukları sadece kendi çevresindekilere tebliğ etmekle kalmamıştı. O, aynı zamanda bu buyrukları katiplerine yazdırmak ve bunların örneklerinin ashabı arasında çoğaltılmasını sağlamak gibi ince bir düşünceye de sahipti. Onun öğrettiği şeylerin korunup muhafaza edilmesi, bu vahiy metinlerinin Müslümanlar için ibadetleri esnasında okunması suretiyle dini bir vecibe haline gelmişti. Bu durumda, ilahi metinlerin ezbere öğrenilmesi gerekiyordu. Bu vahiyleri, yani Kur’an’ın yazılı örneklerini edinme ve bunları bir bütün halinde ezberleme uygulaması kesintisiz sürdürüldü. Bu iki yöntemden (yazılı örnekler ve ezberleme) her biri, ilahi mesajın, vahyedildiği esas dilde özgünlüğünden bir şey yitirmeksizin aktarılmasında birbirlerini desteklediler. Bu Kur’an metni, Tevrat ve dört İncil’in birlikte oluşturduğundan daha kapsamlıdır. Öyleyse onun, insan hayatının tüm alanlarıyla ilgili emir ve talimatlar içermesine şaşırmayalım.

b. Muhammed (AS) hiçbir zaman Allah’ın Elçisi olma şerefini tekelinde bulundurduğunu iddia etmemiş, aksine, kendisinden önce’de Allahu Teâlâ’nın bütün milletlere benzer elçiler gönderdiğini belirtmiştir. Adem (AS), İdris (AS), Nuh (AS), İbrahim (AS), Musâ (AS), Davud (AS), İsa (AS) gibi bunlardan gibi bunlardan kimilerinin adını vermiş ve adlarını anmadığı bir çoğunun bulunduğunu da ilave etmiştir. O, sadece ezeli ve ebedi hayatı yeniden inşa etmek ve önceki peygamberlerin insanlara tebliğ ettikleri ama Adem ve Havva’nın soyundan gelenlerin can sıkıcı tarihlerinde baş gösteren savaş ve ihtilaller sonucunda bozulup kaybolmaya yüz ttutan şeylere güncellik kazandırmak gibi bir işlevi olduğunu da bildirmiştir. Muhammed (AS)’ın, ilahi tebliğinin, Allah’ın kendisinden sonra yeni bir elçi göndermeye ihtiyaç duymayacak biçimde, el değmemiş ve bozulmamış bir haldekalacağına olan inancı tamdı. Gerçekten biz bugün, Kur’an ve Hadis’i asli dilleri ile elimizde bulundurmaktayız. Ve bu dil hala canlılığını korumaktadır.

c. Tebliğinin daha ilk gününden itibaren, Muhammed (AS) tüm dünyaya hitap eder:  O, herhangi bir millet ya da dönemle kendisini sınırlandırmamıştır; ırk ve sınıf farklılığı göstermez: İslam’a göre, insanlar arasında mutlak eşitlik ve isteyerek yapılan eylemlerdeki bireysel üstünlük esastır.

d.  Mutlak şer gibi mutlak kötülük de, insan topluluklarında az rastlanan istisnalar olup, çoğunluk “vasat insan” sınıfına dahildir. Muhammed (AS) ilgi alanını insanlar arasındaki “meleklerle” sınırlandırmıştır: Onun tebliğini esasen insanların büyük çoğunluğunu oluşturan sıradan insanlara yöneliktir. Kur’an’ın ifadesiyle insanoğlu “hem bu fani alemde hem de öte dünyada iyiliği ve hayrı”1 aramalıdır.

e. İnsanlık tarihi büyük krallıklardan, büyük fatihlerden, büyük reformculardan büyük velilerden vb. uzak olmamış, ancak bunların her biri sadece kendi ilgi alanlarında bir değer ifade etmişlerdir. Tüm bu farklı özelliklerin tek bir insanda toplanması, -Muhammed (AS)’ın durumunda olduğu gibi-, çok ender bir durum olmakla kalmayıp, fakat aynı zamanda öğrettiklerinin muhataplarınca uygulanma imkanı bulduğu bir durum oluşturur. Bu konuda, geçmiş deneyimlere dayalı uygulamalarla belirlenen dengeli bir yaklaşım sergilenmiştir.

f.  Reformcu bir kişilik olarak, Muhammed (AS)’ın günümüz dünyasının en büyük dinlerinden biri olan, hala canlı bir biçimde varlığını sürdüren ve kayıpları, gündelik kazançlarıyla karşılaştırıldığında neredeyse  gözardı edilebilir nitelikli bir dinin önderi olduğunu söylemek yeterlidir. Allah’ın  sevgili bir kulu ve kendisine emredilen ilahi buyrukları uygulayan biri olarak, Muhammed (AS)’ın hayatının masum ve söz götürmez olduğunu görürüz. Toplumsal bir öğütleyici olarak, O’nun, her şeyin karmakarışık olduğu bir ülkede işe sıfırdan başladığını ve on yıl sonunda, Irak ve Filistin’in güney bölgelerinde birlikte Arap Yarımadası’nın tamamını kapsayan 3 milyon km²yi aşkın alana sahip bir Devlet kurduğunu biliyoruz. Bu  devleti emanet bıraktığı halefleri, onu, kendisinden sonra, onbeş yıl gibi kısa bir süre içinde Avrupa,2 Afrika ve Asya gibi üç kıtaya yaydılar. Kendi komutasında yapılan savaşlarda, her iki tarafın kayıplarının tamamı birkaç yüz kişiyi aşmamış; bununla birlikte tüm bu topraklarda mükemmel bir itaat sağlanmıştı. Gerçekten de o, bedenlerden ziyade gönüllere hükmediyordu. Hayattayken görevini tebliğde elde ettiği başarı, Veda Haccı sırasında Arafat’a yaklaşık 150.000 kişilik bir mümin topluluğuna hitap edecek kadar büyük olmuştur.Halbuki çok sayıda Müslüman da, bu tarihi olay sırasında kendi memleketlerinde kalmıştı,zira her yıl Hacc’a gitmek zorunlu değildir.

g. Muhammed (AS), kendisini asla müminlere buyurduğu kuralların üstünde görmüyordu: Aksine O, ashabına emrettiğinden çok daha fazla namaz kılıyoru, oruç tutuyor ve sadaka veriyordu. İlerde de göreceğimiz gibi, O, hem barış hem de savaş dönemlerinde, düşmanlarına karşı adil ve merhametli davranıyordu.

h. Öğrettiği şeylere gelince: O insan hayatının tüm yönleriyle, inanışlar, ruhi ve manevi uygulamalar, ahlak, ekonomi, siyaset, kısacası bireysel ya da ortaklaşa, ruhsal  ya da dünyevi hayata dair her şeyle ilgilenmiş, tüm bunların yanı sıra da kendi güzel örneğini bırakmıştır.

6.  Öyleyse, onun hakkında karar vermeden önce bu hayatın incelenmesi gerekir.

7. Farklı kişilerin hayat hikayeleri farklı türden malzemeler üzerine kurulmuştur. Yazılı kaynaklar arasında bazılarından öğreneceğimiz birçok şey bulunurken, bazıları özellikle genel anlamda ilgi çekebilecek hususlarda pek az bir değer taşırlar.

8. Öte yandan, kral, ozan, flozof, mühendis, yargıç, veli gibi sıradan bir insanın hayat hikayesi ile bir Allah elçisininki arasında büyük ayrımlar göze çarpar. Onun hayatında sadece maddi ve diğer fanilerle ortak şeylere değil aynı zamanda kutsal vahiyler, mucizevi bağışlar gibi olağanüstü durumlara ve sıradan insanların hemen hiç bilmediği diğer olaylara da rastlanır. Hatta, bu kutsal elçi birçok niteliği aynı anda kendisine toplamış biri olduğu zaman, onun hayatını yazma uğraşı hayat hikayesini yazanın da ayrıcalıklı nitelikler taşımasını gerektirir. Bu hayat hikayesini yazacak kişinin, nesnel ve tarafsız bir inceleme yapabilmek için, öncelikle içten bir samimiyete ve üzerinde çalışacağı konu hakkında derin bir anlayışa sahip olması gerekir. Yine o kişinin, kahramanının insanlığa yapmış olduğu katkıları daha iyi değerlendirebilmek için ülkenin eski tarihini; arka planda olup bitenlerin yanı sıra, Muhammed (AS)’ın etkinlikleriyle dünya tarihinde meydana gelen sonuçlar için o dönemin uluslar arası tarihini; ashabının kültür ve uygarlık düzeyini nasıl yükselttiğini anlamak için sosyalijiyi; Kur’an’ın olağanüstü değeri için edebiyatı; Muhammed (AS)’ın fatihlik özellikleri için askerlik bilimini; din değiştirme nedeni ile İslam toplumu içerisinde meydana gelen değişimi anlamak için psikolojiyi ve daha birçok şeyi yeterince bilmesi gerekir. Bütün bu niteliklere sahip olduğumuzu iddia etmeksizin, biz şöyle diyoruz: Bu saydıklarımızın hepsini kendinde toplamış bir bilim adamını beklemek gerekseydi, Muhammed (AS)’ın hayatının tarihçesi (Sîret) asla  yazılmamış olacak ve bu durum bilimin gelişmesi aleyhine sonuçlar doğuracaktı.

9. Muhammed (AS)’ın yaşadığı dönemle ilgili çok sayıda malzeleme bulunmaktadır. Her şeyden önce Resulullah (AS)’ın emirleri doğrultusunda yazılıp derlenmiş olan ilâhi vahiyler koleksiyonu vardır. Daha sonra Muhammed (AS)’ın yaptığı ya da söylediği şeylerin anlatıldığı ve ashabının yazdıklarına dayanan Hadis yahut Sünnet gelir. Bu arada, Resulullah (AS)’ın sağlığında İslam’ı kabul etmiş çok sayıda insan arasında yüz bini aşkın kişiden herbirinin bir sonraki kuşağı, Efendilerinin hayatılyla ilgili en azından bir olayı aktarmış olduğunu da hatırlatalım. Burada rastladığımız biçimiyle, tek bir kişinin hayatıyla ilgili doğrudan kaynaklar ve görgü tanıkları, ne ondan önce ne de sonra, başka hiçbir kimsede görülmemiştir.

10. Muhammed (AS)’ın hayatı ve öğretisi ile ilgili olarak, Kur’an ve Hadis gibi iki kaynağın yanı sıra, elimizde, kahramanımızın hayatındaki olaylara yapılan göndermeler ve tasvirlerle ilgili değerli bir bilgi kaynağı oluşturan, o döneme ait şiirler de mevcuttur. Meşhur bir Arap atasözü şöyle der: “ Şiir, Arapların arşiv dairesidir” (Eş-Şi’ru Dîvânu’l-Arab).

11. Mekke ve Medine’de (hatta muhtemelen Ta’if, Hayber vb. yerlerde) o dönemle ilgili yüzlerce hatta binlerce yazma vardır ve bunları derleyip inceleme çalışmaları henüz başlamıştır. Ben de, Medine ile ilgili o döneme ait beş altı yazmayı yayınladım; ve bugüne kadar incelenmiş olanlar sadece bunlar.

12. O dönemde çevre ülkelerle ilgili tarihi belgeler ne yazık ki elimizde yoklar. Resulullah (AS) henüz hayatta iken İslam Devleti, Malabar (Güney-Doğu Hindistan) ve hatta Çin ile ilgili olarak nakledilen efsaneler bir yana Habeşistan, Mısır, Bizans İmparatorluğu ve İran Sasanî İmparatorluğu ile birtakım ilişkiler kurmuştu. Doğubilimci Margoliouth, o tarihlerde konumuzla ilgili Mısır ‘da Kıptîce belge bulunmadığını açıklamaktadır. Bizans imparatolarının sarayında resmi kronikçiler (günlük tarih yazarları) vardı; ancak, kötü bir rastlantı sonucu bu belgelerdeki bir yüzyıllık kesinti, bizim ilgilendiğimiz döneme denk gelmektedir.Zonaras,Nicéphore, Théophane ve öteki imparatorların dönemi daha sonraki tarihlere rastlamaktadır. Bu dönemle ilgili olarak İran, Hint ya da Çin kaynaklarından da bilgi ulaşmamıştır. Muhtemelen Resuullah (AS) henüz hayatta iken, Araplara komşu ülkelerin, göçebelerin oturduğu ve sonu gelmeyen iç savaşlarla parça parça olmuş Arap yarımadasında olup biten olaylara herhangi bir önem vermeleri için vakit henüz çok erkendi.

13. Çok erken bir dönemden itibaren, Müslümanlar, peygamberlerinin hayat hikayelerini (Sîret) kaleme almaya başladılar. Hatta bunlardan bazıları sahabe zamanında yazılmıştır. İlkin onun savaşları ve gazveleriyle ilgili anlatılanlar daha sonra da geniş bir ilgi toplayan diğer çalışmalar ortaya çıktı. H. 1. asra ait çalışmalar tamamen kaybolmuş değildir, ancak Resulullah (AS)’ın siretiyle ilgili aynı dönemde kaleme alınmış eserler tamamen kaybolmuş gibi görünmektedir. Halen mevcut en eski çalışmalar arasında bazı bölümleri Karaviyyîn (Fas) kütüphanesinde bulunan İbn İshâk’ınki (ö. 151 H.) bulunmaktadır. Daha sonra gelen bir yazar tarafından derlenen ve İbn İshâk’ın okul arkadaşı Musa İbn Ukbe’ye ait çalışmanın elimizdeki birkaç parçası ise Berlin’de saklanmaktadır. Bütün halinde bize kadar ulaşan eserler arasında, el-Vâkıdî’nin (ö. 207 H.) el-Megâzi’si (British Museum el yazması) ve er-Ridde (Bankipore/Hindistan el yazması) yer alır. İbn İshâk’ın bu iki eserini, üzerinde bazı düzeltmeler yapıp tek bir kitap halinde toplayan ve bizlere Sîretu Resulullah adıyla birçok kez yayınlayarak sunan İbn Hişâm’a (ö. 210 H.) minnettarız. İbn Sa’d (ö. 230 H.) da oldukça önemli biridir; zira, biyografi niteliğindeki kapsamlı sözlüğünde (Tabakât), sadecde Resulullah (AS)’dan değil, aynı zamanda onun yüzlerce sahabesinden de bahseder.

14. İslam-öncesi Arabistanı soybilimsel veriler biçimi altında ulusal bir tarihe tanık olur. İbnu’l-Kelbî (ö. 204 H.) ve daha sonra onun öğrencisi el-Belâzurî (ö 279 H.), biryandan İslami dönemle ilgili çalışmaları sürdürürken aynı zamanda bu bilgileri kapsamlı kitaplar halinde bize kadar saklamışlardır. Mus’ab (ö 236 H.) ve öğrencisi İbn Bekkâr’ın kilerle birlikte aynı konu da kaleme alınan bu eserler bize kadar ulaşır ve bu arada bizelere başka yerlerde rastlamadığımız tarihi bilgileri anlatırlar.

15. İbn Habîb, Dîneverî, Taberî,Ya’kûbî, Mes’ûdî ve diğerleri Resulullah (AS)’ın hayat hikayesine ait bilgiler yazmamakla birlikte, bu klasik yazarların çalışmaları konumuzla ilgili çok kıymetli bilgiler içermektedir.

16. Ben, gerek Doğu’da gerekse Batı’da, çok derin bilgilerle yüklü olan selefilerimin eserlerinden de yararlandım.

1. Bakara: 2/201.
2. İspanya’nın bir bölümü H.27 (M.647) yılında Halife Osman tarafından fethedilmişti. Bk. Taberî, I, 2817; Belazurî, Fütûh, s. 408. Daha geniş bilgi için, bk. “Halife Osman dönemi H. 27 yılında Endülüs’ün Fethi” konulu Arapça makalemiz, İslam Tetkikleri Enstitüsü Dergisi (İstanbul Üniversitesi), VII/1-2, 1978
 

Prof. Dr. Muhammed Hamidullah, İslam Peygamberi, Çev.: Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yazgan, Beyan Yayınları, İstanbul 2009.

19 Yorum

Diğer Haberler

Nasıl Bir Râsule ve Nasıl İnanıyoruz? / Erhan Koç

Hadislerin Vürûd Sebepleri / Prof.Dr.İsmail Lütfi Çakan

Bosnalı Bir Alim: Muhammed Tayyib Okiç:Türkiye’de hadis kürsüsünün kurucusu.

Bilgi Kaynağı Olarak Nebevî Sünnet / Dr.Muhammed Ammara

Hadisin Sübutunu Tespitte "Kuran'la Mukayese" meselesi / Doç.Dr.Ayhan Tekineş

Koşulsuz "Merhamet Peygamberi" mi,merhametle yoğrulmuş "Adalet Peygamberi" mi? / İlhami Güler

Muhammed Esed'in Hadis Yorumculuğu

Hadis Araştırmasında Dikkate Alınabilecek Aklîlik İlkeleri Ve Örnek Uygulama / Yavuz Ünal

Kutsi Hadisler Üzerine Bir Değerlendirme / Prof.Dr.Enbiya Yıldırım

Vahiy Karşısında Hz.Peygamberin Konumu ve Yükümlülüğü / Prof.Dr.Mehmet Erdoğan

Siyer Yazıcılığında Malzemeyi Kullanma Problemi / Doç.Dr.Mehmet Azimli

Sünneti Çağa Taşımak / Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Prof.Dr.Bünyamin Erul ile Peygamber Tasavvuru Üzerine

Peygamber Aklı / Ali BULAÇ

İslam Peygamberi'nin Hayatını Niçin İnceliyoruz? / Prof.Dr.Muhammed HAMİDULLAH

Necat Vesilesi Olarak Hz.Peygamber / Cemal Şakar

Hz.Muhammed'in (sav) Büyülendiği İddiası / Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Sünnet, Kur'an'ın pratize edilmiş halidir / Ahmet Kalkan

Nebevi Duruş / Ramazan Kayan

Müslümanlarda Beşeri Zaafların Belirişi ve Tevbe Süresinin Siyasi Çözümlemesi / Prof.Dr.Muhammed Abid Cabiri

Sünnet ve Hadis / Prof.Dr.Fazlur Rahman

Hz.Peygamber : Mitolojik Bir Figür Değil Hayatın İçinden Bir Kahraman / Prof.Dr.Şinasi Gündüz

Hurafeler Karşısında Hz.Muhammed (sav) / Prof.Dr.İbrahim Sarıçam

Hz.Peygamber'in Sünnetini Anlama ve Yaşama / Prof.Dr.Selahattin Polat

Hadis'te Davranış Güdüleri / Hadis ve Psikoloji

Oligarşi için "Pişmanlık Yasası" Çıkarılsın

Ercümend Özkan'ın Öncü Rolü Konuşulacak

Kenan Alpay, Cuma Günü Yargılanıyor!

Mehmet Pamak'tan Diyanet'e tavsiye : YA HAKKI SÖYLEYİN YA SUSUN!

Diyanet'e "Tevhid Dinine Dön" Çağrısı

CAMİLERİMİZ KEMALİST FANATİZMİN ÜSSÜ OLAMAZ!..

Modern Cahiliyye ve Milli Dindarlık -PANEL-

Taksim'de Onbinlerce Kişi İsrail'i Protesto Etti

Genelkurmay'a Çağrı : KIŞLANA DÖN!

Bugünün İhyasından Yarının İnşasına Bir Soluk : "VUSLAT"

Yeni Öğütüm Yılına Karşı Mücadeleye Çağrı

Özgün Duruş Gazetesi Çıktı!

Bağcılar'da Şehid Seyyid Kutub Gecesi

Hakikat-i Muhammedi ve Nur-u Muhammedi : Tasavvufun Peygamber Anlayışının Tenkidi

Tasavvuf Kitaplarındaki Uydurma Hadisler / Arif Çiftçi
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz