Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


Hasan el-Benna neden önemli?
O, sadece düşünen ve bunun haricinde hiçbir şey yapamayan aciz insanlar gibi değil, düşündükleriyle amel edebilen ihlas sahibi bir mücadele adamıydı.
16/06/2010 / 23:01

İslam davasına gönül veren ve hayatını cihada adayan bir mücahidin cenazesi toprağa verilirken, “müslüman kardeşler”i yanında olamamış ve cenazesi kadınların omuzları üzerinde taşınarak çıkartılmıştı evinden. Tabutunun yanı başında ise, ilk ilim tahsilini aldığı ve İslam davası yolunda ona ilk adımlarının basamağı olan babasından başka hiçbir erkek yoktu.

Neden cenazesi böyle kaldırıldı?

Evet, İslam sancağı altında binlerce insanı bir çatı altında toplayan Hasan el-Benna’nın bu şekilde toprağa verilmek istenmesinin altında yatan asıl gerçek ise; İslam'dan taviz vermeyen yürüyüşü, büyük bir kararlılıkla zulüm karşısındaki dik duruşu ve Allah’tan başka kimsenin önünde eğilmeyerek düzenin düzensizliğine başkaldırmasıdır.

‘Haramların İşlenmesini Önleme Cemiyeti’ni kurdu

Öyle ki ilim ve takva hayatının yaşandığı bir evden çıkarak öğrendiği İslam âdâbını tüm insanlığa yayma mücadelesi veren Hasan el-Benna’nın bu vakarlı duruşu, genç yaşlardan itibaren onun yaşam tarzı haline getirdiği bir davranış olarak hayatına yansımış. Ve ilk çalışmalarına daha on iki-on üç yaşlarında başlayarak, “emr-i bi’l ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker”i halka götürmek amacıyla “Haramların İşlenmesini Önleme Cemiyeti” adı altında arkadaşlarıyla birleşerek kurmuş olduğu bir oluşumla ilk mücadelesine başlamış.Hasan el-Benna

Anlatmak istediklerini insanları cezbeden bir ifadeyle anlattı

Küçük yaşlardan itibaren böyle bir mücadeleyi kendisine gaye edinen ve gördüğü yanlışları düzeltme uğraşında olan Hasan el-Benna, hepimizin bildiği gibi bugün de görülen geniş bir kitle hareketini başlattı. Elbette ki bu hareket bugünlere öyle kolay gelmeyerek, birçok zorluklar ve zorbalarla mücadele ederek zalim karşısında taviz vermeyen bir duruş sergiledi. Hasan el-Benna’nın, halka ulaşmayan, onları kucaklamayan bir davetin başarıya ulaşamayacağı düşüncesi, “Müslüman Kardeşler”i seçkin bir grup olmaktan her zaman için uzak kıldı. Hatta bu düşünceden yola çıkılarak, insanlara el uzatılmaya kahvelerden başlanılmış ve gayretlerin neticesini Allahu Teâlâ’nın bereketlendirmesiyle, kahve köşelerinde zamanını boşa geçiren insanlardan İslam davası yolunda her türlü fedakarlığı göze alabilecek gönül erleri yetişmesine vesile olunmuştu. Bu noktada dikkat kesilmemiz gereken en önemli noktalardan bir tanesi de, anlatılan konunun ulviyeti kadar, anlatım şeklinin de insanları cezbeden bir ifadeyle yapılıyor olması.

Hasan el BennaPeygamberimizin tebliğ metodunu benimsedi

Öyle ki kısa bir zaman zarfı içerisinde insanları etrafında toparlamış olan bu hareketin temel kaynağı muhakkak ki nebevî metodun bir yansımasıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz’in İslamî tebliğini göz önünde bulundurduğumuzda, Efendimiz’in davet yöntemini çok net bir şekilde görebiliriz. Yani Hasan el-Benna’nın çağrısı bir yerde Peygamber Efendimiz’in tatlı sözü, içtenliği ve samimiyet ilkesine dayanmaktaydı. Ve bu samimiyet üzerinde bir araya gelerek kurulan cemiyet, yapılan çalışmalarla Allah’ın rızasını kazanmak ve insanlara yardımcı olabilmek için büyük bir özveriyle mücadele etmekteydi. Ayrıca hedefleri doğrultusunda da gece gündüz demeden saha çalışmasında bulunan kardeşler kısa zaman içerisinde büyük mesafeler katetmiş ve insanlara, yalnızca Allah’a kul olunması gerektiğini hatırlatmıştır. Ayrıca çalışmalarında kurumsal olarak da harekete geçen “Müslüman Kardeşler”, İslam dışı eğilimlerin resmî prosedürlerine de müdahil olarak tepkilerini açıkça ortaya koymuş ve başlattıkları akım Allah’ın inayetiyle başta Hasan el-Benna olmak üzere birçok müminin gayretleriyle sonuç vermiştir.

Sadece düşünen ama hiçbir şey yapmayan aciz insanlar gibi değildi

1932 yılına gelindiğindeyse yeni bir çığırın habercisi olan bu gençliğin cemaate katılımları, “Müslüman Kardeşler”in sayısını arttırdı ve ülke çapında 300’den fazla şube ile bambaşka hizmet hamlelerine girişilmeye başlandı. Hitap edilen kitlenin büyümesiyle birlikte Hasan el-Benna, özellikle eğitim anlayışının sağlam temeller üzerine oturtulabilmesi için en başta ailenin eğilmesi gerektiğini düşünüyor ve bunun için gerekli olan bütün çalışmaları yaparak bilinçlendirme faaliyetlerini kesintisiz olarak sürdürüyordu. İşte Hasan El-Benna’nın en büyük farkı da bu doğrultuda karşımıza çıkıyordu. Çünkü o, sadece düşünen ve bunun haricinde de hiçbir şey yapamayan aciz insanlar gibi değil, düşündükleriyle amel edebilen ihlas sahibi bir mücadele adamıydı.

Hatta çevresindeki çember gittikçe daralmaya başladığı bir zamanda dahi Pakistan elçiliğinin kendisine sunduğu sığınma ve himaye teklifini düşünmeden reddederek; “Kardeşlerimi sıkıntıda bırakır da nasıl gidebilirim” cevabıyla bunu bizlere bir kez daha göstermişti. Görüyoruz ki Benna, davasına öylesine sıkı sarılmış ki Allah ona şehadeti nasip ederek en büyük arzusuna kavuşturmuştu.

Zalimler cesedinden dahi korktular Hasan el-Benna

Şehadete ermeden önce ise dava arkadaşına söylediği son sözleri şunlardı: “Muhammed ben ahirete yolcuyum. Allah'ıma şükürler olsun, bugüne kadar hep söylediğimi tekrarlayacağım: Gayemiz Allah’tır, önderimiz Rasulullah’tır, kitabımız Kur'an'dır, yolumuz cihattır, şehit olmak en büyük arzumuzdur. Kardeşlerime selam söyle, üzülmesinler; insan ne kadar uzun yaşasa da fânidir, Allah ise bakîdir.”

İşte Benna, bu sözlerin ardından Hakk’ın rahmetine kavuşmuş ve geriye, kıyamete kadar kapanmayacak olan bir amel defteri bırakmıştı. Ve şunu da belirtmek gerekir ki, Hasan el-Benna, saldırıda hedef olduğu kurşun yaralarıyla değil, daha sonradan hastanede şehit edilmişti. Hastaneye kaldırıldığında hâlâ yürüyebilen, hatta ameliyat masasına dahi bizzat kendisi yatmış olan bir adam başarılı bir ameliyat geçirmesine rağmen dönemin emniyet amiri tarafından odasında şehit edilmişti. Ve şehidin cenazesi ancak vefatının dokuzuncu gününde hastaneden çıkartılarak toprağa verilebilmişti. Çünkü o zalimler, ölümlü dünyada bile ölüden korkmaktaydılar.

Enes Yaşar / dunyabizim

29 Yorum

Diğer Haberler

"Kul Sadi Yüksel" bir güzel insan...

Şehadetinin 24.Yıldönümünde Bilal Yaldızcı

Ateş altında bir müfessir / "Kur'an Mesajı"nı günümüze taşıdı

Vefatının Sekizinci Yılında Aliya...

Burhaneddin Rabbani Şehid Edildi

Bağdat'tan bir müderris geçti!

Faruk Beşer'in Dört Tavsiyesi & Öğrencisi Anlattı..

Abdurrahman Kevâkibi (1854-1902)

İslam aleminin muzdarip çocuğu : Muhammed İkbal

Hidayet öncüsü,doğru yolun yılmaz savunucusu; İmam Ali en-Nâki

İmam İbn-i Teymiyye

Sedat Yenigün’ün Şehadetinin 31. Yılı...

Kürdistan'dan Yükselen İslami Çığlık : Şeyh Said Kıyamı

Özgün Bir İlim Adamı : Prof.Dr.Sadık Kılıç

Carlos'un Hayat Hikayesi

Takiyyûddîn en-Nebhânî ve Hizbu't-Tahriri'l-İslami / David Commins

Ruhi Özcan'ı tanır mıyız?

Mao'ya karşı savaşan Müslüman Hui Lider

Şehid Mervan Hadid

Mevlana Emin Ahsen İslahi (1904-1997) / Salem Kiyani

Sahur vaktinde Şehid edilen Alim...

Brodbeck'teki heyecan kimde var? - SAHNEDEN SECCADEYE...

Tahrifin sidre-i müntehası : Nasr Hamid Ebu Zeyd

Fadlallah'ın entellektüel mirası

Ayetullah Fadlallah'ın ardından

Açe Özgürlük lideri Hasan Di Tiro vefat etti

Prof.Dr.Macit Gökberk (1908-1993)

Hasan el-Benna neden önemli?

Bir Mücahid Derviş : Bahattin Yıldız

Siyonist İsrail'in İşlevini Kavramak / Bahaddin Yıldız

Erdemli bir şahsiyet : Babanzade Ahmet Naim

El-Biruni (973-1051)

Kimyanın Kurucusu : Cabir Bin Hayyan

Bediüzzaman Ebû'l İz İbn-i İsmail İbn-i Rezzaz El-Cezeri

Şehid Murtaza Mutahhari'yi Unutmadık

Faslı düşünür Cabiri vefat etti

Kıymetli bir alim : Zâhid el-Kevseri

Şehadetinin 6.Yılında Dr.Rantisi'nin Mücadelesini Selamlıyoruz

Vatan Müdafaacıları ve Şehadet Aşıklarının Lideri : Şeyh Yasin

İrlandalı Bir Vicdan Savaşçısı...
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz