Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


Tahrif edilen Kitab-ı Mukaddes'in tasnifi : "Eski Ahid,Yeni Ahid" / N.Mehmet Solmaz
Hz. Musa’ya (as) Tevrat indirilmeden önce, İsrailoğulları arasında yaygın olan ve sistemleşen Kabbala ideolojisi, mukaddes metinlerin tahrifine vesile olmuştur. Hz. Musa’nın (as) vefatından sonra, ‘Kabbala hareketi’ Yahudiler arasında yayılmış ve bu hareketin önderleri Tevrat’ı tahrif etmişlerdir. Haham Nasi Yuda’nın ‘Talmud’u kaleme almasından sonra, ‘Yahudi’ tarihinde yeni bir dönem başlamıştır. Kanun anlamına gelen Talmud, iki kısımdan oluşur. Asıl kısmı oluşturan ‘Mişna’ ile yorum şeklinde olan ‘Gamera’ tıpkı mukaddes metinler gibi muamele görmüşlerdir. Bazı uzmanların ‘Kabbala’ hareketini büyü, sihir ve şeytani güçlerle temas kurma sanatı olarak tarif ettikleri malûmdur. Hz. Süleyman (as) zamanında ‘ağızdan kulağa’ anlamında kullanılan Kabbala terimi, tamamen ‘sır’ esasını ifade eden bir terimdir. Bu sırların ”Jerusalem Lodge”nin sahibi kabul edilen üç haham tarafından ezbere bilinen (yazılı olmayan) sırlardır. Bu üç hahamdan biri öldüğünde ‘Sanhedrin’ (70’ler meclisi) içinden şeçilen bir aday aynı sırları devralır.
10/11/2010 / 17:50

MARKOS İNCİLİ
Markos İncili, 4 İncilin en kısasıdır. Markos İncili en eski İncildir, diyenler de vardır. Bunlara göre Markos İncili İsa’nın ve Petrus’un ölümünden sonra 65 yılında yazılmıştır. 70 yılında yazıldı diyenler de vardır.
Markos İncilini yazan Markos, Paul’un arkadaşı ve Petrus’un müridi Yuhanna Markos olduğu söylenir. Markos İncili’nin yazarı, havari Markos değildir. İsa (as)’yı görmemiştir. Havari Petrus ile Roma’ya gitmiş, ondan işittiklerini Yunanca yazmıştır.
Markos İncili, Yahudiler dışında Hristiyanlığı benimseyenler için yazılmıştır.
En eski İncil olması dolayısıyla, Matta ve Luka İncillerini yazarken Markos incilinden faydalandıklarına dair bilginlerin ittifakı vardır. Fakat Maurice Bucaille, “Matta ve Luka’nın faydalandığı Markos’un eseri, Markos İncili değil, bu İncilden daha önce kaleme alınmış bir eser olmalıdır” diyor. Markos İncilini, Markos değil, Petrus yazdı” diyenler de vardır. Petrus İncili yazmış öğrencisine mal etmiştir, diyenler de vardır.
Bir yazar şöyle diyor:Markos İncilini 61 senesinde Petrus’un çabalarıyla yazmıştır.
Bir başka yazar da şöyle diyor: Markos incilini Petrus’un ve Pavlus’un ölümünden sonra yazmıştır.
Markos, dayısı Barnabas ve Paulla birlikte hristiyanlığı yaymak için Antakya’ya gitmiştir. Dayısıyla Kıbrıs’a gitmiş, Kuzey Afrika’ya gitmiş, Mısır’a dönmüş, Mısır’da Hristiyanlığı yaymak için çalışmış, putperestler tarafından yakalanmış ve öldürülmüştür.
Markos, İsa’nın yaptıklarını ve söylediklerini tam bir düzen içinde nakletmemektedir. Yazdıklarını kontrol edecek durumda da değildir. Beceriksiz bir yazardır. İncil yazarları içinde en değersiz olanıdır. Tarih sırasına hiç önem vermez.
Bu İncilin içeriği konusunda da söylentiler çoktur. Ana Biritanica ansiklopedisi şöyle der:
“Bazı İncillerde (16/9-20) bölümü yer almaz. Daha kısa bir bölüm yer alır. Bu son bölümü Markos’un yazmadığı, sonradan yazıldığı ve kitaba sonradan eklendiği konusunda bir çok uzman aynı görüştedir.”
Yeni yaşam yayınevinin yayınladığı, “incilin Çağdaş Türkçe Çevirisi”nde de şu not yer alır:”16. bölümün 9-20 ayetleri çoğu eski metinlerde yoktur. ”
Maurice Bucaille: “İncilin son kısmının (16/9-20) İncile sonradan eklenmiş bir parça olduğu görüşü hakimdir”der. Bilgin Kannengiesser’in görüşünü nakleder: Markos İncilini rivayet eden cemaat tarafından İncilin resmen kabul edilişi sırasında İncilden son cümleleri çıkarıp atmak zorunluluğu hasıl olmuştu. B u eksiklikten ne Matta’nın, ne Luka’nın ne de Yuhanna’nın haberi oldu. Ne var ki bu boşluğun varlığı çekilmez durumdaydı. Uzun bir zaman sonra, Matta, Luka ve Yuhanna’nın benzeri kitaplar yaygınlaşınca diğer İncillerin arasından bir takım unsurlar alınıp bir araya getirilmek suretiyle Markos’a yaraşır bir bitiş paragrafı düzenlendi. Markos’un değişik kaynaklardan toplanarak meydana getirilen bu paragrafındaki (16/9-20) unsurların nereden alındıklarının tespiti basit bir iştir. 2. yüz yılın eşiğine gelinceye kadar İncil türü hikaye edebiyatı alanında nasıl bir serbestlikle hareket edildiğini, böylece daha somut bir şekilde anlamış olduk. ”
Bucaille Maurice Kannengiesser’in sözlerine şunu ilave eder:
“Büyük bir ilahiyatçının bu düşünceleri bize İncil metinlerinin insanlarca değiştirildikleri yolunda en kaçamaksız bir itirafı yansıtıyor.
Çağdaş İncil yorumcuları da Markos İncilinin son kısmının (16/9-20) İncil’e sonradan eklenmiş bir parça olduğu görüşündedirler.
Maurice Bucaille, papalık tercümesinde bunu açık olarak bildirdiğini yazmaktadır.
1837 yılında bilgin Nortin Markos incili hakkında: “Bu incil’de doğruluğuna güvenilemeyecek bazı ayetler vardır. bunlar 9. ayetten sonra aynı bölümün sonuna kadar olan ayetlerdir” diyor.
Markos İncili hakkında bir bilgin de şöyle diyor:
“Şaşarım ki, İncil içinde bir çok şüpheli ayetler varken bir kısım yazarlar şüphelendikleri ayetleri çıkarmayıp İncil de bırakıyorlar, sonra da kitaplarında yaptıkları açıklamalarla (şu sebepten ötürü bu ayet uydurmadır…) gibi sözler yazıyorlar. Biz onları, yanlış ve uydurmaları çıkaracakları yerde yanlışlıkları bırakmak ve hatta sokmak gibi yanlış bir düşünce içerisinde görüyoruz. (59)

LUKA İNCİLİ
Luka İncili 3. İncildir. Yazarı Luka’dır. Luka’nın Antakyalı bir hekim olduğu söylenir.
Luka Roma’da doğmuş bir İtalyan’dır, ressamdır diyenler de vardır.
Luka’nın Mısırlı olduğu da söylenmektedir.
Pavlus Luka’dan, “sevgili hekim Luka” diye bahseder. Pavlus’un yanında yetişmiş, ölünceye kadar da ondan ayrılmamıştır. Luka yazdığı Rasullerin İşleri kitabında Pavlus’un yolculuklarını ve çalışmalarını anlatır.
Luka romancı ve günlük olay yazarıdır.
Luka bir putperest olup sonradan Hıristiyan olmuştur.
Luka görgü şahidi değildir. İsa’nın hayatına ve çalışmalarına şahit olmamıştır. Kendini İsa’nın yaşamına ve çalışmalarına tanıklık edenlerin dışında tutar.
Luka’nın Yahudi olmadığı kesindir. Yahudileri sevmez, Yahudileri öven cümleleri eserine almaz. Luka incilini dil kurallarına bağlı olarak klasik bir Yunanca ile yazmıştır.
Luka 4 İncil yazarının en duygulu ve edip olanıdır. Yazılarının üslubu, sözcük dağarcığının genişliği iyi bir eğitim gördüğünü gösterir.
Luka İncilini 65-70 yılları arasında yazmıştır. 80-90 yılları arasında yazılmış olabileceği de söylenir.
Luka havari değildir. Havarilerin arkadaşı da değildir.
Luka İncilini Roma İmparatorluğu’nun üst rütbeli memurlarından Teofilos için yazmıştır.
İncili yazdığının incilinin başında anlatır. Luka’nın İncilini, Yunanistan’da, İskenderiye’de veya Roma’da yazdığı da ileri sürülür.
Luka İncilinin Yahudi olmayanlar için yazıldığı açıkça bellidir.
Luka incili ve Rasullerin İşleri kitaplarına benzerlikleri dolayısı ile Pavlus’un “ Timoteosa mektuplarını”, “ Titosa mektup” ve “İbranilere mektubu”nu da Luka’nın yazdığı ileri sürülür.
Luka İncili ile Rasullerin İşleri kitaplarının Luka tarafından yazılıp yazılmadığı Ana Britanica tarafından incelenir.
Matta gibi Luka da Markos İnciline dayanır. Markos incilinde bulunmayan bir çok bilgiyi de içermesi başka bir kaynaktan faydalandığını gösterir.
Luka İncili, diğer İncillerde olmayan nüfus sayımı Beytülleheme yolculuk, İsa’nın doğumu , çobanların tapınması, İsa’nın Sünnet olması, 12 yaşındayken mabedlerde din öğretmenleriyle konuşması İsa’nın göğe çıkışını içerir. (60)

YUHANNA İNCİLİ
Yuhanna İncili 4. İncildir.
Kiliseye göre Yuhanna İncilini havari Yuhanna yazmıştır. Hatta İsa haçta iken annesini de ona emanet etmiştir.
Bir çok Hıristiyan bilgini de Yuhanna incilinin havari Yuhanna tarafından yazıldığına inanmaktadır.
Yuhanna İncili Niçin Yazıldı?
Halk arasında Hz. İsa’nın tanrı olamayacağı görüşü yayılmış ve doğu kiliseleri de bu görüşü benimsemişti.
Yuhanna’dan Hz. İsa’nın tanrılığını açıklayan bölümleri bulunan bir İncil yazması istenmiş, o da şimdiki adı ile anılan İncili yazmıştır.
Yuhanna İncilinin yazılışını Lübnanlı Hıristiyan yazar George Zevlin şöyle anlatır:
“Sırpantos ve Apison ve toplulukları, Hz. İsa’nın bir insan olduğu, bunun ötesinde tanrılığının bulunmadığı, Meryem’den dünyaya gelmeden önce bir şeklinin olmadığı görüşünü kabul ediyorlardı. Bunun üzerine 96 yılında Asya kiliselerine mensup piskoposların çoğu Yuhanna’nın yanına gelerek kendilerine Mesih hakkında bir kitap yazmasını ve öteki İncillerde bulunmayan bölümler ihtiva etmesi ve özellikle Mesih’in tanrılığı konusunu anlatmasını istediler.”
Yine Lübnanlı bir Hıristiyan olan Yasef Huri “ Bu neslin Armağanı” adlı eserinde şöyle diyor:
“Yuhanna İncilini hayatının sonlarına doğru Asya kiliselerine mensup piskoposların isteği üzerine yazdı. Sebebine gelince bazı toplulukların İsa’nın tanrılığını inkar etmeleridir.
Yuhanna’nın yanına gelen piskoposlar ondan İsa’nın tanrılığını ispat eden Matta , Markos ve Luka İncillerinde bulunmayan bu konunun açıklanmasını istediler”(61)
Ana Biritanica Ansiklopedisi Yuhanna İncili hakkında şunları yazar:
“Havari Yuhanna tarafından yazıldığı kabul edilirse de yazarının kimliği konusunda pek çok tartışma vardır. Dili ve gelişkin bir ilahiyatı temel alması, yazarınınYuhanna’dan sonra yaşamış ve onun öğretilerinden yararlanarak metni kaleme almış olabileceğini düşündürür. ”(62)
İnciller üzerinde çalışan bir çok Hıristiyan bilgin’de Yuhanna İncilinin yazarının havari Yuhanna olduğunu kabul etmemektedir. Bunlara göre bu İncilin bir çok yazarı vardır. Havari Yuhanna’nın öğrencisi Polikarpos ve onun öğrencisi Arenus’un Yuhanna’nın İncil yazdığına dair hiçbir rivayeti yoktur. Yuhanna yazmış olsaydı mutlaka talebelerinin haberi olurdu.
Yuhanna (21/24)’e göre , Yuhanna İncilinin yazarı Yuhanna değil bir başkasıdır. Yuhanna İncili yazarı konusunda tam bir çıkmaz vardır. Bir çok araştırmacı Hıristiyan inancını Yunan kökenli Hıristiyanlara aktarmak amacı ile İsa’dan sonra 100 yılında Ephesos’ta (Efeste) yazıldığını kabul etmektedir.
Yuhanna İncili Ephesos’taki toplulukça işlenip geliştirildikten sonra, 90. yılında ortaya çıktı.
Bu metin öteki üç İncil’de yinelenen tarihsel malzemeden İsa’nın çarmıha gerilmeden çektikleri dışında hiçbir parça içermiyordu.
Matta , Markos ve Luka İncilleri İsa’nın hayatı ve ölümünü benzer şekilde açıklar, Yuhanna onlardan ayrılır.
Yuhanna İncili gerek tertibindeki, gerek konu, kıssa, Hitabelerin seçilişindeki farklılığı, değişik üslubu dini inanışın farklılığı ile diğer İncillerden apayrı bir kitaptır.
Bir görüşe göre Yuhanna İncilini talebeleri yayınlamış, talebeleri 20. bölüm ile bazı bölümlere eklemeler yapmışlardır. Bu eklemeler 21. bölüm ile, 4/2, 44, 7/37, 11/2, 19/35’ deki ayetlerdir.
Yuhanna İncilindeki zinakâr kadın (8/3-11) hikayesi başka bir kaynaktan alınmış.
İsa’nın hayatına ilişkin birkaç bölümün öteki İncillerdeki sırayı izlememesi ve son bölümün sonradan eklenmiş gibi durması nedeniyle metnin ayrı zamanlarda ayrı kişilerce yazılmış bölümlerden oluştuğu öne sürülmüştür. (63)

Ana Biritanica ansiklopedisi şöyle yazar:
İsa peygamberlik döneminde hiçbir yazılı metin bırakmamıştır. İsa ve Havarilerinin dayandığı kutsal kitap Eski ahitti.
Hz. İsa’ya dayandırılan ilk sözlerin derlenmesi, ondan sonra 30-40 yıllarında büyük olasılıkla önce Aramice, sonra da Yunanca kaleme alındı. Bu derleme daha sonra Matta ve Luka İncillerinin yazılmasına etkili oldu.
Hıristiyanlığın günümüze ulaşan en eski belgesi, “Selaniklere Birinci Mektubu” Pavlus 50-51 yıllarında kaleme aldı.
Pavlus, Galatyalılara, Korintoslara 1. ve 2. mektubu ve Romalılara mektubu 54-59 yıllarında yazdığı, mektuplarla Hıristiyan öğretisinin temellerini attı. ”(64)

İnciller Ne Zaman Yazıldı?
İnciller, Hıristiyanların çeşitli guruplara ayrılmalarından sonra yazılmıştır. Bu yüzden İnciller çeşitli ekollerin öğretilerini aktarmaktadır.
Yazarlar, İncillerini gurupları içinde serbestçe yazmışlardır.

T. G. Tucker şöyle demektedir:
“Bu şekilde yazılarak ortaya konan İnciller, yazıldıkları toplumun ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik anlayış ve kavramları açıkça yansıtmaktadır. Gerçi yazılırlarken geleneksel malzeme kullanılmışsa da yazarlar değişik eklemelerde bulunmakta veya amaçlarına uygun gelmeyen noktaları çıkarmakta hiçbir tereddüt göstermemişlerdir. (65)

İncillerin Dört Özelliği
Alman bilgini Ekhart İncil’in dört özelliğini ve İncillerin ilhamla yazılmadığını açıklar. Ona göre İncillerin dört özelliği şunlardır:
1- İncil’in asıl nüshası ortalıkta yoktur.
2- Şimdiki İncillerin hepsinde hem doğru, hem de doğru olmayan söylentiler vardır.
3- İncillerde daima değişiklik yapıldığını ve yapılmakta olduğunu ikinci yüz yılda ünlü bilgin Selsüs defalarca haykırmış ve bağırmıştır. Selsüs şöyle diyor:
“Mesihiler İncillerini üç dört defa belki daha fazla değiştirdiler. Böylelikle İncilin dayandığı temel ve onun değerli hukümleri ve amacı tamamıyla değişmiştir.”
4- Tefsirci Horn 1822 yılında bastırdığı kitabının 4. cildinin 295. sayfasında Matta İncilinde Hz. İsa’nın durumunu gösteren bir çok konularda Markos ve Luka İncillerinde pek az bahsedilmesi bu İnciller arasındaki aykırılığı gösterir.
Demek ki bir yazar İbranice yazılmış bir kitap eline geçmiş ondan bir çok şeyler almış, diğer yazar da bir kaynak bulamadığından işittiği kadarını yazmıştır. (66)

Maurice Bucaille’nin Görüşleri
İncil yazarları kişisel görüşlerine uygun olanı İsa’ya söyletirler. İsa’nın sözlerini mensup oldukları toplumların zihniyetlerini yansıtacak şekilde rivayet ederler.
Luka İncili, Samirilerle iyi münasebetlere ağırlık verir.
Matta İncili, İsa’nın havarilere Samirilerden uzak durmalarını emrettiğini bildirir.
İnciller şartlar icabı yazılmış kitaplardır.
Yazarların hiç biri İsa’nın dirilişinin tanığı değildir.
İsa’nın sözleri Yuhanna ve öteki İncil yazarlarınca farklı şekilde nakledilmiştir.
Her İncil sahibi diğer İncillerde yer alan haberleri kullanarak bu haberlerden kendi yöntemi ile ve kişisel düşünceleri doğrultusunda bir İncil meydana getirmiştir.

İncillerin İlk Kaynakları
İncillerin ilk kaynakları Hıristiyan toplumların sözlü rivayetleridir. İkinci kaynak ise Aramice kaynak olup bütün İncil yazarlarının kullandıkları hacimli bir kitap veya İncil yazarlarından her birinin kendi İncilini yazmakta kullandığı pek çok öykülerden oluşmuş bir kaynakta olabilir.
Bugün elimizdeki halleriyle İnciller İsa’nın hayatı ve peygamberliği hakkında ilk Hıristiyan toplumlarının inançlarından, teolojik anlayışlarından yansıyanı bize naklettiler. Çünkü İncil yazarları toplumların sözcüleri olmuşlardır.
Kudüs Kitab-ı Mukaddes Okulu profesörlerinden Benoit ile boismard’ın 1972-1973 yıllarında beraber yazdıkları “Dört İncil’in Kaynaklarının Topluca Özeti” kitabı, İncillerdeki metinlerin, sözlü rivayetin geçirdiği bir oluşum sürecine paralel olarak bir çok safhalardan geçmek suretiyle teşekkül ettiklerini önemle belirtmektedir.
Benoit, kitabın Boismard’a ait kısmının sunuşunu yaparken, metinlerin çeşitli safhalardan geçmesiyle ne gibi değişmelere maruz kaldığını şu sözlerle sergilemektedir:
“Sözlü rivayetin uzun bir oluşum safhası geçirmesi sonucu olarak meydana gelen sözler ve öykülerin aldığı şekiller, bu söz veya öykülerin ilk zamanlardaki şekilleri ile aynı değildir.
Bazı okuyucularımız, İsa’nın şu sözü veya bu meselenin, yahutta ileri de başına gelebilecek şeylere dair felan haberinin onun ağzından, İncillerde okuduğumuz gibi çıkmadığını, fakat onları bize nakleden kişilerce değiştirilerek çevreye intibak ettirildiğini öğrenince belki şaşıracaklar, yahut rahatsız olacaklardır. Bu tür tarihi araştırmalara alışık olmayanlar için bu araştırmada, hayrete, hatta skandala yol açacak şeyler vardır. ”
İncillerdeki metinler, en son redaksiyonlardan önce ara belgeler aşamasında bir takım değişikliklere maruz kalmışlardır. Mesela mücizemsi balık avı diye İsa’nın sağlığında geçen bir hadise, Yuhanna tarafından İsa’nın dirilişinden sonraki görünmeleri sırasında olmuş gibi gösterilmesi, metinlerdeki değişikliklerle açıklanabilir. (67)

İnciller Kimin İçin Yazıldı?
Papaz Abraham Said: “Luka İncili Yunanlılar için, Matta İncili Yahudiler için, Markos İncili Romalılar için, Yuhanna İncili ise bütün kiliseler için yazılmıştır’. der. (68)
Acaba, Kutsal ruh, İncil yazarlarına ilham ederken, bu Yunanlılar için, şu Yahudiler için, o Romalılar için, Yuhanna İncili de bütün kiliseler için diye söylemiş midir? Söylemişse, Niye Kutsal Ruh’un emrine uymuyorlar, dört İncili bir arada bulunduruyorlar ve kullanıyorlar.
Zannederim, papaz Abraham Said de İncil üzerinde konuşan diğer papazlar gibi, İncillere bakmış, her birini bir millete uygun görmüştür. İnsanların yazdığı İncillerin, Kutsal ruh tarafından milletlere taksimi söz konusu değildir. Papaz da benim gibi zan üzere konuşmuş ve yazmıştır.

GEÇEN SAYIDAN DEVAM

BOZULMANIN Sebepleri Zamanın geçmesi, sebeplerin kaybolması, İsa (a.s)’nın davetinin mahiyetinin etraflıca bilinmemesi, ağızdan ağıza dolaşan hikaye ve rivayetlerin çokluğu, papazlarca uydurulmuş “din akla uymaz” esasını kuvvetlendirmek için en garip ve ölçüsüz olan rivayet ve hikayelerin alınarak ve toplanarak bilgiden mahrum halka önderlik etmek, dünyaca bir saltanat kurmak maksadı ile kullanılması ve Pavlus’un İsa’nın tanrılığını esas alması sonucunda bozulmuş Hıristiyanlık dini meydana gelmiştir.
Böyle olmayıp da İsa (a.s)’nın mübarek yüzünü görmüş, kendilerinden ilahi nuru almış, onu aynen nakletmek şerefine nail olsalardı, böyle ölçüsüz, mantıksız, herkesi hayrete düşüren kararlar alınmaz, mukaddes ekmek gibi akıl ve zihinleri hayrete düşüren asılsız şeylere yer verilmezdi.(69)
Önceki nesiller İncil’in dil ve ibarelerini muhafaza ederek sonraki nesillere ulaştıramadılar.
Kendi sözleri ile Allah’ın sözlerini birbirine karıştırdılar.
Asıl kitabın ortadan kalkmasına, kaybolmasına sebep olacak şekilde tercümeler çoğaldı.
Kitap hakkında tarihi senet ve belgeler yok oldu.(70)
Hıristiyanların elinde Kur’an-ı Kerim gibi Allah tarafından vahyedildiği şekliyle yazıya geçirilmiş, ezberlenmiş ve bugüne kadar harfi değişmeden gelebilmiş bir İncil yoktur. Hatta, öyle ki, elimizde İncil diye bir kitap yoktur.
Bu yüzden Hz. İsa’ya gelen “vahiyler”in, , yani İncil ayet veya surelerinin hiçbir zaman yazıya geçmediği ve Hz. İsa’dan sonra takipçilerinin elinde herhangi İlâhî bir kitap bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Elde bulunan tüm İnciller, Hz. İsa’nın söyledikleri ve yaptıklarının akılda kalan ve kaldığı şekliyle daha sonra kağıda geçirilmiştir.
İnciller böyle olduğu gibi, Barnabas İncili de böyledir. ”
“Vahyedilmiş orijinal İncil (Yeni ahit) hiçbir zaman Hıristiyanların eline ulaşmamıştır. Eldeki Yeni ahit de havarilerin İsa hakkındaki nakillerinden ibarettir.”
“Ne yazık ki, Hz. İsa’nın asıl mesaji artık mevcut değil. Zira onun kendi ruhbanları öğretisini ve dinini tamamen değişikliğe uğrattılar, tahrif ettiler.
İnsanlığa karşı yoğun sevgi ve duygu yüklü saf ve bozulmamış vahdet öğretisini sonradan ve yabancı kavramlarla bulandırdılar.”(71)
Dayanıksız kitaplar
İzharu’l-Hak sahibi merhum Rahmetullah efendi konu ile ilgili şunları yazar:
“Elde bulunan din kitaplarının uydurma ve sonradan yazılmış olduğu şüphe götürmeyecek kadar açıktır. Bunu şimdiye kadar yazılan olaylar ve kitapların içindeki aykırılık ve düzmeler çok güzel isbatlamaktadır.
Matbaacılık sanatı da olmadığından eline kalem alan istediği gibi kitap yazıyor ve istediği değişikliği kolayca yapıyordu.
Yine kendileri tarafından icat edilen, “Din üzerine yazı yazmak akıl ve mantığa uygun şekilde düzeltmeler yapmak sevaptır”denilerek din kitaplarını değiştirdiklerinden, eklemeler yaptıklarından, bazı yerlerini attıklarından ve yeniden yazdıklarından hiçbir şüphe yoktur.
Yahudi ve Hıristiyan kitaplarının hiçbirinin zincirleme bir dayanağı yoktur. Tartışmalarında, konuşmalarında bütün kitaplarının doğruluğuna zincirleme bir senet göstermelerini istediğim halde verdikleri cevap şu olmuştur:
“Biz Hıristiyanların aralıksız 313 yıl çektikleri bela, masiyet ve felaketleri biliyorsunuz, bundan ötürü sizlere Hıristiyan kitaplarının dayanacağı bir senet bilhassa zincirleme bir belge göstermek imkanından mahrumuz. ”demişlerdir.
İncelemeler sonucu da bütün ileri sürdükleri şeylerin zan ve tahminden ibaret olduğu görülmüştür ve inandırıcı bir sebep bulunamamıştır.”(72)
İncillerin Yazılmasında Belli Ölçüler Yoktur
Bir dinler tarihi kitabında İncillerin bir ölçüye bağlı olmaksızın yazılışı şöyle anlatılır:
Hıristiyanlarca, İsa’nın milattan önce 6 veya 4 yılında doğduğu, 28 yaşında vaftiz olduğu, 30 yaşında vazifeye başladığı, 33 yaşında çarmıha gerildiği ileri sürülür. Bu tarihler hep tahminidir. En eski İncillerin de ondan en az 30 sene sonra yazıldığı belirtilir.
İsa’ya inananlar arasında okuyup yazma bilenler yok denecek kadar azdı. İncillerde verilen bilgiler ağızdan ağza dolaşmakta idi.
İlk Hıristiyanların İncillerinin olduğu söylenir. Ancak bu İnciller Yahudilerin ve Romalıların takıbı dolayısı ile yazarlarınca saklanmış veya yok edilmiştir. İlk Hıristiyanların İncillerinin nasıl yazıldığını bilinmiyor.Sonraki İncillerin yazılmasında sözlü geleneğin tesbit edildiği, önceki İncillerden yararlanıldığına dair bir kanaat varsa da bu konuda bir kanaat ve bilgi yoktur.
Bazı kaynaklar sonraki İncillerin üç veya dört defa değiştirildiğini açıklamışlardır.
Yazma işi ilk Hıristiyanlar arasında çıkan fikir ayrılığı dolayısı ile olmuştur.
Kendi görüşünü kabul ettirmek veya inanmayanları ikna etmek için böyle yollara başvurmuşlardır.
İncillerin yazılmasında belli ölçülerin olmadığı, yazılanların kontrol edilmediği, her önüne gelenin İncil yazdığı ve böylece yüz civarında İncil’in yazıldığı bilinmektedir.
Eldeki dört İncil, bu yüz İncil arasında birbirine en yakın olarak seçilmiş ve bunların kutsal ruh’un himayesinde yazıldığı ileri sürülmüştür.
Kilisenin kabul etmediği İnciller arasında Ebionitlerin İncil’i ve Barnabas İncil’i meşhurdur.
Bu İnciller, Allah’ın birliğini, İsa’nın Allah’ın kulu ve peygamberi olduğunu, ilah olmadığını, çarmıha gerilenin o olmadığı, Hz. İsa’dan sonra bir peygamber geleceğini bildirmektedir.
Matta, Markos, Luka İncillerinin 60-70 yıllarında yazıldığı düşünülmektedir. Yuhanna İncil’i 100 yılı civarında yazılmış olup ilk üç İncil’in yorumlarını içerir.(73)
Hıristiyan Kuralları, İnsan Eseri Kurallardır.
Hıristiyanlıkta her şey insan eseridir.
Hıristiyanlıkta papalar, patrikler, papazlar, rahipler din adına kendinde söz söyleme yetkisi olduğuna inanan herkes, insanların uyması veya sakınması için kurallar koymuşlar, bu kuralları dini bir düstur haline getirmişlerdir. Hıristiyanlık dininin bugünkü görüntüsü bu kurallara göre şekillenmiştir.
Kur’an-ı Kerim, bu kuralları koyanların Rab edinildiğini şöyle bildirir:
“Onlar Allah’ı bırakıp hahamlarını, papazlarını ve Meryemoğlu Mesihi Rab olarak kabul ettiler.
Oysa tek Tanrıdan başkasına ibadet etmemekle emrolunmuşlardı.

ONDAN BAŞKA TANRI YOKTUR.
“Allah onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.” (tevbe: 9/31)
İnsanın din konusunda kural koyması, Allah’ın hakkına hem bir tecavüzdür, hem de dinde ve Allah’ın gönderdiği kitapta bir bozma ve değiştirme, dini bir hükmü yok etme ve bozmadır.
Hıristiyan din adamlarının dinde hüküm koymada kendilerini yetkili görmeleri, Konsil kararları, İsa (a.s)’nın tebliğ etmiş olduğu dini hem bozmuş, hem de İsa (a.s)’ya inen İncil kitabını yok edercesine değiştirmişler ve bunu genellikle konsiller yolu ile yapmışlardır.
Konsiller
Hıristiyanlıkta papanın, imparator’un veya patriğin emri ile piskoposlar ile öteki din önderlerinin din, yönetim, disiplin ve benzeri meseleleri görüşüp karara bağlamak üzere bir araya geldiği toplantıya Konsil denir.
Konsillerde yanlışların düzetilmesi, inancın geliştirilmesi ve ahlakın korunması gibi konular da görüşülür.(74)
Konsiller, Özel Konsiller, Milli Konsiller, Bölge Konsilleri ve Genel Konsiller olmak üzere dört kısma ayrılır. Konsillerin en mühim olanı, Hıristiyanların kararlarına uymak mecburiyetinde olduğu genel (ekümenik) konsillerdir.(75)
Bütün konsillere Kutsal Ruh’un rehberlik ettiğine inanılır. Kutsal Ruh’un rehberlik ettiği konsil kararları kutsal, doğru ve geçerlidir, derler.
Konsil kararları değişmez, değiştirilemez. Genel kural budur. Ama bir konsilde kabul edilmeyen bir teklif, bir sonraki konsilde kabul edilebilir. Pavlus’un “İbranilere Mektubu”325 İznik konsilinde uydurma kabul edilmiş, bir sonraki konsilde de Kutsal kitap olarak, kutsal kitaplar arasına alınmıştır.(76)
Konsildeki tartışma konularını belirlemek, takip edilecek düzeni tesbit etmek papaya aittir. Papa konsilden üstündür. Papaya karşı konsil toplamak yasaktır.(77)
Kudüs Konsili (49 yılı)
49 yılında Kudüs’te bir konsil toplandı. Toplantıya “Havariler Konsili” dendi. Toplantıya katılan Pavlus, Yahudi kökenli olmayan Hıristiyanların sünnet olmaktan, yiyecek yasaklarından muaf tutulmasını istedi. İstediğini de kabul ettirdi.(78)
Yahudi kökenli olmayanların Hıristiyan oldukları zaman sadece putlara kurban kesmeleri, ölü hayvan eti ve kan yemeleri ve zina yapmalarının haram olduğu kendilerine bildirilecekti. Bütün etlerin ve kanların yenmesi Yahudi kökenli olsun, olmasın, zaman içerisinde bütün Hıristiyanlara serbest oldu. Sadece zina yasağı kaldı, onun da cezası yok edildi. Bu ilk konsil’de Pavlus’a taviz verildi. Pavlus güçlenerek söz sahibi olarak konsilden ayrıldı. İsa’nın tanrılaştırılmasına kadar varan çalışmalarına Akdenizin kuzeyinde başladı. İsa dinine yeni bir yön verdi.(79)
1- İznik (Nikaia) Konsili (325 Yılı)
En muhim konsil, İznik Konsili’dir. Bu Konsilde İsa’nın tanrılığı ve kutsal kitaplar kabul edildi. Pavlus kilisesi karşısında olanlar ezildi, yok edildi. İznik Konsili konusunda gerekli bilgiyi ana hatları ile daha önce vermiştik.
2-İstanbul (Konstantinopolis) Konsili (381 Yılı)
Ruhu’l kudüs’ün=Kutsal Ruh’un tanrı olduğuna karar verildi. İznik konsilinde Tanrı olmayan kutsal ruh İstanbul konsilinde tanrı ilan edildi. Kutsal ruhun tanrı olması ile Teslis=Üçlü tanrı İnancı oluştu: tanrı baba-Tanrı Oğul İsa Tanrı- Kutsal Ruh.(80)
3-Efes (Ephesos) Konsili ( 431 yılı)
Bu konsilde Meryem’in tanrının anası olduğu, İsa da iki tabiatın bulunduğu kabul edildi. İsa uluhiyet itibarı ile gerçek bir tanrı, insaniyet itibarı ile de tam bir insandır. İlahlık ve insanlık İsa’da birleşmiştir. İsa’da tek tabiat sadece insani tabiatın olduğuna inananlar takip edildi, işkencelere tabi tutuldu.
Bugünkü Hıristiyan inançları bu dört konsilde kararlaştırıldı.
4-Kadıköy (Khalkedon) Konsili (451 Yılı)
İstanbul patriğinin, Roma papasına eşit olduğu kararlaştırıldı.
Efes Konsili’nde alınan İsa’nın iki tabiata sahip olduğu kararı işkencelere rağmen karşı görüşler ve karışıklıklarla devam etti. Kadıköy konsili, Efes Konsili kararlarını bir daha kabul etti. İsa’nın tek tabiata, insanlık tabiatına sahip olanların takip edilip yok edilmesine karar verildi.
5-İkinci İstanbul Konsili (553 Yılı)
Kadıköy konsil kararlarının doğruluğu teyit edildi.
6-Üçüncü İstanbul Konsili (680-681)
İsa da tek iradenin olduğu kabul edilmedi, mahkum edildi. İsa’nın ilah ve insan iki itabiatı ve iki iradesi olduğu ilan edildi. İsa’nın iki tabiatlı ve tek iradeli olduğunu ileri süren papa Honorius telin ve afaroz edildi.
7- İkinci İznik Konsili (787)
Kiliselerde bulunan aziz ve azizelerin resimlerinin (ikonların) mukaddes olduğu, onlara saygı göstermenin gerekli olduğu kararlaştırıldı. Bu konsil kararı, Hıristiyan halkın resimlere tapınması sonucunu doğurdu.
Bu 7 konsili hem Katolik Hıristiyanlar hem de Ortodoks Hıristiyanlar kabul ederler.
8-Dördüncü İstanbul Konsili (869-870 Yılları)
Tanrının üçüncü kanadı olan Kutsal Ruh, kimden çıktı? Katolik inancına göre; Kutsal Ruh, hem babadan hem de oğuldan çıkmıştır. Ortodoks inancına göre; oğul yolu ile babadan çıkmıştır. Bu inanç ayrılığı sebebiyle papa, İstanbul patriğini görevinden uzaklaştırdı. 8. konsili topladı. Bu konsilde üç karar alındı.
1-Kutsal Ruh baba ve oğuldan çıkmıştır.
2-Hıristiyanlıkta hüküm sahibi Roma kilisesidir.
3-Roma kilisesinin kararları bütün Hıristiyanları bağlar.
İstanbul patriği photius afaroz edildi. Patrik’e karşı bir konsil topladı, papayı afaroz etti.
Bu konsilden sonra Roma ile İstanbul, dini ve siyası sebeplerden dolayı birbirinden ayrıldı. Roma’da papa vardı. Roma Piskoposu’na papa dendi. İstanbul da patrik vardı. İstanbul metropolitine de patrik. dendi. Roma’ya bağlı olanlara Katolik Hıristiyan, İstanbul patrikliğine bağlı olanlara da Ortodoks Hıristiyan dendi. Daha sonraları başta protestan mezhebi olmak üzere yeni mezhepler türedi.
Bugün yüzlerce Hıristiyan mezhebi vardır. Teslis’i kabul etmeyen, İsa’nın ilah ya da peygamber olduğunu reddeden, ahiret hayatını inkar eden birbirine zıt inançlara ve eylemlere sahip mezhepler ve tarikatlar ortaya çıkmıştır. Hıristiyanlık konusunda konuşmak isteyen bir insan karşısında bulunan Hıristiyan’ın mezhebini veya tarikatını bilmek durumundadır. Bilmeden konuşursa, “Senin anlattıkların benim mezhebimde veya tarikatımda yoktur sözleri ile karşılaşabilir.
Hıristiyanlık öyle bir hale gelmiştir ki, her yıl hatta her ay Hıristiyanlık unundan yeni bir Hıristiyan mezhebi veya tarikatı hamuru yapılmaktadır.(81)
Papa ile patrik karşılıklı konsil toplayıp birbirlerini afaroz ederken, konsilleri kontrol eden, yönlendiren ve yanlışa düşmekten koruyan Kutsal ruh ne yapıyordu? İlhamı ve himayesi kimden yana idi?. . .
Roma ile İstanbul birbirinden ayrıldıktan sonra da ayrı ayrı konsiller topladılar. Biz Katolik kilisesince kabul edilen diğer konsilleri veriyoruz.
9-Birinci Laterano Konsili (1123 Yılı)
10-İkinci Laterano Konsili (1139 Yılı)
11-Üçüncü Laterano Konsili (1179 Yılı)
Papanın üçte iki çoğunlukla seçilmesine karar verildi.
12-Dördüncü Laterano Konsili (1215 Yılı)
Ekmekle şarabın İsa’nın etine ve kanına dönüştüğü kabul edildi.
Endüljans
Bu konsilde “Endüljans”ın papa’ya ait olduğu kararlaştırıldı.
Endüljans= bağışlama demektir. Tanrı tarafından affedilen günahların dünya’ya ait cezalarının Kilise tarafından bağışlanması demektir.
Endüljans, para karşılığı günahları bağışlanana verilen belgedir.(82)
Endüljans karşılığı günah bağışlama işi kilisenin hakkı olduğu halde zamanla papazlar ve rahipler bu hakkı kendileri için kullandılar. Ölüler için de Endüljans’ın kullanılacağı duyuruldu. Gunahların affı için cennetin anahtarlarını temsil eden sikkeler basıldı. Bu sikkeleri satın alanlar günahlarından kurtulduklarına inanıyorlar. Endüljans belgelerini sıkı bir şekilde saklıyorlardı
Endüljans sayesinde kilise ve papazlar ölçülemeyecek derecede zengin oldular. Endüljans’a karşı çıkanlar afaroz edildi.(83)

Cenneti Para İle Sattılar
Papalar, papazlar, rahipler, kilise idarecileri Endüljans’ı kullanarak insanların mallarını ellerinden almışlar, cenneti parselleyerek satmışlardır. Endüljans sayesinde kilise ve papazlar ölçülemeyecek derecede zengin oldular. Endüljansla günahlar artmış, kötülükler çoğalmış, bu hal endüljans satanların işine yaramış, gelirlerini kat be kat artırmıştır. Endüljans toplumda huzursuzluğun artmasına sebep olmuştur.
Endüljans’a karşı çıkanlar afaroz edildi. Endüljans karşıtları afaroz edilmelerine rağmen seslerini yükseltmeye devam etmişler. Martin Luter Protestan hareketinin Roma’ya başkaldırması ile Endüljans satıcılarına büyük bir darbe vurulmuştur.(84)
Cenneti para karşılığı satan belgelerden biri şöyledir:
Endüljans Belgesi: Cenneti Satış Belgesi
“Papanın adıyla”
Ömürlük Üç Mark
Papalığın bana verdiği yetki ile kilisenin senin hakkında yapmış olduğu tüm suçlamaları Yükümlü olduğun tüm hüküm ve cezaları, ayrıca yapmış olduğun aşırılıkları, işlemiş olduğun tüm günah ve suçları, bu günah ve suçlar hangi sebepten işlenmiş ve ne kadar büyük ve utanç verici olsa da ben, tüm bunlara ait günah ve suçlarını bağışlıyorum.
Senin kendi iraden ve isteğin dışında karşı karşıya kaldığın her türlü kusur ve erdemsizlik belirtisini siliyor ve ortadan kaldırıyorum.
Seni arafta yükümlü olacağın tüm günahlardan azat ediyor ve kilise ayinlerine katılmana izin veriyorum.
Seni yeniden kutsal topluluğa dahil ediyor ve vaftiz anında olduğu gibi, seni eski saf ve günahsız haline geri getiriyorum.
Böylece ölüm anında , günahkarları ceza ve azap yerine kapı senin için kapanacak ve sana sevinç cennetlerinin kapısı açılacaktır.
Şu anda ölüm seni bulmasa dahi, ömrünün sonuna kadar bu bağışlanma belgesi senin için geçerli olacaktır.
Mukaddes babamızın adıyla. Amin.
Rahip Johann Tetzel”(85)
Üç mark karşılığı adamın bütün günahlarını bağışlayan , cehennemin kapılarını adam için kapatan, cennetin kapılarını açan ömür boyu sürecek bağışlanma belgesi veren adamlar din adına neler yapmazlar ki?
Günah işlemekten usanmış bir Hıristiyan Endüljans belgesini eline alıyor, tamamen günahlardan temizlendiğine seviniyor, elinde cennete giriş belgesi kalan ömrünü günahsız geçirmeye çalışıyor.
Eline Endüljans belgesini alan bir başka Hıristiyan da günahlardan kurtardığı vücuduna yeni günahları yerleştirmek için bütün varlığı ile günah denizine atlıyordu.
Dünya menfaati için istedikleri gibi İncili darmadağın etmişlerdir. Şu sözlere bakınız:
“Kutuya atılan para çınlayınca ruh ızdırap ateşinden kurtulur.”
1411 yılında karşı papa xxııı. Johannes’in kendisini Romadan süren ve papa xıı. Gregorius’u destekleyen Napoli kralı Ladislas aleyhine bir “Haçlı seferi” fermanı çıkardı.
Fermanla çağrıya uyanların gönülden pişmanlık duyanların bütün günahlarının bağışlanacağı vaat ediliyordu.
Savaş için mali kaynak sağlamak için Endüljans satılması buyruğunu verdi.
Kral Endüljans pay aldı.
Endüljans satışına karşı çıkanların üçünün boyunları vuruldu.(86)

GEÇEN SAYIDAN DEVAM

GÜNAHLARIN Affedilmesinin Safhaları 1- Önceleri ölürken günahını itiraf eden Hıristiyanların günahlarını papaz affediyordu.
2- Sonra kilisede günah çıkarma odası oluşturuldu. Bu odada papazın huzurunda günahını itiraf eden Hıristiyanların günahlarını papaz affetmeye başladı.
3- Daha sonra para karşılığı günahları af başladı.
Hatta cennete girmeyi garantilemek için belge bile verildi. Para karşılığı günahları af, kilisenin, papaz ve rahiplerin bir kazanç kapısı oldu. Parayı bastıran bütün günahlarından kurtuluyor ve cennete girmeyi de garanti altına alıyordu. Yeni günah işlemek için de sınır tanımıyordu. (87)
4- Bundan önceki papa zamanında günahları toptan affetme başladı. Papa Vatikan meydanında toplananlara konuşuyor. Konuşmanın sonunda meydanda toplananların günahlarını affediyor. Bunun için insanlar papa konuştuğu zaman Vatikan meydanına koşuyorlardı.
Hıristiyanlar, Vatikan meydanında bulunmakla papazın karşısına geçip itiraf etmeden günahlarından kurtuluyorlar.
5- Şimdi ki papa 16. Benedik günahları affetme işinde yeni bir çığır açtı. Papa bir yere gittiği zaman onu karşılayanların günahlarının af edileceği bildirildi.
Papa Almanya’ya gittiği zaman, gazeteler papayı karşılayanların günahların affedileceğini yazdılar. Günahlarından kurtulmak isteyen milyonlarca Alman papa’yı karşılamaya koştu.(88)
Martın Luther
Martin Luther 1517 yılında Wittenberg şatosunun kilisesinin kapısına Endüljans kavgaları sebebiyle 95 maddelik iddialarını astı. Papalığa isyan etti. Papazların günahları affetmesine, Endüljans’a karşı çıktı. Günahı Tanrının affedeceğini söyledi.
Aslında M. lutherin günahı tanrı affeder ifadesi İncil’e terstir. İnciller papazların günahları affedeceğini bildirir. Hıristiyan ileri gelenleri dünyevi arzu ve saltanatlarına ters düştüğü zaman İncil’in o konudaki hükmünü bir tarafa atarlar.
49 Kudüs Konsili kan içmeyi yasaklamıştır. Ama bir kısım papalar dinç kalmak için genç delikanlıların ve genç kızların kanlarını emmişledir. Ansiklopediler ve tarih kitapları kan emici papaların hikayeleri ile doludur.
İncilde İsa’nın günahları affedin buyruğu olmasına rağmen M. Luther İncilde’ki İsanın talimatına rağmen, kendi menfatine olacağı için günahları tanrı affeder demiştir.
Hıristiyanlıkta papaz ve rahiplerin günahları affetmeleri İncil’e dayanır.
Matta İncil’i 16/19”da İsa Petrus’a şöyle der:
“Göklerin egemenliği’nin anahtarlarını sana vereceğim. Yer yüzünde bağlayacağın her şey göklerde de bağlanmış olacak, yer yüzünde çözeceğin her şey göklerde de çözülmüş olacak”
Yuhanna İncil’i 20/21-23”de İsa öğrencilerine şöyle der:
“Baba beni gönderdiği gibi bende sizi gönderiyorum. “Bunu söyledikten sonra onların üzerine üfleyerek, “Kutsal ruhu alın”dedi. “Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur, kimin günahlarını bağışlamazsanız bağışlanmamış kalır.”
Bu emirlerden papaz ve rahiplerin insanların günahını affetmekle vazifeli olduklarını anlamışlar ve asırlarca da uygulamışlardır.
Martın Luther’in Temel Yanlışı
Martın Luther, Endüljans vasıtası ile kilisenin halkı soymasını bahane ederek papazların günahların affına karşı çıkmıştır. Asıl karşı çıkacağı papazlara günahları affetme yetkisi veren İncillerin bu emirleridir. “Bu emirler doğru değil” diyeceği yerde tek otorite Kutsal kitaptır, diyor. Bataklığı kurutacağı yerde sineklerle meşgul oluyor. Hastalık sineklerde değil, Kutsal kitabın kendindedir.
Martın Luther’e gerekli olan İncilin günahların papazlar tarafından affedilmesine dair hükmüne karşı çıkmaktır. Karşı çıkmıyor. Bu hüküm içerisinde bulunan kitaba en büyük otorite diyor.
Protestan bir kişi ile mücadele ve münazara eden bir insan doğrudan doğruya kutsal kitap üzerinde konuşmalı ve kutsal kitabın çelişkilerini anlatmalıdır. “Teslis gibi temel birkaç konunun dışında konuşursa, biz de o konuları kabul etmiyoruz” diyebilirler.
Martın Luther, teslise inanır, İsa’yı ve Kutsal Ruh’u tanrı kabul eder. Papa ile mücadelesi unvan ve şöhret mücadelesidir….
Papa, Martin Luther’i afaroz ett. M. Luther çalışmalarına devam etti. Martın Luther’in hareketi Protestanlık adını aldı. Yeni bir mezhep olarak yayıldı.
Martın Luther, papazların ve rahiplerin otoritesini kabul etmez.
Martın Luther’e göre, en yüce otorite Kutsal kitaptır.(89)
Siyasal idarecilerin tanrı tarafından görevlendirildiğini ileri sürer.(90)
Martın Luther Bir İslam Düşmanıdır
Martın Luther, Müslümanların Hıristiyanlığı yıkmak için şeytan tarafından görevlendirildiğini iddia eden azılı bir İslam düşmanıdır.(91)
Martın Luther’in Kutsal Kitabı
Martin Luther’in en yüce otorite dediği Kutsal kitabını anlatmaya çalıştık.
Kutsal kitap otorite olmak şöyle dursun, doğru ve düzgün bir kitap olma niteliğine bile sahip değildir. Çelişkilerle, ilme ve mantığa aykırı olaylarla ve düşüncelerle doludur. İçerisinde çelişkiler bulunan bir kitap otorite bir kitap olabilir mi? İnşaallah bunun örneklerini vereceğiz.
Protestanlık dünya üzerinde en çok misyonerlik faaliyeti içerisinde olan mezheplerinden biridir.
13- 1’inci. Lyon Konsili (1245 yılı)
Bu konsilde haçlı seferleri yapılmasına karar verildi.
14- 2’inci Lyon Konsili (1274 yılı)
15- Viyana Konsili (1311—1312 yılları)
“Temple Tarikatı”nın ortadan kaldırılmasına karar verildi.
16- Konstanz Konsili (1414-1418 yılları)
Konstanz konsili, papalık iddiasındaki üç kişiyi konsillerin üstünlüğü kuramına dayanarak görevden almak için toplandı. “Konsil mi üstün, papa mı Üstün?” münakaşası vardı. Papa tek iken hep papanın üstünlüğü uygulanmış. Ama üç papa birden ortaya çıkınca konsil üstün diyenler, Konstanz konsilini 1414-1418 yıllarında toplamış ve papaları görevden uzaklaştırmışlar. “Papa yanılmaz” diyorlardı. Bu üç papa’nın hangisi yanılmazdı? Papaların azledilmesi ile yanılmazlık kimde kaldı?(92)
17- Ferrara- Floransa Konsili (1438-1445 yılları)
18- 5’inci Laterano Konsili (1512-1517 yılları)
19- Merano konsili (1546 yılı)
Papaz ve rahiplerin evlenmemesine karar verildi. Bu konsilde İncilin tanrı ilhamı olduğundan şüphe edilmesi de yasaklandı.
20- Trento konsili (1545- 1563)
21- 1’inci Vatikan Konsili (1869-1870)
Bu konsilde papa’nın üstünlüğü, dokunulmazlığı, inanç ve ahlak sorunlarındaki öğretilerinin yanılmazlığını bir iman hükmü olarak karara bağladı…
22-2’inci Vatikan Konsili (1962-1965)(93)
Diyaloğ
Bu konsilde dinler Arası Diyalog”a karar verildi. Bunun için bir sekreterya kuruldu. Sekreteryanın bünyesinde İslam komisyonu kuruldu. Müslümanlarla diyaloğ yapacak insanları yetiştirdiler, konuları tesbit ettiler. Tam insancıl konular ve tavırlar kisvesi altında misyonerlik eylemlerine yeni bir yön verdiler…
Bu komisyonda Hıristiyan mezhepleri arasında birliğin sağlanması için de kararlar alındı. Bu kararların uygulanması sonunda Hıristiyanlar arasında gerginlik azaldı, Katoliklerin diğer Hıristiyanlara karşı taassubu azaldı.(94)
Bu konsilde “Kutsal Kitab”ın Kutsal Ruh’un ilhamı ile yazıldığından dolayı tanrı sözü olduğu tekrar ilan edildi. Vatikan’ın iki bin senelik devam eden süre içinde kutsal kitabın Kutsal ruhun ilhamı ile yazıldığını durmadan ilan etmesi, konu üzerinde Hıristiyan aleminde ne kadar kuvvetli şüpheler olduğunu göstermektedir.(95)
Biz Müslümanların hiç şüphesi yoktur ki, bu günkü İncillerin, Allahın İsa (a.s)’ya indirdiği İncil ile isim dışında hiçbir ilgisi yoktur.
Konsiller Kutsal Ruhun Himayesinde mi?
Konsilleri Kutsal ruhun himayesi bir hikaye…
Konsillere katılan piskoposlar, papazlar konuları konuşuyorlar, hatta münakaşa ediyorlar, münakaşayı birbirlerini afaroz etmeye kadar ileri götürüyorlar. Neticede tehditle de olsa çoğunlukla bir karara varıyorlar. Kararlarını uygulamak için de öldürmek dahil her çareye baş vuruyorlar.
İznik konsilinde uydurma ilan edilen Pavlus’un İbranilere mektubu, 364 yılında kutsal kitaplar arasına alındı.
Konsilleri ruhi himayesine alan Kutsal ruh, İznik Konsilin’de Pavlus’un İbranilere mektubunu himayeyi unuttu da mı kutsal kitap olamadı? 364 yılında unutkanlığını telafi etmek için bu kitabın kutsal kitaplar arasına alınmasını ilham mı etti?
Paulus’un İbranilere mektubu gibi İznik konsili, Petrus’un 2’inci mektubu, Yuhanna’nın 2’inci ve 3’üncü mektupları, Yakub’un mektubunu, Yahudanın mektubunu, Yuhanna’nın vahyını sahte ilan etmiş, fakat bir sonraki konsilde kutsal kitap olarak ilan edilmiştir. Bu ilan ile konsil kararları değişmez bir kural olmaktan çıkıyor. Bir önceki konsilde uydurma ilan edilen kitaplar bir sonraki konsilde kutsal kitap ilan edilebiliyor.
Eski Ahit Ve Yeni Ahit İlişkisi
Hıristiyanlara göre, Eski Ahit, Allah ile İsrailoğulları arasında yapılan bir ahd’in yani anlaşmanın metinleridir.
Yine Hıristiyanlara göre, Allah ile insanlar arasında son anlaşma İsa vasıtası ile yapılmıştır. Bu son anlaşmanın yazılı ifadesi metinlere de Yeni Ahit denir.
Eski Ahit de Geçerli Kitaptır
Hıristiyanlara göre; Allah’ın sözünün geçerliliği devamlıdır. Eski Ahitte Allah’ın sözü olduğuna göre el’an geçerli, mukaddes bir kitaptır.
Bu duruma göre, Eski Ahit kitapları Yahudilerin olduğu kadar, Hıristiyanların da kutsal kitaplarıdır. Yeni Ahit, Eski Ahit’in devamı olan kitaplardır. Hepsi de Kutsal kitaplardır. Hepsi de Tanrı sözü olan kitaplardır.
Hıristiyanlar, Eski Ahit ve Yeni Ahit kitaplarının geçerliliğini, devamlılığını, birbirine bağlı olan ilişkilerini Matta İncili: 5/17, 18 de yer alan İsa’nın şu sözlerine dayandırırlar:
“Sanmayın ki, ben şeriatı yahut peygamberleri yıkmağa geldim. Ben yıkmağa değil, fakat tamam etmeğe geldim. Çünkü doğrusu size derim: Gök ve yer geçip gitmeden, her şey vaki oluncaya kadar, şeraittan en küçük bir harf veya bir nokta bile yok olmayacaktır.”
Şeriattan en küçük bir harf veya nokta yok olmayacağına göre, Eski Ahid’in bütün kural ve kaideleri geçerlidir. Bunun içindir ki, kiliselerde ayinlerde Eski Ahit’ten parçalar okunur. Bunun içindir ki, Yeni Ahit kitaplarında Eski Ahit kitaplarından sık sık alıntılar yapılır. Bu alıntılara birkaç örnek verelim:
Matta İncili (9/13) deki: “Ben kurban değil, merhamet isterim” sözü Eski ahit, Hoşea kitabı (6/6)dan alınmıştır.
Markos İncili (12/29)’daki: “Dinle ey İsrail; Allahımız Rab bir olan Rabdır.” Sözü de, Eski Ahit, Tensiye kitabı (6/4)’den alınmıştır.
Yeni Ahit kitablarındaki, Eski Ahit’ten yapılan bütün alıntılar sayfaların alt kısımlarında gösterilmiştir. Gösterilmeyen alıntılarda vardır. Acaba bu alıntıları yazarlar mı aldı? Yoksa Kutsal ruh mu aldı?
Görülüyor ki, Yeni Ahit kitapları Eski Ahidin bir devamıdır. Eski Ahitle bütünleşmektedir. Bu yüzden Eski Ahid’i ve Yeni Ahit kitaplarını birlikte basarlar. Eski Ahit kitaplarını yeni Ahitle birlikte okurlar. Eğitim ve öğretimde birlikte kullanırlar. Öğüt ve bilgi kaynağı olarak birlikte kabul ederler. Ama Eski ahitte bulunan kural ve kanunlara uymakla kendilerini yükümlü saymazlar.
Pavlus’un Yaptıkları
Bir kitabı geçerli kutsal kitap olarak kabul edeceksiniz, fakat kendinizi o kitabın belirttiği kural ve kanunlarla yükümlü saymayacaksınız. Bu bir çelişkidir. Hıristiyanlara bu çelişkili yolu açan Tarsuslu haham Pavlustur.
Eski adı Saul olan Pavlus son derece şiddetli bir İsa düşmanı idi. Nerede bir İsa (a.s)’ya inanan insan görse onu Romalı idarecilere şikayet eder, onun işkence ve zulüm görmesi için bütün gücü ile çalışırdı.
Pavlus mitolojik şekilde Hıristiyan oldu. Pavlus’un Hıristiyanlığı, Hıristiyan ileri gelenleri tarafından daima şüphe ile karşılandı.
Pavlus, son derece zeki, becerikli ve hırslı bir insandı. Kendisine yandaş adamlar buldu. Ama rahat çalışamıyordu. Eski Yahudi muhiti de yeni Hıristiyan muhiti de kendisinden rahatsızdı.
Yahudi ve Hıristiyan muhitlerinden ayrıldı. Putperest Yunan ve Roma halkları arasında çalışmaya başladı. Kısa zamanda putperest Yunanlılardan ve Romalılardan kendisine bağlı cemaatler meydana getirdi.
Putperest Yunanlılardan ve Romalılardan Hıristiyan olanlar Eski Ahit kurallarına göre sünnet olmayı istemiyorlar, et yasaklarının da kalkmasını istiyorlardı.
Pavlus yeni Hıristiyan olmuş eski putperestler için sünnet olma ve et yasaklarına uyma mecburiyetini kaldırdı. Pavlus’un verdiği bu karar üzerine sünnetsiz ve et yasaklarına uymayan Hıristiyanlar çoğalmaya başladı.
Pavlus dinde değişiklik yapmak olarak kabul edilen sünnet olma mecburiyeti ve et yasaklarına uyma zorunluluğunu kaldırma kararı eski Hıristiyanlar ve İsa (a.s) ile birlikte bulunmuş havariler tarafından hoş karşılanmadı. Pavlus’un dinde yaptığı bu değişiklikleri görüşmek üzere milattan sonra 49 yılında Kudüs’te bir konsil toplandı. Hıristiyanlıkta ilk konsil olan bu konsile havariler de katıldığı için “Havariler Konsili” de dendi.
Konsilde Pavlus’tan hesap sorulacaktı. Sorulamadı. Konsilden Pavlus’u destekleyen kararlar çıktı. Putperest iken Hıristiyan olanlardan Eski ahit hükümlerine uymalarının istenmemesine karar verildi.
Havariler konsili kararları Pavlus’u daha da kuvvetlendirdi. Havarilerin gerisinde iken önüne geçti.
Kendisine “milletler havarisi” dedi. İsa dininin yeni sahibi, yeni şekillendiricisi oldu.
Pavlus, sünnet olmayı ve et yasaklarını kaldırmakla kalmadı, zamanla Eski Ahit’teki kural ve kanunları da geçersiz saydı. Sadece zina yasağı kaldı. Zina yasağının da cezaları yok edildi.
Pavlus yazdığı mektuplarında İsa dinini kendine göre yorumlamış ve şekillendirmiştir. İsa dininin inançta ve uygulama da Eski Ahitle ilgisini tamamen koparmış Eski Ahit’te yer alan kural ve kanunlardan oluşan şeriatı lanetlik olarak ilan etmiştir.
İsa (a.s)’nın tanrılaştırılması, tanrının oğlu olarak ilan edilmesi, Pavlus’un buluşudur.
Adem atamızın günahı yüzünden bütün insanların günahkar olarak doğması inancı da Pavlus’un eseridir.(96)
Yeni Ahid’i meydana getiren yirmi yedi kitaptan on dördü Pavlus’un yazdığı kitaplardır. Bu kitapların isimlerini verdik.
Pavlus’un hayatının ve çalışmalarının anlatıldığı “Resullerin İşleri” ve “ Lukaya Göre İncil” kitaplarının yazarı Luka da, sonradan Hıristiyan olmuş Pavlus’un yanında yetişmiştir. Luka’nın yazdığı iki eserde Pavlus’un düşüncelerini ve yaşayışını aksettirmektedir.
Pavlus 64 yılında Neron tarafından, Roma yangını bahane edilerek öldürüldüğü zaman eldeki dört incilin hiç biri henüz yazılmamıştı, ama Pavlus’un kitapları cemaatlerin ellerinde dolaşıyordu.
Dört İncil’de Pavlus’un meydana getirdiği yeni din anlayışı havası içerisinde yazılmış, Pavlus’un yazdığı eserlerden doğrudan doğruya etkilenmiştir.
Paul sonrası Hıristiyanlık, tamamen Pavlus’un eseridir. Bu yeni Hıristiyanlıkta İsa (a.s), mitolojik bir tanrıdır. Pavlus’un tanrılaştırdığı bir isimden başka bir şey değildir.
Burada şunu da belirtmeliyiz ki, Pavlus yeni Hıristiyanları Eski ahid’in kural ve kanunlarından uzaklaştırmakla, şeriatı lanetmekle beraber, işine geldiği yerlerde Eski ahidi kullanır, ondan alıntılar yapar, onu mukaddes kitap olarak kabul eder.
Eski ahit kitapları geçerli ve kutsal kitap olarak kabul edilecek, Allah’ın hiçbir hükmü, hiçbir sözü geçerliliğini kaybetmez denilecek. Hem de o geçerli olduğu iddia edilen kitapların içerisinde bulunan kural ve kanunlarla kendilerini yükümlü tutmayacaklar. Burada çelişki ve tezat vardır
Pavlus’un yazdığı kitaplarda, Pavlus’un etkisi altında yazılan Yeni ahit kitaplarda yenilecek ve içilecekler için hiçbir hüküm bulunmadığından dolayı Hıristiyanlar istediklerini yerler ve içerler. Bu yönden diğer varlıklardan bir farkları yoktur.

__________________
(59) Maurice, sayfa 107-111, Anabiritanica, 22/62, 19/121, M. Bucaille) (121, 128, 116, İzharül Hak 92-93, Ebu Zehra:79-81, Reddiye: 42, Rasullerin işleri 12/12, 15/37)
(60) Ana Britanica ans. :21/158, Ebu Zehra : 83, Maurice Bucaille: 113-114)
(61) Ebu Zehra:89
(62) Ana: 32/267)
(63) Ana Biritanica 32/266, Ebu Zehra: 89
(64) (ana b. 19/120
(65) (bi: 47)
(66) İzhar: 47, (49, 226, 313)
(67) M. B. 112, 115, 117, 122, 125)
68) M. Ebu Zehra, Hıristiyanlık Üzerine Konferanslar, sh: 83, Fikir Yayını, 1978, İstanbul

(69) 4 din ve dinsiz: 223)
(70) Tefhimülkur’an: 5/29)
(71) Barnabas İncili: 41, izhar, Siyret Ansiklopedisi, 3/446
(72) Izharuolhak: 358-359
(73) (Dinler tarihi, Abdurrahman Küçük:153)
(74) İslam Ansk. 26/176, M. aydın hıristiyanlık, 143
(75) Age, 146)
(76) Ana b. 19/241, Milliyet, büyük Larousse Ansk. , 13/6945)
(77) İslam Ans l26/177)
(78) Ana b. 19/419)
(79) İslam Ansk, 26/177, A. Küçük 141, Maurice Bucaille 94)
(80) İslam Ansk. 26/177)
(81) Şinası Gündüz Hıristiyanlık 34, A. küçük, 141, Ebu zehra, 251)
(82) Ebu Zehra254
(83) Ebu Zehra, 243, İslam Ansk. 11/209, Luther ve reformu, 39, Hakan Olgun, Fecr yayını, 2001, Anara.
(84) luther ve Reform, sh: 39
(85) Luter ve Reformu, sh: 232
(86) Luter ve Reform sayfa: 41, 44 , Ana b. 16/82

(87) Ebu Zehra:283
(88) Yenişafak gazetesi, 22 Ağustos, 2005, pazartesi, sayfa:11
(89) Luther:204
(90) Luther:206
(91) Luther:192, 198
(92) M. Aydın Hıristiyanlık:152
(93) Ana b. 19/241
(94) M. Aydın Hıristiyanlık34-38
(95) M. Bucaille:103

misak.com

51 Yorum

Diğer Haberler

Siyonizmin Baz Aldığı En Etkin Kaynak: Talmud! FİLİSTİN TALMUD’U

İslam'ın Tevrat ve İncil'e Bakışı / Prof.Dr.Lütfullah Cebeci

Din de Merkez Kim? Pavlus mu İsa mı? / Prof.Dr.Şinasi Gündüz

Tahrif edilen Kitab-ı Mukaddes'in tasnifi : "Eski Ahid,Yeni Ahid" / N.Mehmet Solmaz

Dinler Tarihi ve Din Felsefesinde Kurtarıcı ve Kurtuluş / Joachim Wach

İncil ve Havarilerin Öyküsü / Murat Hafızoğlu

"Yahudi" tarihi üzerine tartışma notları

Teslis'in Hristiyanlıktaki Konumu

Babil Mitolojisi

Mircea Eliade'de Tarihsel Bilinç Sorunu

Pavlus'un Hıristiyan Geleneğindeki Merkeziliği / Prof.Dr.Şinasi Gündüz

Bir "mit" yazarı olarak Pavlus / Pavlus ve Mitoloji

   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz