Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


İzmirli İsmail Hakkı ve İlm-i Hilaf Kitabı üzerine
Osmanlı'nın son dönem muhakkik alimlerinden İzmirli İsmail Hakkı'nın nadide eserlerinden "İlm-i Hilaf" kitabını Değerli İlahiyatçı Yrd.Doç.Dr.Ali Duman sadeleştirerek ve notlandırma yaparak meraklılarına sundu..
29/11/2010 / 14:34

İslâmî ilimlerin hemen hepsi hakkında eser vermiş, II. Meşrutiyet dönemi Osmanlı ve ilk dönem Cumhuriyet alimlerinin önde gelenlerinden biri olan İzmirli İsmail Hakkı, h. 1285 (1868) yılında İzmir’in İkiçeşmelik semtinde doğdu. Babası yüzbaşı İzmirli Hasan Efendi, annesi Giritli Kandiyeli Hafize Hanım’dır.

Küçük yaşlarda eğitim hayatına başlayan İzmirli, Muallim olduktan sonra da eğitim alanında küçümsenemeyek oranda büyük çalışmalar yapmıştır. İslami ilimlerin hemen her alanında oldukça önemli eserler vermiş olan İzmirli İsmail’nin İlm-i Hilaf kitabı ise ayrı bir öneme sahiptir.

Çünkü Fıkıh’ta Hilafiyat olarak bilinen, ancak unutulmaya yüz tutmuş olan bir bilim dalını yeniden hayata geçirmek adına yazılmış bu eserde İzmirli, hem mensubu olduğu milletine hem de, ilim alemine büyük bir hizmet görmüştür.

Genel olarak İslâm Hukuk Usûlü bilim dalının alt dallarından biri olarak değerlendirilen Hilaf İlmi, Mukayeseli Hukuk ile de irtibatlandırılmaktadır.

Bilindiği gibi fıkıh, Müslüman bireyin günlük hayatında karşılaştığı yada karşılaşabileceği dinle ilgili olan veya olmayan durumlarda nasıl hareket etmesi gerektiğinin anahtarlarını veren bir ilimdir. Tarihî gelişim seyri göz önüne alındığında Müslüman bireyin hayat tarzının kendisidir de diyebiliriz. Böyle bir niteliği haiz olan bir disiplinde, farklı konularda farklı görüşlerin olması ve bireylerin hayatlarını düzenlerken bu farklı görüşlerden birini takip etmeleri gerekliliği noktasında Hilaf İlmi’nin önemi ortaya çıkmaktadır. Bu ilim sayesinde Müslüman birey, hayatını düzenlemekte tâbi olduğu ekolün doğru yada yanlışlığını görebileceği gibi, herhangi bir konu üzerinde ileri sürülen görüşler arasında mukayese yapabilme ve hatta tercihte bulunabilme imkanını da elde edebilecektir.

Ancak fıkhın fetva boyutuyla ilgilenenler açısından Hilaf İlmi daha da büyük bir önem taşımaktadır. Çünkü bu kimseler sadece kendi adlarına değil, kendilerine soru sorarak tabi olmak durumunda olanların adlarına da konulara yaklaşmak durumundadırlar. Bu bakımdan müftülerin sorumluluğu oldukça fazladır. Onlar kendilerine gelen problemlere mensubu bulunduğu mezhebin görüşünü aktarmakla yetinmek biçiminde bir yaklaşım sergileyerek meseleleri gelişi güzel bir biçimde halledemezler. Kendilerinden fetva soran şahıslara, sorulan konuyla ilgili bütün teferruatı da aktarmak zorunlulukları vardır. Bu şekilde hem fetva isteyen kimsenin sorusunu cevaplamakta, hem de bir problemi halletmektedirler. Dolayısıyla bir müftünün, hakkında fetva istenilen bir konuda sadece mensup olduğu mezhebin görüşünü aktarmak biçiminde bir tutum izlemesi, bir anlamda görevini tam olarak yerine getirmemesi demektir. Bunun yerine müftü, problemi ortaya koyan kişinin durumuna ve içinde bulunduğu şartlara göre cevap vermelidir. Halbuki bugünkü durum bundan oldukça uzaktır. Müftüler genellikle birinci seçeneği, yani mensup oldukları mezhebin ana kitaplarına bakarak cevaplamayı tercih etmektedirler. Bu ise çoğu zaman problem sahibi kişinin zora koşulması sonucunu doğurmaktadır.

İşte Hilaf İlmi bu gibi durumlarda çıkış yolunu gösterebilecek nitelikte bir bilim dalıdır. Örnek vermek gerekirse günümüzde karsını üç talakla boşamış bir şahsın müftüye müracaat ettiğini düşünelim, alacağı cevap boşamasının geçerli olduğu biçiminde olacaktır. Çünkü klasik fıkıh kaynaklarının hemen tamamında bir lafızda verilen üç talakın geçerli olduğu hükmü yazılıdır. Halbuki bir lafızda verilen üç talak Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer’in ilk yıllarında tek talak sayılmaktaydı. Hz. Ömer insanların bunu suiistimal etmelerinden dolayı üç talak olarak kabul etmişti. Ancak Hz. Ömer bunu yaparken insanların neredeyse Allah’ın hükümleriyle alay etmek derecesine gelmiş bulunmalarını göz önünde bulundurarak hareket etmişti. Günümüzde böyle bir problemi olan kimsenin durumu göz önüne alındığında, bir hüküm vermezden önce onun sosyal statüsüne bakılmalıdır. Bu kimse bir köylü olabileceği gibi, bir imam hatip mezunu, bir kaymakam vs. de olabilir. Din eğitimi almamış olan bir kimse için bir lafızda verilmiş olan üç talakın, onun Allah’ın hükümleriyle alay etmesi gibi bir maksada yönelik olarak bunu yapmış olduğunu düşünmemizi gerektirecek bir sebep yoktur. Şu halde bu konularda fazla bilgisi olmayan kimselere Hz. Ömer’in ceza olarak taktir ettiği şeyi, tekrarlamak hiç de uygun olmayacaktır. İşte Hilaf İlmi sayesinde bu ve buna benzer durumlarda akıl yürütmenin, elde mevcut farklı çözümler arasında tercihte bulunabilmenin yolu açılmaktadır.

Ancak ne yazık ki günümüzde Hilaf İlmi üzerinde yeterince durulduğu söylenilemez. Bunun sebepleri arasında, din bilimlerini, özellikle de İslâmî bilimleri araştırmak ve öğretmek görevini üstlenmiş bulunan İlahiyat Fakülteleri’nde okutulan fıkıh ders saatlerinin yeterli olmaması gösterilebilir.

İster İslâm Hukuk Usûlü, ister mukayeseli hukuk ile irtibatlandırılsın, Hilâf İlmi’nin gerçekten kendisine ihtiyaç duyulan bir ilim olduğu tartışmaya gerek olmayan bir hakikattir. Hilaf İlmi sayesinde fıkıh ekollerinin yakından tanınması, meseleler karşısındaki tutumlarının öğrenilmesi ve bu meselelerin güncelleştirilebilmesi imkanı yakalanabilecektir. Zira Hilâf İlmi, fıkhî ekollerin aynı mesele hakkında vermiş oldukları farklı hükümlerin ve gerekçelerinin görülmesi ve değerlendirilebilmesi açısından oldukça faydalı bir bilimdir.

İlahiyat fakültesinde okuyan öğrenciler ve halka din eğitimi vermek gibi bir misyona sahip din görevlileri, özellikle de müftüler açısından bu bilimin zorunlu olduğu söylenebilir.

Bu gibi faydaları son derecede fazla olan Hilâf İlmi’nin öğretilmesi bağlamında İsmail Hakkı İzmirli’nin hazırlamış olduğu İlm-i Hilâf adlı kitabı İhtilaflar Bilimi adıyla sadeleştirerek konuyla ilgili kimselerin hizmetine sunmayı amaçladık. Kitabı, usul-ı fıkhın alt yapısı olabilecek nitelikteki konuları içermesi, ilahiyat fakültelerinde okutulan usulfıkıh derslerine yardımcı bir kaynak niteliğine sahip olması sebebiyle sadeleştirmeyi uygun gördük.

İzmirli’nin eseri üç kısımdan meydana gelmektedir. Birinci kısım Hilaf İlminin tanımı, tarihçesi, özelliklerini, literatürünü içeren bir giriş ve iki bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde hükümlerin istinbât ediliş şekilleri üzerinde durulmuş, ikinci bölümde hükümlerin delilleri üzerinde cereyan eden tartışmalara işaret edilmiştir. İkinci kısımda delillerin çatışması, yani tearuz ve tercih konuları ele alınmış ve son olarak fıkhî metotların ele alındığı üçüncü kısımda içtihat, taklit ve fetva konuları incelenmiştir.

Kitap tarafmızdan sadeleştirilmiş olup, Malatya şartlarında yayının çalışılmıştır.

İsteme Adresi: Ali Duman

İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

Kampüs/ Malatya

aduman@inonu.edu.tr

 

 Böyle değerli bir çalışmayı sadeleştirerek ve notlandırma yaparak büyük emek harcayan Yrd.Doç.Dr.Ali Duman hocamıza emeklerinden dolayı fikribeyan.net adına teşekkür ediyoruz.

19 Yorum

Diğer Haberler

Mevdudi için orası tatil beldesi değildi!

Ekin Yayınlarından Yeni Kitap : "Kur'an Kıssalarının Tarihselliği"

Tefsir gibi bir mukaddime : Tefsire Giriş - Râgıb el-Isfahani

Kur'an Sûrelerinin Kimliği & Sûreler nerede ne zaman indi?

İlginç Senetler Bulduk & 800 yıl sonra Peygamber'le tokalaşmış!

İslam Siyasal Düşünce Mirası

Bid'at Konusuna Doğru Bir Yaklaşım - Abdulkayyum Es Suheybani

Ruhun Sevinci - Seyyid Kutub

İmam-ı Şafii'nin Dev Külliyatı "El-Umm" Türkçe'de

Te’vil’in Tahrife Dönüşmesi: Mehmed Emin Akın

30.Yılında İstanbul Kitap Fuarı

Batıcı Bilim Yanlışta! & Oryantalist Bakışı Bırakacaklar mı?

Ebû Yûsuf'un Hadis Anlayışı -Kitap Tanıtımı-

Beydavi Tefsiri Türkçe'de

Ahmed Kalkan'ın "Kur'an Kavramları Ansiklopedisi" çıktı

Kitap Tanıtımı : Alevi-Bektaşi Geleneğinde Kur'an Anlayışı

Ekin Yayınlarından "Menar Tefsiri"

İlahiyat Alanına Dair Okuma Listesi

"Kur'an"i Kavramlar" ın 2.baskısı çıktı

Tefsir Üzerine - İbn Teymiyye

Bilgi Bankası

İzmirli İsmail Hakkı ve İlm-i Hilaf Kitabı üzerine

Mehmet Paçacı şimdi nerede?!

Kur'an'a Giriş / Muhammed Abid CABİRİ

Teolojik bir inşa olarak "Laiklik"

İslami İlimler Metodolojisi / Kanunu’l Fikri’l İslamî - Abdulmun’im el-Kı’ıyy

Bir tefsir klasiği Türkçe'de! - BEYDAVİ TEFSİRİ

T.J.Winter soruyor! "Kıbleni mi şaşırdın ey müslüman"

Milliyetçilikler ve Faşizmler -Kitap tanıtımı-

Kur'an Kıssalarında Sinematik Özellikler

İslam Psikolojisi Yazıları

Kuyuda Yazılan Kitap - El-Mebsut / İmam Serahsi

"Ahir Zaman İlmihali"ni farklı kılan nedir? / Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Ali Bulaç'ın Son Kitabı "Göçün ve Kentin İktidarı"

"Müslümanın Akaidi" kitabı üzerine Ahmed Kalkan'la söyleşi

Kutsal Kitaba İlahi Çağrı / Rahmetullah el-Hindi

Kendi Kendine Akademi (Tavsiye Kitap Listesi)

İran'da Devrim ve Karşı Devrim / Asaf Hüseyin

Tefsirde yanılgı sebepleri ve bunlardan korunma yolları / Muhammed Vehbi Dereli

Kuran ve Sünnet Üzerine Makaleler - Hikmet Zeyveli
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz