Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


İslam'da Yönetim / Haluk Özdoğan
Tunus’la başlayıp, İslami beldeler genelinde hareketlenmelere yol açan kıyamlar ve bu kıyamlarda meydanları dolduran kalabalıkların tekbir sesleri, sömürgeci Batı devletlerini telaşa düşürmüştür. Sömürgeci Batı devletleri ısrarla toplumların demokratik taleplerde bulunduğu şeklinde halkları yönlendirmek istemektedir. Bununla halkları, meşruiyeti sorgulanan mevcut rejimlerin yapısını köklü bir şekilde değiştirmeden bir takım reformlarla yetinmeleri noktasında aldatmaya çalışmaktadırlar. Öte yandan, İslami yönetimin ana hatları konusunda toplumlarda genel bir kamu uyanıklığı oluşmadığından ve genel İslami şiarlar yükseltilse de, gerçek bir değişim için nasıl bir yönetim talep edilmesi ve olması gerektiği hakkında net bir tasavvur da olmadığından bir takım reformlar toplumlara rahatlıkla pazarlanabilmektedir. Bu nedenle İslam’da yönetimin genel çerçevesi hakkında sabık malumata sahip olmak gerekir.
13/04/2011 / 22:01

 

Allah Sübhanehu ve Taâla İslâm risaletini "Lailahe illallah Muhammedun Rasulullah" tevhid akidesi üzerine kurup göndermiştir.

İslâm risaleti tüm insanlığa yönelik kapsamlı ve evrensel bir mesajdır. Öyle ki insan hayatına ilişkin tüm olayları, hayatın öncesi ve sonrası ile ilişkilendirerek düzenler. İnsanlığın sorunlarını, hem insanı her yönü ile bilerek hem de yaratıcısı, nefsi ve diğer insanlarla olan ilişkilerini, zamana ve mekâna bağlı olmaksızın düzenleyerek bir çözüme kavuşturur.

İslâm, yaratıcı olan Allah’ın kâinat, insan ve hayatla bağını, yaratma, tedbir (yaratılanı bir düzene ve yola koyma), ölüm, hidayet ve dalalet, rızık verme ve yardımlar açısından yorumladığı gibi, Allah Azze ve Celle'nin kendini vasıflandırdığı, kudret, hikmet, tedbir, tasarruf, irade ve kainatı kuşatıcı ilim kavramları bağlamında da ele alıp bunların gerçeğini ortaya koyan İslâm mesajı aynı zamanda insanın ve hayatın yaratıcısı olan Allah ile ilişkisini de bir düzene koymuştur.

İslâm bu düzenlemeyi yaparken aşağıdaki hususlarda hassasiyetle durmuştur.

Ubudiyet (kulluk) ve teşride (yasamada) Allah'ı birleme

Hiçbir yaratılmışı Allah’a ortak koşmama

Allah’ın kulları için koyduğu kurallar çerçevesinde Allah'a ibadet

Allah’ın emirlerine bağlanma ve yasaklarından kaçınma farziyeti

Resul Muhammed (S.A.V.) ne getirdi ise onu alıp ona bağlanma farziyeti.

Yalnızca Rasul Muhammed (S.A.V.)'e tabi olma, yalnız onun getirdiklerini alma ve ondan başkasına tabi olmama ve onun dışında hiçbir beşerden (şer'iat) benimsememe.

Belirli bir çerçevede sınırlandırılmış fikirlerle gönderilen İslâm mesajı, kendine bağlananlarda seçkin bir kültür doğurmuştur. Bu kültür hayata ilişkin tüm kavramları yerli yerine oturtarak iman edenlerin bakış açılarını ve zevklerini bu kavramlarla billurlaştırmıştır. İslâm mesajı helal ve haram anlayışını kendisine merkez edinerek belirli bir bakış açısı ve hayata ilişkin metodla; fikirlerinde, duygularında nizamlarında ve bireylerinin şahsiyetlerinde kendine has özgün bir toplum oluşturdu.

 

Aynı zamanda devlet ve topluma ait ilişkileri düzenleyen kâmil bir şeriat ortaya koydu. Bu şeriat ile de aşağıdaki hususları düzene kavuşturmuştur:

Yönetim, ekonomi, iç ve dış siyaset, eğitim, devlet-fert ilişkisi, devlet-teba ilişkisi, savaş ve barış anında diğer devletlerle ilişkiler, halklar ve ümmetler arasındaki ilişkilerin esasları, kadın-erkek ilişkileri, toplumun fertleri arasındaki özel ilişki çeşitleri v.b. Kısaca İslâm insan hayatının tamamını kapsayan bir nizamlar bütünüdür.

Buna göre bizzat Resulullah (S.A.V.)Lailaheillallah Muhammedun Rasulullah ilkesi üzerine Medine’de İslâm Devleti’ni / teşkilatını kurdu ve hayatta iken onu tamamladı.

Devlet'in, bu şekilde kurulması ve işleyişi genel olarak tevatürle sabit olduğu için uyulması vacib yoldur. Resulullah (S.A.V.) Medine'ye vardığından vefatına kadar Devlet işlerini kendisi yürüttü. Onun vefatından sonra yalnız devletin risalet ve nübüvvetle değil, uygulamasında Peygamber'e Halife olacak bir Devlet reisinin ikamesinde sahabe icma etmiştir. Çünkü risalet ve nübüvvet onunla sona ermiştir. Böylece Resul (S.A.V.) hayatta iken devlet teşkilatını tamamıyla kurmuş, yönetim şeklini ve devlet teşkilatının biçimini açık ve bilinir halde geriden geleceklere bırakmıştır.

İslâm’da devlet şu sekiz temel organ üzerine bina edilmiştir

1- Halife,

2- Tefviz Muavini,

3- Tenfiz Muavini,

4- Cihad Emiri,

5- Valiler,

6- Kâdılar,

7- Devlet (İşleri) Kurumları,

8- Ümmet Meclisi.

Bu sekiz temel organla ilgili deliller Rasul (S.A.V.)'in fiilî uygulamalarıdır. Rasul (S.A.V.) bizzat devlet mekanizmasını bu esaslar üzerine kurmuştu. Kendisi bizzat devlet başkanlığını yüklenmişti. Ayrıca Müslümanlara kendileri için bir devlet başkanı seçmelerini emretmekle bir halife seçmelerini emretmiş olmaktadır. Halifenin yardımcılarına (muavinlerine) gelince; Rasul (S.A.V.) Ebu Bekir ve Ömer'i kendisine yardımcı olarak atamıştır. Hakim ve Tirmizi'nin Ebu Saîd el-Hudri'den rivayet ettikleri bir hadiste Rasulullah (S.A.V.) şöyle demiştir: "Gökten yardımcılarım Cibril ve Mîkail'dir. Yeryüzü halkından yardımcılarım Ebu Bekir ve Ömer’dir.” 1 Hadiste geçen "benim iki vezirim"sözü sözlük anlamı itibarı ile "benim iki yardımcım" anlamına gelmektedir. Günümüzde insanlar "vezir" kelimesinden batılı bir ıstılah olan "bakan" anlamını çıkarmaktadırlar. Bu kelimeyle, yönetimle ilgili muayyen bir iş kastedilmektedir. Ancak bu, hem Müslümanlara yabancı, hem de İslâm’ın yönetim düzenine uygun düşmeyen bir anlamdır. Zira Rasul (S.A.V.)'in vezir diye adlandırdığı yardımcı her bakan gibi belirli bir işle sınırlandırılamaz, aksine yardımcı Halifenin tüm işlerin yürütülmesinde genel bir yetki verdiği bir yönetim organıdır. Bu genel yetkinin özel bir iş çeşidi ile sınırlandırılması doğru değildir.

1 Hakim, Tirmizi, 3613

 

Valilere gelince, Rasulullah (S.A.V.) çeşitli bölgelere valiler atamıştır. Nitekim Attab b. Esîd'i Mekke'nin fethinden sonra Mekke'ye, Müslüman olduktan sonra Bazan b. Sasan'ı Yemen'e Vali olarak atamıştır. Bunların dışında daha birçok kimseyi de vali olarak görevlendirmiştir.

Kâdılara gelince, Rasulullah (S.A.V.) insanlar arasında hükmetmesi için kadılar tayin ederdi. Ali b. Ebu Talib'i Yemen'e kadı olarak tayin etti. Muaz b. Cebel ve Ebu Musa el-Eş'ari'yi Yemen'e kadı ve emir olarak görevlendirmiştir. Taberani sahih raviler aracılığı ile Mesruk'tan şunu rivayet etmektedir: "Rasulullah () döneminde ashabından altı kişi kâdılık yaparlardı. Bunlar: Ömer, Ali, Abdullah b. Mesud, Übey b. Ka'b, Zeyd b. Sabit ve Ebu Musa el-Eş'arî." 1

Devlet işlerinin yürütülmesi için gerek görülen idari mekanizmalara gelince: Rasulullah (S.A.V.) devlet işlerine ait kurumların idaresi için de katipler tayin etti. Bunlar kurum müdürleri konumunda idiler. Bu çerçevede Muaykıb b. Ebu Fatıma'yı ganimetler üzerine katip olarak, Huzeyfe b. el-Yeman'ı da Hicaz bölgesi mahsulünü tespit edip yazmak üzere görevlendirmişti. Bunlardan başka bir çok Müslümanı aynı işe veya farklı işlere katip olarak görevlendirmiştir.

Ordu: Ordu Ömer zamanında cihad emirine bağlıydı. Nitekim Rasul (S.A.V.) ordunun idaresi ve işleri ile bizzat ilgileniyor, orduya komuta ediyordu. Zaman, zaman herhangi bir işin yapılması için komutanlar tayin ettiği de oluyordu. Kureyş hakkında bilgi toplamaları için Abdullah b. Cahş'ı beraberinde bir toplulukla Kureyş'e yollamıştı. Yine Ebu Seleme b. Adu'l Esed'i içlerinde Müslümanların en hayırlı kahramanlarından Ebu Ubeyde b. el-Cerrah, Sa'd b. Ebi Vakkas ve Useyd b. Hudayr gibi seçkin Müslümanların da içinde bulunduğu 150 kişilik bir seriyyenin başına komutan olarak atamış ve seriyyeye ait olmak üzere ona bir sancak vermişti.

Görevi şûra ve yöneticileri denetlemek olan Ümmet meclisine gelince: Rasul (S.A.V.)'in sürekli ve belirli bir meclisi yoktu. Ancak dilediği zaman Müslümanlarla istişare ediyordu. Nitekim Uhud gününde ve İfk hadisesinde Müslümanları bir araya toplayıp istişare etmişti. Daha başka konularda da istişarelerde bulunan Rasul (S.A.V.)'in istişarelerinden kendilerine danıştığı toplumun ileri gelenlerinden şu şahıslar sayılabilir: Hamza, Ebu Bekir, Cafer, Ömer, Ali, İbn Mesu'd, Selman, Ammar, Hüzeyfe, Ebu Zer, Mikdad ve Bilal. Rasul (S.A.V.)'in sürekli olarak bu sahabelerle istişarede bulunmuş olmasından dolayı bunlar şûra meclisi konumunda idiler.

Tüm bu anlatılanlardan Rasul (S.A.V.)'in devlet için özel ve belirli bir yönetim mekanizması koyduğu ve devlet işlerini bu çerçevede yürüttüğü açıkça anlaşılmaktadır. Rasulullah (S.A.V.)'in Rabbine kavuşmasına kadar da bu sistem aynen devam etmiştir. Rasulullah (S.A.V.)'den sonra gelen Raşid Halifeler de aynı minval üzere devleti yürütmüşlerdir. Bu tatbikat tüm sahabeler tarafından görülerek ve işitilerek üzerinde oluşan icma ile devam etmiştir

Bu şekil yönetim organı içerisinde maliyenin müstakil bir organ olarak bulunmaması maliyenin özel bir konumu olduğu zannını doğurabilir. Ancak Rasul (S.A.V.) malların idaresi noktasında da müstakil sorumlular görevlendirmiştir. Bu konuyu biraz daha açacak olursak: Rasul (S.A.V.) her ne kadar maliye için belirli bir sorumlu görevlendirmişse de maliyeyi müstakil bir yönetim organı olarak tasnif etmemiştir. Bilakis maliyeyi diğer yönetim organlarının bir alt birimi olarak tanımlamıştır. Zira Rasul (S.A.V.)'in atadığı

1 El-Heysemî, Mevmau’z-Zevâid, IX, 312

 

valilerden bir kısmının valiliği hem yönetim konularını hem de mali konuları kapsayacak şekilde genel iken bir kısmının valiliği ise sadece yönetim işlerini kapsıyordu. Rasul (S.A.V.)'in mali konular için de özel valiler atadığı olurdu. Örneğin Rasul (S.A.V.) Amr b. Hazm'ı Yemen'e Vali olarak görevlendirmiş ve ona hem yönetimi hem de mali idareyi kapsayacak şekilde genel valilik yetkisi vermiştir. Bu hususu kendisine yazılı olarak verdiği belge ile de kayıt altına almıştı. Rasul (S.A.V.) Ferve b. Müseyk'i; Murad, Zebîd ve Müzhic Kabilelerine amil olarak tayin etmiş onunla birlikte zekâtı toplamak üzere Halid b. Saîd el-Âs’ı göndermişti.

Yalnızca yönetmekle görevli olan valiye "Vali es-Salât" (Namaz valisi) denilirdi. Bu ifade bir terimdir. Bu ifade, mali konular dışında idare, yargı siyaset, harb, ibadet ve diğer tüm konularda insanlar üzerinde velayet (idare ve yönetim) yetkisi anlamına gelmektedir. Mali konulardan sorumlu olan valiye de "Vali el-Harac" deniyordu. Bu terim ise zekât, arazi haracı ve benzeri vergilerin toplanmasını ifade ediyordu. Genel valilikle görevli olan valiye ise "Vali es-Salat ve'l Harac" (Namaz ve Harac Valisi) denirdi.

Bu sebeple maliye tek başına bir yönetim organı olmayıp valilik yani emirlik işlerinden bir parçadır. Bu iş için yönetim valisinden ayrı bir vali görevlendirilebilir. Kimi zaman yönetici valiye de bu görev verilebilir. Hangi durum söz konusu olursa olsun mali konularla ilgili devlet merkezinde özel bir makam oluşturulmamıştır. Bu konudaki yetki halifenin elindedir. Yani maliye yönetim mekanizmasının bir parçasıdır. Yönetimden ayrı bir organ değildir.

Cihad emiri; savaş, dışişleri, içişleri ve sanayi konuları ile ilgilenir. Rasul (S.A.V.) ve sonraki Halifeler cihad emirliğini bizzat üstleniyordu. Nitekim Rasulullah (S.A.V.) orduyu kendisi hazırlar, donatır ve işlerini bizzat kendisi üstlenirdi. Aynı şekilde içişleri ve dışişlerine ait işlerle de bizzat ilgileniyordu. Bir keresinde Yemen'de Cüraş denilen bölgeye silah yapımını öğrenecek kişileri göndermişti. Sonraki Halifeler de aynı yolu takip ettiler. Ömer b. el- Hattab (r.anh) ordu divanı kurarak onun için bir sorumlu tayin etmişti. Bu ise Cihad Emirinin yetkileri arasındadır.

Sonuç olarak Rasul (S.A.V.)'in kurduğu devlet bu sekiz temel organ üzerine bina edilmişti.

 

Allah subhanehu ve teala Şöyle buyurmaktadır:

 

Allah’ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitab’ı hak ile indirdik; hainlerden taraf olma” Nisa 105

 

Bugün size dininizi ikmal (eksiksiz tamamlama) ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için İslam’ı beğendim.” Maide 3

 

Yoksa onlar cahiliye yönetimini mi arıyorlar? İyi anlayan bir topluma göre, hükümranlığı Allah’tan daha güzel kim vardır.” Maide 50

 

Allah’ın bizler için beğenip seçtiği, kemale erdirdiği İslami yönetimin ana hatları bu şekildedir. Batılılar ve yerli avenelerinin bizim için seçip beğendikleri ise, Allah’ın göndermediği, insan aklının ürünü olan fasidbozuk, kokuşmuş, batıl nizamlar olmuştur. Nasıl ki ibadet ve taatlarımızda Rasulullah (S.A.V.)’i örnek alıp, O (S.A.V.)’nun gösterdiği rükunlara göre eda ediyorsak, yönetimde de yine Rasulullah (S.A.V.)’in bizlere gösterdiği, devleti ve devletin organlarınırükunlarını hayata geçirmek için, İslami hayatı yeniden başlatmak üzere harekete geçelim ki; Allahu Teala da Mü’minler için vaadini yerine getirsin:

Muhakkak ki Rasullerimize ve îman edenlere hem bu dünya hayatında hem de şâhitlerin (şâhitlik için) kalkacakları günde nusret vereceğiz.” [Ğâfir/Mu’min 51]

 

 

 

22 Yorum

Diğer Haberler

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

İslami Kimlik ve Şahitlik Görevi / Erhan Koç

Ümit Aktaş:'İslamcılıkta Yeni Paradigmaya doğru'

İslam Hukukunda Egemenliğin Sahibi ve Kaynağı Sorunu / Erhan Koç

Mevdûdi'nin 3.yol önerisi ne?

İslam Devlet Felsefesi / Mehmet Niyazi

Batı Hukuk Düşüncesinde Egemenlik Teorisi (2) / Erhan Koç

İktidarın Teolojisi Üzerine Deneme: "Onlara Eğer Yeryüzünde İktidar Verirsek" / Mustafa Yılmaz

Demokrasinin Krizi-Demokrasiye Eleştirel Bir Bakış / Hamdi Tayfur

Gelecek Tasavvuruna Dair Fıkıh Üretme Tembelliği / Dr.Serdar Demirel

Batı Hukuk Düşüncesinde Egemenlik Teorisi (1)

Dini Demokrasi / Ayetullah Hamenei

’Kemalist-laik-türkçü ideoloji’nin bütünüyle çöktüğü anlaşılmalı..

Egemenlik teorisi ve Problemler / Erhan Koç

Yürütmeyi daha iyi kontrol etmek, işte modernlerin özgürlüğü!

"Hakimiyet Allah'ındır" Kavramının Anlamı ve Mahiyeti / Erhan Koç

İhvan: Devlet yönetiminde İslami referansları reddetmek ahlaksızlık

Velayet-i Fakihi Nasıl Anlamalı? / Muhammed Can

İslam'da Siyaset Anlayışı / Ebu'l Ala El-Mevdudi

İslam'da Yönetim / Haluk Özdoğan

Raşid Hilafet, Raşid Toplum / Muhammed Muhtar eş-Şankiti
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz