Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


İslam Ekonomisi ve Marxçı Sosyalizm Açısından İhtiyaç / M.Bakır es-Sadr
İslam Ekonomisi, dağıtım işlemini toplumdaki sınıfsal çarpışma esasına göre düzenlemez. Tersine mutlu bir toplumun en yüce idealinin ışığında ve sabit bazı ahlâkî değerleri esas alarak düzenlemektedir. Bu ahlaki değerler, servet dağıtımının söz konusu değerleri gerçekleştirmeyi garanti edecek, ideallere vücut verecek ve mümkün olan en büyük derecede yoksunluk üzüntülerini giderecek şekilde düzenlenmesini gerektirir, zorunlu kılar.
20/04/2011 / 23:23

«Herkesten gücü oranında iş, herkese emeğine göre hak. . .» görüşünü savunan sosyalizm,” dağıtımda temel bir unsur olma­sı niteliğiyle emeğe dayanır ve emeği esas olarak kabul eder. Sosyalizme göre az da olsa çok da olsa her işçi, emeğinin sonu­cu (ürünü) üzerinde hak sahibidir. Böylece de dağıtımda ih­tiyacın rolü ortadan kalkmış olmaktadır. İşçi, ihtiyacından fazla miktarda ürün elde etmiş ise o zaman ihtiyacından faz­la da olsa dağıtımdaki payını alma hakkına sahip olur. Ama üretmiş olduğu ürün, ihtiyacından az ise, o zaman ihtiyaçla­rını tam, olarak tatmin hakkına sahip olamaz. Şu halde ihtiyaç miktarı ne olursa olsun her birey, kendi emeği ile üret­miş olduğu değeri elde etme hakkına sahiptir.

İhtiyaçlara bakış açısından sosyalizm, islâmiyetle uyuş­mamaktadır. Sosyalizme göre ihtiyaç dağıtımda önemli ve olumlu bir role sahip değildir. Her ne kadar, ihtiyaç, yetenek­li işçinin -ihtiyacından fazla olsa bile- kendi emeğinin ürünü­nü elde etmesini engellemiyorsa da, biraz önce açıklamasını yapmış olduğumuz toplum guruplarının ikincisine nispetle dağıtımda faal bir rol oynamaktadır. Bu ikinci gurup, zorun­lu hayat diyebileceğimiz en alt düzeydeki bir geçime sahip olabilecek derecede bedenî ve fikrî güce sahiptir.

Marxçı sosyalizmin ekonomi esaslarına göre bu gurubun, kendi cılız emeklerinin ürünüyle yetinmesi gerekmektedir. Ve yine Marxçı sosyalizm; bu gurubun geçim seviyesi ile müref­feh bir geçimi elde etme gücüne sahip olan birinci gurubun geçim seviyesi arasındaki büyük farkları normal olarak kabul etmektedir. Sosyalist düzende emek, dağıtım işlemlerini tek başına yürütmektedir. Dolayısıyla işçi, emeğinin kendisine sunmuş olduğu değerden daha üst düzeydeki bir geçimi iste­meye yeltenme imkânına sahip olmamaktadır. Ama islâmın ekonomik düzeninde durum, bambaşka bir şekil almaktadır. Çünkü İslâmiyet işçiler arasında dağıtımı örgütlemek için sadece emek ile yetinmemekte ihtiyacıda bu alanda rol sahibi kılmaktadır. İkinci gruptaki bireylerin genel refah düzeyine ulaşmaktan aciz olmalarını ise bir çeşit ihtiyaç olarak kabul etmekte ve bu ihtiyacın karşılanması içinde belirli yöntemler ortaya koymaktadır. İslama göre, güzel şanslı ve yetenekli işçi kendi emeğiyle elde etmiş olduğu ürünlerden daha fazla olacaktır.

Bu arada bedenî ve fikrî oluşumlarının karakteri sebe­biyle iş yapamaz durumda olan toplumdaki üçüncü guruba ilişkin, İslâmiyetle Marxçı sosyalizm arasında bir başka an­laşmazlık noktasına da değinmemiz gerekmektedir, îş yap­maktan Ve ihtiyaçlarını giderebilmekten aciz olan bu üçün­cü guruba ilişkin anlaşmazlık, İslâmiyetle marxçı sosyalizmin dağıtım ilişkileri hakkındaki anlayışları arasında bulunan farklılıktan doğmaktadır.

Bu münasebetle ben, günümüz sosyalist dünyasının üçün­cü gurup karşısındaki tutumunu ele almak istemiyorum. Ayrıca iş yapma gücünden yoksun olan birey sosyalist toplumlarda açlıktan ölmeye mahkûmdur diye iddiada bulunan görüşleri tekrarlamayı da istemiyorum. Ben; sorunu pratik yönden değil de teorik yönden incelemek istiyorum. Sosyalist dünyanın düşmanları tarafından tekrarlanan iddiaların so­rumluluğunu yüklenmek de istemiyorum.

Marxçı sosyalizmin, üçüncü gurup bireylerinin yaşama haklarını yorumlamasına ve dağıtım işleminde genel üründen pay alabilmelerinin haklılığını söylemesine ekonomik yönden imkan yoktur. Zira Marksizme göre dağıtım esasına sabit bir ahlâkî göre düzenlenemez. Dağıtım ilişkileri, yürürlükte bulunan üretim şeklinin yönettiği toplumlarda sınıfsal çelişki du­rumuna göre belirlenmektedir. İşte bu sebepledir ki marksizm, kölelerle efendiler arasındaki sınıfsal çarpışmalar ortamında köleliğin ve kölelerin kırbaç altında ölüp, emeklerinin ürü­nünden yoksun olmalarını normal olarak kabul etmektedir.

Bu Marxist esasa göre üçüncü gurubun dağıtımdaki pa­yını, bu gurubun sınıfsal merkezînin ışığında incelemek ge­rekmektedir. Çünkü bireylerin dağıtımdaki payları, onların sosyal çarpışmadaki sınıfsal merkezlerine göre belirlenmek­tedir. Üçüncü gurupta bulunan bireyler, üretim araçları mül­kiyetinden ve üretim yapabilmek için çalışma gücünden yok­sun oluşları dolayısıyla, hiç birisinin kapsamına girmemekte­dirler. Sosyalist bir toplumun kurulması ve işçilerin muzaffer olmaları işinde, işçi sınıfının bir parçasını oluşturmaktadır­lar.

Bedenî ve fikrî karakterleri gereği iş yapamaz durumda olan bireyler, sermayeciler ve işçiler arasındaki sınıfsal çarpış­manın, dolayısıyla da sosyalist aşamada üretim araçlarına hâkim olan işçi sınıfının dışında kaldıklarına göre; dağıtım­dan pay alma, yaşayabilme ve emekçi sınıfın egemen olduğu servette pay alma hakkına sahip olduklarını Marxist yöntem­lere uygun olarak ilmî bir şekilde yorumlamak mümkün de­ğildir. Çünkü bunlar, sınıfsal çarpışma çemberinin dışında kalmaktadırlar. İşte böylece marksizmin üçüncü gurubun haya­tının ve sosyalist aşamadaki geçimlerinin garanti edilmesinin haklılığını kendi yöntemleriyle ispatlamaktadır.

İslam Ekonomisine gelince o, dağıtım işlemini toplumdaki sınıfsal çarpışma esasına göre düzenlemez. Tersine mutlu bir toplumun en yüce idealinin ışığında ve sabit bazı ahlâkî değerleri esas alarak düzenlemektedir. Bu ahlaki değerler, servet dağıtımının söz konusu değerleri gerçekleştirmeyi garanti edecek, ideallere vücut verecek ve mümkün olan en büyük derecede yoksunluk üzüntülerini giderecek şekilde düzenlenmesini gerektirir, zorunlu kılar.

Bu anlayış esasına dayalı dağıtım işlemi durum gereği; kendilerine servet dağıtımının yapılması gereken insanlar topluluğunun bir parçası olması niteliğiyle üçüncü gurubu da kapsamına almaktadır. Hem de mümkün olan en yüksek oranda yoksunluk üzüntülerini giderecek şekilde. Tabiî İslamın, sosyal ilişkileri dayandırdığı ahlâki değerleri ve mutlu toplumun yüce ideallerini gerçekleştirmek için… Tabiî olarak bu durumda söz konusu üçüncü gurubun yoksunluk ihtiyaç­ları, onların yaşama hakkına sahip olmaları için yeter bir se­bep olmakta ve bu ihtiyaçları, dağıtım unsurlarından bir un­sur haline gelmektedir.

islamekonomisi.org

14 Yorum

Diğer Haberler

Fıkıhdan İslâm Hukukuna / Prof.Dr.Talip Türcan

Asr-ı Saadet İktisadı & Peygamber Nasıl Bir Ekonomi Uyguladı? / Cengiz Kallek

Nurullah Erkoç : Unutulan Sünnet  "İtikaf"

El-Ezher'in hazırladığı alternatif İslami anayasa taslağı

Tarihte Ekonomik Dönemler,Sistemler ve İslamiyet / Prof.Dr.Osman Eskicioğlu

İslam Hukukuna göre Kadının Boşanma Hakkı (1) / Yunus Vehbi Yavuz

İslam ekonomiye ne der? / Günümüz Meselelerine Cevaplar..

İslam Hukukunun Genel Gayesi / Tahir bin Aşur

İslam Ekonomisi ve Marxçı Sosyalizm Açısından İhtiyaç / M.Bakır es-Sadr

İslam Devlet Teorisinde Yönetim İlkeleri / Yrd.Doç.Dr.Ali Duman

Hz.Ali'nin torunundan "Haklar Risalesi"

Beş İslam'ın Şartı (İbadetler) + Altı da İnancın Şartı (Amentü) - Ahlâk-sız Türk Müslümanlığı / Prof.Dr.İlhami Güler

İslami finansı anlamak / Frank Vogel

Zekatın terbiye edici etkisi ve Friedman / Aliya İzzetbegoviç

Din ve İktisat / Prof.Dr.Musa Kâzım Yılmaz

İktisadi Düşüncelerin Bozuklukları ve Sahih Çözüm / Hakkı Eren

İslam Ekonomisi ve Marksist-Kapitalist Ekonomi / Musavi Lari

Günümüz Çarpık Ekonomi Anlayışı ve İslam Ekonomisi / Prof.Dr.Osman Eskicioğlu

İslam Ekonomisinin Mülkiyet Anlayışı / Prof.Dr.Osman Eskicioğlu

İslam'da İktisat Nizamı / Takiyyuddin en-Nebhani

Osmanlı Hukuk Sistemi

İslam Ekonomisinin Genel Yapısı / Muhammed Bakır es-Sadr

İslam İktisat Doktrini Üzerine Mülahazalar / Yahya Arslan

Ebu Hanife'nin İctihatlarında Dinde Kolaylık ve Fakirin Korunması / Yrd.Doç.Dr.A.Vehbi Ecer

İslam Hukukunun Kaynağı Olarak Kur'an / Yrd.Doç.Dr.Ali Duman

İslam Hukukunun Gayesi / Dr.Ali PEKCAN

İslam'ın Getirdiği Hukuki Düzenlemeler

Seküler Dünyada Fıkh'ı Konuşmak / Dr.Ebubekir SİFİL

İslam'ın Hükümleri Zamana Göre Değişir mi?

Temel Çizgileriyle Doktriner Kapitalizm / M. Bakır Sadr

İslami Ekonominin İncelikleri / Dr.Mustafa Özel

İslam'ın Sağladığı Sosyal Güvenlik / Prof.Dr.Faruk Beşer

Ceza Hükümleri Açısından Tevrat ve Kur'an / Prof.Dr.Suat Yıldırım

İşçi ve İşverenin Hukuki ve Ahlaki Sorumlulukları / Dç.Dr.Selim Arık

İslam'da Adalet İlkesi / Prof.Dr.Muhit Mert

İslam Hukukunda İctihat Kavramı
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz