Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


Frantz Fanon ve kara talihimiz
Fanun’u okumak ve anlamak biraz da kara derili isyanı anlamaktır. Afrika’dan kopup gelerek Batı topraklarında var olan isyanı okumaktır.
26/05/2011 / 08:24

Zencilere zaafım var

Bir insanın zencilere karşı zaafı olması mağdur olmakla hemencecik ilintilendirilmemeli. Zira zenciler her ne kadar tarihte mağdur hanesine en fazla adı yazılan renkte olsalar da güçlü, kuvvetli, dayanıklı insanlardır. Misal;  Ali, Malik el-Şahbaz, Martin Luther King, Kobi Braynt, Şakir Oniyıl... (Son ikisinin orijinal yazılışı böyle olmasa da biz onları böyle seviyoruz.) Obama ya da Michael Jackson’u başka bir kategoride değerlendirmek lazım. Bilal-i Habeşî ise daha başka hüzünlerle yazılacak bir siyah elmas güzelliğidir…

Zaafım olan en ünlü zenci tartışmasız Fanon’dur. Zaafıma sebepler: Fanon’un otuz altı yaşında ölmesidir. Ölüm döşeğinde iki kitap çalışmasını tamamlamasıdır. Bir insan olarak zaafları olduğu için; beyaz adamı eleştirir ama beyaz kadına fena halde âşık olur. Afrika’nın Marks’ı olmasıdır. Aykırı ve tutarlı bir sese sahip olmasıdır. Che ve Bin Bella ile arkadaş olmasıdır. Psikolojinin en ağır dalında psikopatoloji alanında çalışmasıdır. Ali Şeriati, Sartre, Edward Said, Avram Noam Chomsky gibi aydınları etkilemiş, fikirlerinin oluşmasına katkıda bulunmuş olduğu için zaafıma karşılık bulmaktadır.

“Sömürgecinin sömürgeleştirdiği insanı anlatmak için kullandığı dil zoolojik bir dildir” dediği için Fanon’a zaafım var. Tespitleri kanatıcı ama doğru olduğu için zaaf duyuyorum. Daha onlu yaşlarına doğru Antillerdeyken Fransız askerlerinin yaptığı zumla (öldürme, yakma, tecavüz) şahit olduğu halde varıp 2. Dünya savaşı sırasında Fransızlar safında, ilerleyen zamanlarda da Fransız maaşıyla çalıştığı için zaafım var. Evet, sakat bir cümle kurdum! Sömürene boyun eğen akıllı bir adamı övdüm. Ama şurası var ki o savaşan, daha sonra da doktorları olup maaş alan adam gidip en travmalı hastaları seçti. Aşırı şiddet görmüş, işkenceye uğramış, tecavüz mağduru insanları iyileştirmeye çalıştı. Bu haliyle yetinmeyip, sömürülenin kolay kolay yapamayacağını yaptı ve mağdur edilenden yana geçti. Cezayir Kurtuluş Örgütünden yana oyunu kullandı ve görevinden ayrıldı. Siyah derisini gördü; beyaz maskesini attı. Dünyanın lanetlisi olmaktan vazgeçti. Laneti, sömürgecinin yüzüne çarptı. İnsan hayatının dümdüz bir çizgi gibi ilerlemediğini gösterdi.

Frantz Fanon, Siyah Deri Beyaz maske“Yok olup giden maddi ve ahlaki yapı” içerisinde kendini yeniden inşa ederken “sömürülen” insanlar için de yeni inşa süreçleri olabileceğini gösterdi; hem hayatı hem de eserleriyle.

Frantz Fanon mu, Fransız Fanon mu?

“Toplumsal dalgalanmalar içerisinde sömürgeleştirilen ülkenin aydınının saplantısı garip bir ayrıntı merakıyla değişirken” Fanon, minik ayrıntılarla değil de kökten değişimlerle amaca ulaşılacağını hatırlattı. Öyle ki makineyi vereni makinesiyle ezmedikçe, toprak, sahibinin yani yerlilerin olamayacaktı. İşte tam burada, Fransız Fanon olmak ne demek daha iyi anlaşılıyor. Fanon, beyaz maske ile dolaştı sömürenlerin içinde. Onların dilini, kültürünü, saldırı biçimini daha iyi öğrendi. Bu önceden tasarlanmış bir şey değildi belki. Zamanla, adım adım gerçekleştirilen bir özgürlük savaşımıydı. “Toprak ve ekmek” her insan için önemli olduğu gibi Fanon için de önemlidir. Zira hayatı ideme ettirmek için ayağını bastığın bir toprak ve boğazından geçecek lokma olmalıdır. Toprağını elinden alan, lokmalarını da rahatlıkla sayabilecektir. Bu sebepten toprak vurgusu Fanon’un dilinde daha oturaklı, daha bereketli durur.

Frantz Fanon, Yeryüzünün LanetlileriHak verilmez; alınır!

Afrika ülkelerinde bir dönem yaygın olan “fetih yapan general heykelleri ki kamçısı ile yaralar açan, makineleriyle taşları paramparça eden bir dünya” çıkmıştır Fanon’un ve Fanon gibi kara derililerin karşısına. Bu heykeller var oldukça o kırbaç sızısı devam edecektir. Bunu gören Fanon: “Şiddet güçleri ve kapitalizmin suç ortaklığına” karşı “Şiddet, teneffüs edilen hava gibidir” der. Evet, şiddet teneffüs edilen hava kadar normal ise; o havayı yine başka bir şiddetli havayla dağıtabilirsiniz. Heykelleri, şirketleri, filmleriyle insanları ürperten bir sömürge imparatorluğu ancak şiddetle durdurulabilir. Burada Gandi’den ayrılır Fanon. Her ikisi de yerlilik, toprak, ekmek vurgusu yapar. Lakin birinde şiddetsiz devrim, diğerinde ise şiddetle devrime yöneliş vardır. Bu, Afrika ile Hint yarımadası farkıdır. Afrikalı insan çok fazla dövülmüştür. Ayrıca paye de almamışlardır. Afrika’ya İtalyan, Fransız, İngiliz, Hollandalı sömürgeciler dört koldan yürürken; Hindistan’a yalnızca İngilizler dayanmışlar ve işbirlikçilerle işlerini kolaylamışlardır. Afrika’nın hiç olmazsa şeref golü atmaya hakkı vardır. Bu yüzden Fanon’da şiddet elzem hale gelir. “Askerler, zaferden kalma oyuncaklarıyla oynayadursunlar, finans çevreleri onları hemencecik gerçeğe yöneltir.” Bu yüzden Afrika’nın kara talihi bir kez olsun yüzlerine gülmez. Güya, “reel-politik” zamanlar başlamıştır; askerler, kırbaçlı generaller çekilmiş ve finans merkezleri gerçeği sömürülenlerin yüzüne vurmuşlardır: “Sizin ne toprağınız, ne paranız ne de emeğiniz var! Siz, bizim ürettiğimiz makinenin dişlilerisiniz!” Bu durumda zaten kaybedecek bir şeyi kalmaz insanların. (Afrika’nın Marks’ı da doğal olarak sorar: Kaybedecek neyin var?!) Tıpkı insan avcılarının Afrika’nın köylerine dalıp tuttukları insanları “vahşi hayvanlar gibi” kafeslere koyarak satmak için gemilerle Avrupa ve Amerika’ya götürürlerken o insanların da “aileler” kurduklarını hesaba katmamaları gibi. Onlar sadece birer nesnedirler. Acı çekmezler. Hakları yoktur. Mahkemeye çıkıp dava açamazlar. Özgürlüklerinin bedelini ödeseler bile “kara” oldukları için “normal insanlar” gibi yaşayamazlar. Efendim tam da burada Türkçe bir slogan devreye giriyor; Fanon şunu demek istedi: Hak verilmez, alınır!

Frantz FanonAlışkanlıklar insanın kaderi olur; sömürülmek gibi.

Evet, otuz sekiz yaşında ölen Fanon bu cümlenin altını iyi çizdi. Sadece Afrika insanı için değil; yaşam, inanç, beslenme, barınma hakkı gasp edilen tüm insanlar için sıkı bir manifesto yazdı. Düşmanın dilini iyi bilen, eğitimli, kavgacı lakin hastalığın pençesinde kısa bir ömür dayanmış bir adamın diliyle dünyanın lanetlisi ya da kendimizin lanetlisi olmamak için “her türlü sömürücüye” karşı maskeleri çıkarıp direnmektir elzem olan. Yoksa “kendi hikâyeleriyle bilincimizi dumura uğratan insanlar” karşısında şansımız yok, Kemal Sayar’ın tabiriyle.

Bağımlılık bir gün vazgeçilmez hal alabilir. Bunu Fanon çok iyi görmüştü. Yaklaşık yüz seksen yıllık Batılılaşma serüveninde bu “bağımlılık illeti bizleri “başkalarının hikâyelerini” ezberleyen insanlara dönüştürdü. Fanon yaşasa ve Victoria Gölü’nün balıklarını Avrupalıların yediğini, Türklerin Batı formunda filmler çektiğini ve “Araplara örnek demokrasisi”nin olduğunu, BM delegasyonundaki zenci kadınların ne kadar “öteki” olduğunu görseydi; ‘ölümüne şiddet çözer bu işi!’ derdi, herhalde.

Alışkanlıklarınız kaderiniz olur, yollu yüce bir söz vardır. Sömürgeleştirilen insan, sömürülmediğinde rahatsız olmaya başlamışsa eğer, Fanon’un dediği noktaya, bıçağın kemiğe dayandığı noktaya gelmişizdir. Modern ulus devletlerde baş gösteren “sömürgeci ırkçılık” (Fanon’un hocası Mannoni’ye ait bir terim) hiçbir ırkçılığa benzemez. Zira ileri sömürge döneminde, ileri karakol olarak vazife yapan bu sistem günümüz modern devletlerinin, bilhassa gelişmekte olan ülkelerin belasıdır.

Seçilmişler diktatoryasına hoş geldiniz!

Zeki Bulduk / Dünyabizim

31 Yorum

Diğer Haberler

Ahlak-Din İlişkisi / Ayetullah M.T.Misbah

Proudhon mu Behlül Dânâ mı? & Kölesin Sen Erkek!

İlim ile Bilim arasında / Bilim,İslam'ın nesi olur?

M. Foucault ve düzenin reddi / Arsen Ceyhan

İzmirli İsmail Hakkı'nın "Angilikan Kilisesine Cevap" Adlı Eserinde Aklın değeri

Batı Düşüncesini Modernliğe Taşıyan St.Augustin

Frantz Fanon ve kara talihimiz

İslamî Devlet'ten Medenî Devlete / Ali Rıza Akgün

Fıtrat : İnsanın Ontolojik Altyapısı / Haydar Öztürk

Kürşad Atalar ile "Batının Kaynakları" üzerine

Doğu ve Batı sorusuna binaen / Ali KAYA

Guenon neden Hint'e yoğunlaştı? / Guenon'u keşfetmeliyiz!

Hayatta İki İrade mi var? / Ali Kaya

Adalet / İbn Arabi

Deginiler.../ Ali Kaya

Varoluşçuluk

İdealizm

Ali Şeriati'nin Mirası-2 / Ali Kaya

Ali Şeriati'nin Mirası / Ali Kaya

Düşünce Terzisi : Muhammed Abid El Cabiri

Psikoloji ve Tasavvuf Açısından Rüyalar
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz