Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


Hareket Fıkhımızın Muhteva ve Formu / Fırat Toprak
Toplumsal değişim mücadelesi veren her camia geçmişin rehberliği altında anın tahlilini ve gelecek öngörülerini üzerinde ciddi bir emek sarfı ile belirlemek zorundadır.
06/06/2011 / 09:23

Aslında Hareket Fıkhı kavramsallaştırılması tam da bu zemine tekabül etmektedir. İş, oluş ve eylem kelime anlamındaki Hareket ile bilme, anlama ve künhüne varma kelime anlamındaki Fıkıh kavramlarının birlikteliğinden oluşan Hareket Fıkhı salt kelimeler üzerinden değerlendirildiğinde bile oldukça anlamlıdır. Kaldı ki üst perspektiften Hareketin terim anlamının bireysel ve toplumsal değişime dair çabalar bütünü olarak kabulü ve Fıkhın ise Terim anlamının kişinin/camianın/toplumun lehinde ve aleyhinde olanı -bilinç ve eylem zemininde-bilmesi şeklinde kabulü kavramın fonksiyonelliğini ortaya koymaya yeterlidir. Elbette ki Fıkhı ilk dönem tarihimizde şekillenmiş ama aşılamayan genel-geçer kurallar dizgesi olarak kabul etmediğimizi ifade etmek gerekir. Aksine Fıkhı ezeli-son dinin muamelat/sosyal anlamıyla bugüne bakan yönü, bir değişkenler alanı ve hayatın içinde müslümanca bir var oluşun imkânı olarak algıladığımızın altını çizmek önem arz etmektedir. Kişisel ve toplumsal tarihimizin bir hareket fıkhına ihtiyacı ve hareket fıkhı ile şekillenmesi zorunludur.

 

 

Hareket Fıkhının temel konu çerçevesi ideal ile reel olan, muhteva ile form, ne ile nasıl ve aralarındaki ilişki olduğu söylenebilir. Evvelemirde inanılan ve mücadelesi verilen bir değerler dizgesi/ideal ile vakıa/reel/hâlihazırda olanın kavranması elzemdir. Bu bağlamda güçlü bir muhteva oluşturulması ve bu muhtevanın metodolojik çerçevesi belirlenmiş, cazip bir formda muhatap kitleye sunulması olmazsa olmazdır Yerel, ulusal ve uluslar arası boyutlarda etki sahasının genişletilmesi ise iş bu muhteva-form ilişkisine bağlıdır.  

 

 

Muhtevanın mahiyeti bağlamında birey ve camia olarak lüzumu hissedilenler ise;

 

 

1- Düşüncede tekâmül/zihni kuşatıcılık: Düşüncede derinlikten kasıt entelektüel yetkinliktir. Bu İslam düşüncesinin temel boyutlarını ifade ettiği gibi sağlıklı bir sistem ve toplum tahlili ile hale dair akli etkinliğini de içermelidir. Bir akli etkinlik olarak düşüncenin sağlıklı bir zeminde şekillenmesi vahyin ışığıyla yol alınmasına bağlıdır. Asli kaynaklarımız çerçevesinde efradını cami ağyarını mani bir zihni kuşatıcılıktır bahsettiğimiz.

 

 

Temel eğitimin akabinde liyakatli insanlarımızın özellikle bazı alanlarda uzmanlaşması sağlanmalıdır. Aynı zamanda ortak bir veri bankası oluşturulması elzemdir. Bu ortak aklın ortaya çıkmasına önayak olacaktır. Bu amaçla eğitim tartışmalarımıza pratik bir katkı olarak ilmi derinleşmenin önünü açacak ıslah edilmiş bir medrese çalışması zorunludur. Özellikle Kürt Coğrafyasındaki medreselerin ıslahına dönük çalışma bir rol model olarak tartışılabilir. Bu vesileyle zengin ama atıl bir dinamiği deneyime dönüştürme imkânımız olacaktır. Diğer taraftan bu toprakların yakıcı sorunu olan Kürt sorununa dair ilmi-kültürel temelde söz söyleme görevimizi ifa etmiş olacağız. Kürt sorununa yönelik ilmi-kültürel temelde söyleyeceğimiz sözlerimizin en az siyasi önerilerimiz kadar önem arz ettiği ehlince malumdur. Böylece salt siyasi/ideolojik koşullanmanın sınırlandırıcılığı da aşılabilecektir.

 

 

2- Duyguda tekâmül/kalbi coşku: İnsanın en önemli var oluş alanlarından biri olan duygusal yönelimi bir kalp etkinliği olarak ciddi bir destek ve disiplini gerektirir. Akıl- Kalp dengesinin sağlanmasına yönelik literatür zenginliği manidardır. İster İrfani- tasavvufi yön ile ifade edilsin isterse manevi boyut ile ifade edilsin fert ve toplum tarihi planında Allah ile kurulacak rabıtanın, seyr ilallah-ulviyete yürümenin önemi yadsınamaz.  Bu başlık altına bir fert/hareket için zorunlu olan kalbi coşku/heyecan girdiği gibi; sanat, edebiyat, şiir, sinema vb. etkinliklerde girmektedir. Kontrolsüz siyasallaşmanın getirdiği manevi iklimden uzak kalmışlığımız nasıl bir yanlışı ifade ediyorsa ruhi terbiye dolayısıyla mevcut bütün tasavvufi birikimi vahyi bir perspektiften geçirmeksizin içerdiği bidat ve hurafelerle beraber içselleştirmekte diğer bir yanlışı ifade etmektedir.

 

 

3- Davranışta tekâmül /ahlaki tutarlılık: Hayatın bütünselliğinde ahlaki tutarlılık her zamankinden daha fazla önem arz etmektedir. İfsat ve ahlaki çürüme çağında öncü şahsiyetlerin birer ahlak abidesi olarak tecessüm etmesi gerekmektedir. Bu ise bireylerin ruh ve ahlak terbiyelerine odaklanmayı zorunlu kılmaktadır. Bir başka ifade ile haz ve hız çağı olarak adlandırılan zamanımızda müminlerin durmak, durulmak ve en az ideolojik mücadele boyutunda bir tezkiye cehdi sergilemek şeklinde bir görevleri olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. Ahlakı Kuran ile övülen ve güzel ahlakı tamamlamayı gönderiliş gayesi ile ifade eden bir Peygamberin ümmeti ahlaki tutarlılığı olmazsa olmaz görmek durumundadırlar. Yozlaşma kültürsüzlüğüne karşı sesimizi daha bir yükseltmek önceliklerimizden olmalıdır. Ahlaki tutarlılık fert planında hal - kal bütünlüğü olarak anlam taşırken hareket planında adalet - güç dengesi olarak anlam taşımaktadır. Güç zehirlenmesine meydan vermeyecek bir mizan-hadid-kitap denklemi iş bu tutarlılığı ortaya koymaktadır.

 

 

4- Toplumsallıkta tekâmül/birliktelik ahlakı: Sosyal bir varlık olarak insanın bulunacağı toplumsal vasatın ve geliştireceği ilişkilerde kardeşlik ahlakıyla hareket etmesi, karşılıklı hukuka riayet etmesi zorunludur. Bu durum ise hem kervanla beraber yol alma hem de özgün/özgür olma şeklinde formüle edilmektedir. Temel değerlerimizden biri ideal teşkilatlanma modeli olarak cemaati ve cemaat ruhunu içselleştirme ve devamlılığını bir tecrübe olarak aktarabilmek olmalıdır. Aile ve Cemaat modelimizin modern savrulmalara karşı sığınacağımız en güvenilir sığınak olduğu tarihi deneyimlerle anlaşılmıştır.

 

 

Aidiyet bilinci ortak değerleri/çalışmaları sahiplenme, beraber iş yapabilme ve ortak aklı (istişareyi ) kullanabilme süreciyle tamamlanacaktır.

 

 

Büyümenin bir süreç olduğu unutulmamalı, ancak bu gerçeklik sorumlulukları tehir etmenin bahanesi olmamalıdır. Sürece yayma ve acelecilik burada karşımıza çıkan temel yanlışlardır. Doğrular ise zamanı bilinçli ve verimli değerlendirmek ile bireysel/toplumsal değişim yasalarından olan tedriciliği riayettir.

 

 

 Nitelikli bir kurumsallaşma ve aidiyetin sağlanabilmesi amacıyla ortak eğitim müfredatının uygulanması, her vesileyle ortak çalışma atölyeleri-bilgi havuzu ile tecrübe paylaşımının gerçekleştirilmesi fayda sağlayacaktır.

 

 

Gerek toplum kesimleri açısından ve gerekse de faaliyet kolları açısından alan ayrımı kabul edilemez. Ulaşılması gereken bütün toplum kesimleridir (çocuk-genç-orta yaş-kadın, esnaf-memur-öğrenci vb.) ve hedeflenen bütün faaliyet kollarıdır(eğitim-kültür, yardımlaşma-dayanışma, insan hak ve özgürlükleri vb.) Lakin genelden özele inildiğinde öncelikli alan yaklaşımı gerçeği karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda bir evleviyyat/öncelikler fıkhı kendini dayatmaktadır. Önceliklerimizin başında ise davet-tebliğ çalışmalarında gençliği diğer toplum kesimlerine, inancı amele, farzı nafileye, acili tehir edilebilire öncelemek gibi hususlar gelmektedir.

 

 

Yine sağlıklı bir toplum analizi öncelenmesi gereken hususlardandır. Muhatap kitlenin anatomisini ve sosyo-psikolojisini detaylı tahlil oldukça önemlidir.

 

 

Misalen Ümmetçi bir yaklaşım ile Türkiyeli ve Kürdistani yaklaşım hangi vasatta ve sınırlarda mümkündür? Kürt sorunu özelinde bir ulusal cephe (İslamcı, Milliyetçi, Seküler vb. Kürt unsurların dâhil olduğu) teşekkülü mümkün müdür? Muhtemel bir Özerk yönetim zemininde oluşacak 30-40'lı yılların Türkiyesini aratmayacak bir Kürdistan'da Müslümanların tüm renkleriyle bir muhalefet içerisinde olmaları mümkün müdür? Benzer sorular çoğaltılarak dil ve yöntem değişkenliği bağlamında üzerinde kafa yormayı hak etmektedir.  

 

 

İnsan kaynakları yönetimi ideal toplumsallık/birliktelik bilinci bağlamında her geçen gün önem kazanan başlıklardandır.

 

 

Çalışmalarımızdaki kalite standardını yükseltmek için Araştırma Merkezlerimizin, Düşünce Kuruluşlarımızın teşekkülü önem arz etmektedir. Yine yerel, bölgesel ve ulusal gazete, TV, internet ve radyo çalışmaları üzerinde çaba gösterilmelidir.

 

 

Form/Nasıllık dolayımında hatırlanması gereken genel-geçer ilkelerle beraber lokal farklılıklarında hadisata müessir oluşudur. Düşünce ve kurumsallaşma mantığında fıkhın bölgesel değişkenliğe yönelik imkânlarının gözetilmesi alan açacaktır. Bölgesel fıkıh kavramı ile Yusuf KARADAVİ'nin öncülük ettiği Fıkhut Teysir/Kolaylıklar fıkhı yaklaşımı birebir örtüşmese de aynı anlam alanına işaret etmektedirler. Her ne kadar ulaşım ve iletişimin gelişme hızı tahmin edilenden de ötede olmakla beraber zaman ve zemine taalluk eden farklılıklarımız gündemdeki yerini koruyacaktır.  Yerel ve bölgesel şartların durumuna göre farklılıklar değerlendirilmeli.  Eksiklikler tolere edilmeli, bölgesel farklılıklar bir kazanım ve rahmet görülmeli ve bunlardan istifade edilmelidir. Bu bağlamda gelenek sahih bir kıstas ile gözden geçirildiğinde önemli imkânlar sunmaktadır.

 

 

Form dolayımında şeklin sabite olarak algılanması ifratı ile deformasyonu meşrulaştıran bir tefrit arasında itidal arayışında olduğumuz hakikatine vurgu yapılmalıdır.

 

 

Formun değişkenler alanına tekabül ettiği gerçeğinden hareketle nasıllığın değişim ve gelişmeye açık yapısı üzerinde her daim kafa yoracak nitelikli bir kadronun dönemsel ihtiyaçlara göre belirleyeceği stratejik çabalara ihtiyaç vardır. İslami Hareketin ne olduğu konusunda yapılan tariflere bir yenisini eklemek icap ederse o da İslami Hareketin bir yönüyle de bir düşünce kuruluşu olduğudur. Türkiye ve bölge İslamcılığının düşünce üretimi konusundaki kısırlığı/kaht-ı rical sorunu ve değişik İslam coğrafyalarının düşünsel mirasının tercüme ve tüketiminin belirleyiciliği göz önüne alındığında anılan düşünce üretim merkezlerimizin inşasının zaruriliği daha bir anlaşılabilecektir. İhtiyacı açık bir şekilde hissedilen nitelikli insan eğitimine ciddi bir emek ve maddi kaynak tahsisi elzemdir.

 

 

Sağlıklı, kuşatıcı ve nitelik/nicelik olarak tekâmüle ulaşmış bir hareket en temelde hepimizin takatinin zirvesindeki çabaları gerektirmektedir. En küçük bir çabanın dahi zayi olmayacağı inancı çabalarımızın temel dinamiğidir. İslam ve Müslümanların yarınını ise bu çabalar belirleyecektir.

Islah Haber / Fırat Toprak

35 Yorum

Diğer Haberler

İslami mücadelenin/İslamcılığın dünü bugünü

Pakistan Cemaat-i İslami : İslam Devrimi Bize Örnektir

Ahmet Varol "Nahda Hareketi" ni anlatıyor...

İhvan-ı Müslimîn Teşkilatı -Fikri ve Siyasi Yapı-

Manevi Kuvvet / M.Hüseyin Fadlullah

Seyyid Kutub'a Göre İslami Mücadele / Nureddin Yıldız

Birleşik Mezhepli Düzen ve Ayrışık Mezhepçi Düzen Müsabakası ve Yeni İslami Düzen Tasavvuru

İnsana Köleleşmeye karşı : Tevhid ve Adalet'e hizmet etme : Ümmet Bilinci Oluşturma / Nurullah Erkoç

Hareket Fıkhımızın Muhteva ve Formu / Fırat Toprak

’Fethullah Gülen Hareketi Alternatif Bir Model Olabilir mi?

Islah,Tecdid ve Gelenekçi Yenilikçilik / Atilla Fikri Ergün

"Kur'an ve Peygamber ayrılmaz bir bütündür"

İslami Kimlik İnşası / Ramazan Kayan

Müslüman Zihnin Sömürgeci Kalıplardan Özgürleşmesi / Yusuf El-Habbaz

"İslamiyet İkinci Kimlik Olmayı Kabul Etmez" / Ahmet Yıldız

İslam, Batı ve Modernitenin Meydan Okumaları / Tarık RAMAZAN

   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz