Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


Bosnalı Bir Alim: Muhammed Tayyib Okiç:Türkiye’de hadis kürsüsünün kurucusu.
Türkiye’de hadis kürsüsünün kurucusu. İlk has hadisçilerin hocası. Kendisi sadece hadisçi değil aynı zamanda tefsirci. Birikimliydi. Bosna Hersek Reisul-Ulema (şeyhülislâm) yardımcısı Mehmet Tevfik Efendi‘nin oğlu olan Tayyip Bey...
07/07/2011 / 19:27

ALTAN ALGAN – ÖZGÜN DURUŞ

Onu şahsen tanımamakla beraber yazıları ve hakkında okuduklarım ona karşı büyük bir hürmet ve muhabbet beslememe sebep oldu. Usuli İslami ilimler alemince büyüklüğü sanırım bunlardan en önemlisi. Bu alandaki  yorulmak bilmez gayreti,derin ihtisası ve uğraştığı alanın ahlaki gerekliliklerini yerine getirmesi herkesçe takdir edilmiş.

 Onu Ankara İlahiyat Fakültesi’ne hadis hocası olarak almışlardı; ancak, tefsir dersine de girmek durumunda kaldı. Onun ilk kuşak Ankara İlahiyat mezunları üzerindeki tesiri diğer hocalardan çok farklıdır.Çünkü o sadece bir ilahiyatçı değildir. Samimi bir Müslüman ve iyi bir hocadır. Hakikaten öğrencilerine iyiyi, güzeli, doğruyu tam manasıyla öğreten bir hocadır. Başka hocalarla mukayese edilemeyecek kadar kaliteli bir Müslümandır. Şimdi, basit iki  örnek: Dönemin ilahiyat  hocalarından biri derse gelir, “Niye camilere sıralar yahut masalar konmasın; o da olur.” der; yani camileri kiliseye benzetmeyi kafasına koymuştur. Yine hocalar arasında biri daha vardır; o da, açıkça, Allah’a inanmadığını söyler.Tayyip Okiç’in ise bu meselelerde hiç firesi yoktur. O nedenle onun hocalık yaptığı yıllarda o Ankara İlahiyat’ta okuyup da ondan söz etmeyen yoktur. Onun yapıcılığı, sebatkâr mücadelesi ve bunlardan türettiği ‘iyilik’ gücü sadece mistik bir hatıra  değildir. Bunun sebebi hakkında İsmail Cerrahoğlu şunu söyler: “İslam’ın emir ve nehiylerini yerine getiren samimi bir Müslüman, âlim  ve olgun bir kişilik, talebesine karşı müşfik, sözünde duran, doğruya doğru, eğriye eğiri diyen bir kişiliği kim sevmez?”

Sürgünden Sürgüne

Aslen Boşnak’tı. Belki Aliya’dan önce Türkiye’de  ilk ses getiren Bosnalıydı. Tabii sadece Boşnak olmaları bakımından benzemiyorlar Aliya ile ikisi. İkisi de Bosna’da büyümesine rağmen, bir komünist olarak değil, komünizm karşıtı olarak yetişmiştir. Birisi Tito tarafından kovulmuş, diğeri yıllarca hapiste tutulmuştur. Tayyip Okiç için Bosna’da yapılan sempozyumda Süleyman Ateş belki de bunun farkında olarak yaptığı duada Aliya İzzet Begoviç’in zihinlere kazınması gereken bir cümlesini kullanır: “Allah’a and içerim ki bir daha asla köle olmayacağız!”  Tayyip Okiç, ülkesinden ayrılmak zorunda kalınca Fransa’ya gitmiş; oradan Tunus’a geçmiş. Sonradan İstanbul’a gelmiş ve bilahare Ankara İlahiyat’a hoca olarak alınmıştır.

Doktora için yurt dışına giden öğrencilerine "oryantalistlere karşı dikkatli ol" diye tembihlemesine karşın bazı gelenekçi  çevreler, kapalı kapılar ardında onu tenkid ederek "oryantalist kafalı" diye yaftalama basiretsizliğinde bulunmuşlardır. Müslüman sıfatından dolayı, ve de Türk olmadığı için onu sevmeyen, hatta yaptıkları beyanatlarla onu rahatsız eden laikler de ayrı bir bahis tabii.

Tayyip Okiç’in  babası Hafız Mehmet Tevfik Efendi 1866’da doğdu. İlk tahsilini doğum yerinde yaptıktan sonra İstanbul’a gitti. 10 yıl İstanbul’da okudu. İlimden ve Kur’ân kırkatinden olmak üzere iki icazet aldı.  Islahataçı düşüncelerinden ötürü bir ara yargılandı. Memleketine döndü. Medresede ders okuttu. Dönemindeki medrese eğitiminde bazı düzeltmeler, yenilikler yaptı. 1910 tarihinde Bosna Hersek Ulema Meclisi‘ne seçildi. 10 yıl Reilsul-Ulema naibliği yaptı.Annesi Graçanitsa’lı Hasibe Hanımdır.

Tayyip Okiç,  1 Aralık 1902 tarihinde Saraybosna’nın Tuzla sancağına bağlı Graçanitsa kasabasında doğdu. Babasının şeyhülislâm yardımcılığına seçilmesiyle Saraybosna’ya geldi. Burada 1913 yılında  ilkokulu 1916 yılında rüştiyeyi bitirdi. O zaman yeni kurulmuş olan modern ilahiyat koleji olan Okruzna Medresa‘yı 1920 yılında  bitirdi. Daha sonra İslâm Hukuku ve İlahiyat okulundan 1925 yılında mezun oldu. Sonraki yıl Zagreb Üniversitesi Edebiyat Fakültesi‘nde Latin Dili ve Edebiyatı kursundan diploma aldı. Paris’e gitti. Sorbon Edebiyat Fakültesi‘nden lisans diploması aldıktan sonra Tunus’ta Ez-Zeytune Üniversitesi‘nde Arap Dili ve Edebiyatı üzerinde ihtisas yaptı.

Sıkıntı İçinde Yaşadı Yardımseverliği Bırakmadı

1934-1941 yılları arasında Saraybosna’da öğretmenlik yaptı. Bir süre Türkiye’nin Belgrat Büyükelçiliği’nde çalıştı. İkinci Dünya Savaşı patlak verince Almanlar onu gözaltına aldı. Sekiz ay gözaltında kaldıktan sonra 1945’te Türkiye’ye geldi. Uzun bir yola çıktığını, zahmetli bir inşa işine giriştiğini bilerek...Beş yıl İstanbul’da Başbakanlık Arşivi‘nde araştırmalar yaptı. 1949 yılının sonlarına doğru Ankara’da İlahiyat Fakültesi kurulunca bu fakülteye öğretim üyesi olarak davet edilip hadis profesörlüğüne atandı. Ertesi yıl hadise ilaveten tefsir dersini de üstlendi. 1950’den 1969 yılına kadar tam yirmi yıl fakültede hadis ve tefsir dersleri okuttuğu gibi 1964’ten 1971 yılına kadar da Konya Yüksek İslâm Enstitüsü’nde tefsir dersleri okuttu. Onun buraya 15 günde bir gelişi bütün öğretim kadrosunu heyacanlandırır. Çünkü o hallâl-ı müşkilât idi; “Herkesin bilmesi lâzımdı” ilke buydu. Asıl mesele: hakikatini paylaşması lâzımdı.Her sorulan soruya muknî ve doyurucu cevaplar verir, kitap tavsiyesinde bulunur, gerekirse bir dahaki gelişinde gerekli kitapları bizzat kendi kütüphanesinden getirerek sorulara cevap bulurdu.

Yakından tanıyanlar, ondaki fedakarlığı daha iyi biliyorlar. Gönül kazanan biriydi. Aklın fikrin, ‘savların’ olmadığı  yerde, jestle, dokunarak, olabilecek en asgarî müştereğe sarılır, temasa tutunur ve bir iyilik üretirdi. Konya’ya gelip gittiğinde kimseye borçlu kalmamak için çay paralarını kendisi öder.Birgün müstahdem çayları getirmiş biraz sonra da boşları toplayıp odadan çıkarken bardaklardan birkaçını düşürür.Tayyip Hoca belli etmeden dışarı çıkar. Tabii odadakiler bir şey anlamaz. Günler sonra müsthademden duyarlar eline 25 TL sıkıştırıverdiğini. Konya  Yüksek İslâm Enstitüsü’nün emektâr caycısı Nuri Boyalı’nın anlattığına göre Tayyip Hoca, her kahve içişinde fincanın altına kimseye göstermeksizin 5 TL sıkıştırır.Çay ve kahvenin 15 kuruşa satıldığı o yıllarda 5 TL küçümsenecek bir para değildir. Mağduriyet romantizminin yerine umut ilkesini  koydu. Haklılık ve meşruiyetin ‘peşinatına’ güvenmedi; onların  emek ve eylemle inşa edilmesi gerektiğini gösterdi.

İlahiyat Fakültesi’nin gelişmesinde büyük emeği geçen Prof. Tayyip Okiç, Türk vatandaşı olmadığı için sözleşmeli olarak çalışıyordu. 1969 yılında sözleşmesi yenilenmediğinden İlahiyat Fakültesi’nden ayrıldı, sadece Yüksek İslâm Enstitüsü‘ndeki derslerine devam etti. Bazı iftiralar neticesinde Erzurum`a gelmek mecburiyetinde kaldığı yıllardı bu yıllar.  Fakat iki yıl sonra orayla da sözleşmesi yenilenmedi ve bu yüzden hoca birkaç yıl açıkta kaldı. Türkiye’yi çok sevdiği için buradan ayrılmak istemiyordu. Bundan dolayı gerek Avrupa’dan, gerek Arap ülkeleri üniversitelerinden kendisine gelen teklifleri kabul etmedi. Sıkıntı içinde yaşamak pahasına da olsa bu memlekette kalmayı, hatta bu topraklar içinde ölmeyi tercih ediyordu.

İlmi Birikimi

 İyi bir insan, iyi bir Müslüman olmanın ötesinde, ilmi birikimi ve ilahiyat formasyonu açısından da kaliteliydi. Çok iyi yetişmişti. Ana dili olan Boşnakça’dan başka Almanca, Makedonca, Bulgarca ve tüm Slav dillerini bildiği gibi Arapça, Fransızca ve Türkçe’yi de mükemmel bilir, bu dillerde hem konuşur ve yazardı. Boşnak, Türk, Fransız ve Arap dillerinde yazıları vardır. Eserlerinin çoğunu Türk dilinde vermiştir. Eserleri titiz inceleme ürünüdür. Dünya yayınlarını izler, İslâm ilimlerinde yayınlanmış eserleri ısmarlayıp getirtirmiş. Bütün gazeteleri takip eder, dinle ilgili yazıları kesip saklardı,kütüphanesi son derece zengindi. Geniş araştırmasına ve lisan imkânına karşın  çok yazmayıp, az ve öz yazmayı tercih ederdi. Türkçe eserleri arasında Bazı Hadis Meseleleri Üzerinde Tetkikler, Kur’ân-ı Kerim’in Üslubu ve Kıraati sayılabilir. Fakültede okuttuğu Tefsir dersleri notları da hacimli bir kitap olmakla birlikte henüz yayınlanmamıştır. Çeşitli dergilerde, her biri başlı başına bir kitap niteliği taşıyan bilimsel makaleleri yayınlanmıştır. Çeşitli bilimsel dergilerde yayınlanmış Fransızca makaleleri bulunduğu gibi Arapça makaleleri de vardır.

Bosna bölgesinin Osmanlı bünyesinde taşıdığı önemi çok iyi değerlendiren Tayyib Okiç, bu bölgenin özellikle ilmi ve kültürel tarihi konularında geniş araştırmalar yapmakta, Bosna’da yetişen ve Osmanlı Türkiyesine etki eden ilim ve kültür adamlarının hayat ve eserlerini büyük bir dikkatle inceledi. Hasan Kâfî Akhisari, Gazi Hüsrev Bey hakkında etütler hazırladı.Hersek ile Makedonya’daki tarihi kaleleri iyi bilirdi.

Evlâd-ü iyâli olmayan Tayyib Okiç  evlatları olarak gördüğü öğrencilerin derse geç gelmelerine çok kızardı. İhsan Süreyya Sırma şunu anlatır: “Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesindeki öğrencilik yıllarımızda, bir gün Tayyib Hoca`nın dersini dinlerken, bir arkadaş derse yarım saat geç geldi. Fakat arkadaş, muhtemelen Hoca`yı rahatsız etmemek için, ne kapıyı çaldı, ne içeriye girince selam verdi! Üstelik hocaya görünüp azarlanmamak için, Hoca`dan özür de dilemeden, yerine doğru yürümeye başladı. Arkadaşımızın bu tavrını hayretle izleyen rahmetli Hoca, sinirinden, biraz da alaylı bir şekilde; "Ormana mı, ormana mı?" diye arkadaşa seslenince arkadaşımız o kadar çok utandı ki, afallayıp yerine oturdu. Bir daha haddine mi geç kalmak!”

 Asistanlarını öğrenciyken belirlemiştir. Talat Koçyiğit 1953’te mezun olduktan  sonra hadisa kürsüsüne asistan alınacağı duyrulur. Ankara’ya imtihan için gelir Talat Koçyiğit. Bu esnada Tayyip Okiç, imtihana girmek isteyenlere, “Hiç kimse hadise müracaat etmesin; benim tek adayım var.” demektedir. Bu yüzden, imtihana  Koçyiğit’ten başka müracaat eden olmamıştır. İmtihana tek giren Koçyiğit tabiiki imtihanı da kazanır. Hadislerin toplanması ve yazı ile tespitine dair teziyle doktorasını tamamlayarak bir başka ilke imza atar.Okiç’ten sonra hadis alanının temel konularını ilk ele alan ise Talat Koçyiğit olur. Hatta akademik çalışmalara bakıldığında da, bunların çoğunun  onun nezaretinde yapıldığı görülür.

Eli açıktır. Bayramda veya çeşitli vesilelerle kendisini ziyaret eden çocukların eline  önemli miktarda harçlık sıkıştırmadan rahat edemez.Her yıl Ramazan’da bütün fakültenin hoca kadrosuna lüks bir lokantada iftar yemeği vermek âdetlerinden biridir. Hayatında hiç evlenmemiştir. Bunun nedeni sorulduğunda şöyle cevap verir: “Benim hayatım çok dalgalı geçmiş, garantili olmamıştır. Bir Allah’ın kulunu sıkıntı içine atmamak için evlenemedim.”

1974 yılında Erzurum İslâmi İlimler Fakültesi’ne atandı. Ankara’daki evini ise hiç  boşaltmadı. Sömestr ve yaz tatillerini Ankara Sıhhiye’de kiraladığı evinde geçirir. Son sömestr tatili için geldiği Ankara’da hastalanır.

1977 Yılının 9 martının Çarşamba gecesi saat 22:30’da Ankara`da vefat eden Okiç’in cenazesi varislerinin talebi doğrultusunda, özel izinle Saraybosna`ya getirildi ve buradaki Bare Mezarlığı`nda defnedildi.  Kardeşi Hazım Bey bir süre sonra ona yeni bir kabir yaptırır. Bu bir aile kabristanıdır.Bir tarafta babaları, bir tarafta anneleri yatmaktadır. Ortada ise dört beş kabir sığacak bir boşluk bulunmaktadır. Buraya Tayyib Bey ve sonradan gelecek kardeşleri defnedilecektir. Etrafı demir parmkalıklarla çevrili olan bu aile kabristanı için hayli masraf yapılmasının sebebi kabristanın düzlenip park yapılmasını önlemektir.Yüzü çimenlerle örtülü bu kabristan Saraybosna’ya üç dört km mesafede bir tepe üzerinde bulunmaktadır.

O bütün davranışı ile gerçek manada sahabî hayatı yaşıyordu ve hiçbir zaman da sahabiler gibi yaşadığını iddia etmiyordu. Ona gücünü, iyimserliğini ve  müthiş enerjisini veren de bu yanı değil miydi?  İşte  böyle bir şahsiyete sahip olan  Tayyip Okiç’i  biz bugün bu tarzı  için özlüyoruz.

Mücteba Uğur onun ardından “Vefatına Tarih ” başlıklı şu şiiri kaleme aldı: “Dokuz mart yetmiş yedi/Soğuk Bir Kış Gecesi/Geldi ilâhî fermân/ Bir “Mustafa Adaşı”/ “İyi”nin arkadaşı/Büktü boynunu o an…/ Göçtü “lebbeyk” diyerek,/ Uzun söze ne gerek:/ Akıp giderdi zaman../ Allah’ın kitabına,/ “İrci’i” hitabına/Uymuş idi bunca can../ Göz yaşını silmeden,/ Dua ettiler hemen/Dostları arkasından../ Bir iham haber vermiş,/Meğer tarih düşermiş/Kutlu göç hesabından…/ Dediler hepsi birden, /Derinden tâ derinden; /“Tayyip Okice gufrân!”

35 Yorum

Diğer Haberler

Nasıl Bir Râsule ve Nasıl İnanıyoruz? / Erhan Koç

Hadislerin Vürûd Sebepleri / Prof.Dr.İsmail Lütfi Çakan

Bosnalı Bir Alim: Muhammed Tayyib Okiç:Türkiye’de hadis kürsüsünün kurucusu.

Bilgi Kaynağı Olarak Nebevî Sünnet / Dr.Muhammed Ammara

Hadisin Sübutunu Tespitte "Kuran'la Mukayese" meselesi / Doç.Dr.Ayhan Tekineş

Koşulsuz "Merhamet Peygamberi" mi,merhametle yoğrulmuş "Adalet Peygamberi" mi? / İlhami Güler

Muhammed Esed'in Hadis Yorumculuğu

Hadis Araştırmasında Dikkate Alınabilecek Aklîlik İlkeleri Ve Örnek Uygulama / Yavuz Ünal

Kutsi Hadisler Üzerine Bir Değerlendirme / Prof.Dr.Enbiya Yıldırım

Vahiy Karşısında Hz.Peygamberin Konumu ve Yükümlülüğü / Prof.Dr.Mehmet Erdoğan

Siyer Yazıcılığında Malzemeyi Kullanma Problemi / Doç.Dr.Mehmet Azimli

Sünneti Çağa Taşımak / Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Prof.Dr.Bünyamin Erul ile Peygamber Tasavvuru Üzerine

Peygamber Aklı / Ali BULAÇ

İslam Peygamberi'nin Hayatını Niçin İnceliyoruz? / Prof.Dr.Muhammed HAMİDULLAH

Necat Vesilesi Olarak Hz.Peygamber / Cemal Şakar

Hz.Muhammed'in (sav) Büyülendiği İddiası / Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Sünnet, Kur'an'ın pratize edilmiş halidir / Ahmet Kalkan

Nebevi Duruş / Ramazan Kayan

Müslümanlarda Beşeri Zaafların Belirişi ve Tevbe Süresinin Siyasi Çözümlemesi / Prof.Dr.Muhammed Abid Cabiri

Sünnet ve Hadis / Prof.Dr.Fazlur Rahman

Hz.Peygamber : Mitolojik Bir Figür Değil Hayatın İçinden Bir Kahraman / Prof.Dr.Şinasi Gündüz

Hurafeler Karşısında Hz.Muhammed (sav) / Prof.Dr.İbrahim Sarıçam

Hz.Peygamber'in Sünnetini Anlama ve Yaşama / Prof.Dr.Selahattin Polat

Hadis'te Davranış Güdüleri / Hadis ve Psikoloji

Oligarşi için "Pişmanlık Yasası" Çıkarılsın

Ercümend Özkan'ın Öncü Rolü Konuşulacak

Kenan Alpay, Cuma Günü Yargılanıyor!

Mehmet Pamak'tan Diyanet'e tavsiye : YA HAKKI SÖYLEYİN YA SUSUN!

Diyanet'e "Tevhid Dinine Dön" Çağrısı

CAMİLERİMİZ KEMALİST FANATİZMİN ÜSSÜ OLAMAZ!..

Modern Cahiliyye ve Milli Dindarlık -PANEL-

Taksim'de Onbinlerce Kişi İsrail'i Protesto Etti

Genelkurmay'a Çağrı : KIŞLANA DÖN!

Bugünün İhyasından Yarının İnşasına Bir Soluk : "VUSLAT"

Yeni Öğütüm Yılına Karşı Mücadeleye Çağrı

Özgün Duruş Gazetesi Çıktı!

Bağcılar'da Şehid Seyyid Kutub Gecesi

Hakikat-i Muhammedi ve Nur-u Muhammedi : Tasavvufun Peygamber Anlayışının Tenkidi

Tasavvuf Kitaplarındaki Uydurma Hadisler / Arif Çiftçi
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz