Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


Fedakâr Milli Burjuva : Mehmet Nuri Demirağ
Kuşkusuz Nuri Demirağ`ı sadece demir ağlar üzerinden okumak eksik bir okuma olacaktır. Fabrikalar yaparak uçaklar imal ettiğini de eklemeliyiz bu demir ağcı yanına. Uçaklarını tanıttığı filmlerini de unutmadan. Daha otuzlu yıllarda İstanbul Boğazına “yap, işlet, devret” sistemiyle bir köprü yapmak için hükümete projeler hazırlayıp sunmuştur Demirağ.
07/07/2011 / 21:34

ALTAN ALGAN

Faruk Nafiz Çamlıbel ile Behçet Kemal Çağlar’ın sözlerini yazdığı ve Post-modern darbe sonrasında popülerleşen Onuncu Yıl Marşını pek çok defa duymuşuzdur. Bütün marşlar gibi bir pazar –aynı zamanda siyaset- olayıdır önünde sonunda Onuncu Yıl Marşı da. O sırada yaşanan bireysel ve toplumsal heyecanı egemenlerin dilinden yansıtan bir marştır bu. Çok değil, aradan kısa bir zaman geçtikten sonra, durulur bu heyecan yapay da olsa. Her şey yerli yerine oturtulur çünkü. Bu marşın ilk kıtası şöyle başlar:  “Çıktık açık alınla on yılda her savaştan;/On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan./Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan;/Demir ağlarla ördük Ana yurdu dört baştan.”

Yirminci Yüzyılda Bir Hezârfen

Burada sözü edilen demir ağlarla ilgili pek çok şey söylenebilir. Bunlar içinde hiç biri Nuri Demirağ kadar ilginç olmayacaktır. Neden mi? Çünkü bu marşa temel olan demir ağların yani demir yollarının çoğu yani 1000 kilometrelik kısmı onun sayesinde gerçekleşmiştir. Bu yüzden de ona soyadı kanununun çıkmasından sonra Demirağ soyadı verilmiştir. Kuşkusuz Nuri Demirağ’ı sadece demir ağlar üzerinden okumak eksik bir okuma olacaktır. Fabrikalar yaparak uçaklar imal ettiğini de eklemeliyiz bu demir ağcı yanına. Uçaklarını tanıttığı filmlerini de unutmadan. Daha otuzlu yıllarda İstanbul Boğazına “yap, işlet, devret” sistemiyle bir köprü yapmak için hükümete projeler hazırlayıp sunmuştur Demirağ. Özel radyo kurma için müracaatta bulunmuş oldukça erken yıllarda. Bütün bunlardan hareketle şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Onun hayatı baştan sona “yaratmak” eylemi ile dolup taşmıştır. “Yaratıyorum öyleyse varım” anlayışı doğrultusunda geçmiş bir hayat onun ömrü. Sıradan olmaktansa aykırı olmayı ilke edinmiş kendine. Bütün bunlardan dolayı onu “Bin fen sahibi insana” anlamında “Hezârfen lâkabıyla anılan Ahmet Çelebi’nin lâkabıyla anmak en iyisi 1930’larıdan Çok Partili yıllara uzan Türkiye’nin yakın geleceğinin büyük fırtınalarını oluşturan siyasi-toplumsal duruş ve söylemler de yer bulur Nuri Demirağ’ın tasavvurunda.  Gelin biz onun hayatında daha yakından bakalım en iyisi.

Kalede Dizdâr Şehirde Mühürdâr

Divriği’nin köklü ailelerinden Mühürdarzâde ailesinden Nuri Demirağ. Babası Ömer Bey Divriği Müstantikliği yani sorgu hâkimliği görevini yürütmüştür. Annesi Ayşe Hanım ise II. Mahmut devrinde İstanbul kadısı olan ve Hâlet Efendi’nin kadrine uğrayarak Divriği kazasına sürgün edilen Muratzâde Hacı Ali Efendilerdendir. Mühürdarzâde Ömer Bey ile Muratzâde Ayşe Hanım’ın  Mehmet Nuri ve Abdurrahman Naci adında iki oğlu olur. Ömer Bey’in Yıldızeli ilçesinde bir kaza sonucu ölümünden sonra çocuklarını tek başına büyütmek zorunda kalır Ayşe Hanım. İlk eğitimini annesinden alan Mehmet Nuri Rüştiye mektebinin başmuallimi Süt Molla’dan oldukça çok etkilenir. Divriği Rüştiye mektebinin kurucusu ve kırk beş yıllık hocası Süt Molla Mehmet Nuri Okulu bitirdikten sonra ona muallim yardımcısı olarak okulda görev verir. Ailesinin sorumluluğunu bir süre bu okuldaki göreviyle sürdüren Mehmet Nuri 1906 yılında hayatının akışını değiştirecek bir ilanla karşılaşır. Ziraat Bankası’na memur alınacaktır. Hemen geciktirmeden başvurusunu yapar Mehmet Nuri. Başvurusu kabul edilince Ziraat Bankası Kangal şubesine tayin edilir. Buradaki memuriyet hayatı onun yönetim, ekonomi ve hayatla ilk ciddi karşılaşması olur. Denilebilir ki hayatı bu yıllarda öğrenir. Kangal’da. Tefecilerin halkı nasıl sömürdüklerinin de yakından tanığı olacaktır Mehmet Nuri.

Kangal’da bir müddet çalıştıktan sonra Sivas’ın bir başka ilçesine Koçgiri şubesine tayin edilir. O yıllarda ciddi bir kuraklık vardır. Bölgeyi kasıp kavuran kuraklık nedeniyle köyler boşalır, insanlar kasabaya akın eder. Kaza idaresi hal çareleri ararken Mehmet Nuri, Ziraat Bankasının hazineye ait  ayniyât  ambarlarının zahire ile dolu olduğunu bunların halka dağıtılmasını teklif eder. Mesuliyeti üzerine alarak ambarlardaki zahirenin tamamını miri fiyatı üzerinden halka dağıtan Mehmet Nuri hakkında usulsüzlükten soruşturma açıldıysa da bu davranışı ceza yerine takdir görür.

“Memurluk Edemem”

Koçgiri’de bunlar yaşanırken İstanbul’da yönetim değişikliği olmuş özellikle Maliye alanında ciddi değişiklikler yaşanmaktadır. Çünkü Meşrutiyet ilan edilmiştir. Maliye’de çalışacak elemanların Ziraat Bankası çıkışlı olmaları tercih edilmektedir. Bunu bilen Mühürdarzade Mehmet Nuri 1911 yılında İstanbul’a gelerek Maliye Nezaretinde Hasköy Mal Müdürü yardımcısı olarak çalışmaya başlar. Memuriyeti ile kendini sınırlamayan Nuri hem mesleki anlamda hem de kültürel anlamda kendini yetiştirmeye gayret sarf ediyordu. Bir yandan Maliye Mekteb-i Âlisi’ne kayıt yaptırmış öte yandan Darülfünun’da verilen konferansları takip ediyor; tarih, edebiyat gibi alanlarda bilgisini arttırıyordu. Bu çabalarının neticesini almış yedi sekiz sene sonra Maliye Şubeleri Müfettişliği mevkiine kadar yükselmiştir. O yılların büyük tarihi ise bu kadar iç açıcı değildi. Mütareke günleriydi, İstanbul işgal altındaydı. Devlet memurları ise bunu daha yakından hissediyorlar, uygun olmayan davranışlarla karşılaşıyorlardı. Onur kırıcı davranışlara muhatap olanlar arasında Mühürdarzade Mehmet Nuri’de vardı. Ziya Şakir onun hayatında bir dönüm noktası olan memuriyetten ayrılarak ticarete atılmasını anlatırken şunları aktarır: “Bir gün görevi gereği Maliye’nin Tatavla(Kurtuluş) şubesine uğramak zorunda kaldı. Maliye dairesinden çıktığı anda etrafını saran beş on palikarya tarafından başındaki fesi alınarak, yerlerde çiğnenmek suretiyle hakarete uğradı.” Bunun üzerine Mühürdarzade Mehmet Nuri “Milli haysiyet ve şerefi üç buçuk palikaryanın ayakları altında çiğnenen bir hükümete memurluk edemem” diyerek memurluktan istifa eder. Birinci Dünya Savaşı cephelerde bütün şiddeti ile sürerken toplumda kanunsuzluk, ahlaksızlık ve çürüme zirve yapmıştı. Bütün bunlara rağmen memuriyete dönmedi. Bu yılları yapacakları için bir imkân olarak değerlendirdi. 

 “Uçakların Fabrikasını Yapmaya Talibim"

1919 yılında memuriyetten ayrılan Mühürdarzade Mehmet Nuri’nin bütün sermayesi olan 56 sarı lira ya da 252 kâğıt lira, o zamanki şartlarda da küçük bir sermaye sayılırdı. İstanbul`un işgal altında olduğu bir dönemde, sıkıntının ve yokluğun acısını gidermenin; üretmek olduğunu düşünür. Ve cebindeki bu parayla sigara kağıdı ticaretine başlar. O zamana kadar sigara kâğıdının tekelini elinde tutan Rumlar ve Ermenilerdi. Mühürdarzade Mehmet Nuri`nin "Türk Zaferi" adını verdiği sigara kağıdı, hem insanlara ümit vaat eden bir girişim olmuş hem de kendisine çok iyi para kazandırmıştır. Elindeki sermaye ile büyük işlere atılacak derecede kendisini kuvvetli görünce, yeni bir karar verir ve der ki (maddi ve manevi varlığımı memleket işlerine hasredeceğim. Bu arada Cumhuriyet ilan edilmiştir. Demiryolu yapımındaki yabancı tekelini kırmak, hem de paranın yurt içinde kalması sağlamak isteyen yönetimin ihtiyacı ile Mehmet Nuri`nin hayalleri örtüşmektedir. Demiryolu ihalelerine katıldı ve yıllarca en çok indirimi yaparak en fazla demiryolu döşeyen işadamı oldu. Bu nedenledir ki soy ismi bizzat Mustafa Kemal tarafından "Demirağ" olarak verildi.

“BU UÇAKLARIN FABRİKASINI YAPMAYA TALİBİM”

Samsun`dan Erzurum`a kadar uzanan bu demiryollarının yapımında o çevrenin halkı çalışır. Halkı çalıştırmak da ayrı bir konudur. Kızı Gülbühar Erdinç şunları anlatır:"Sivas-Erzurum demiryolunun yapımında insanların çalıştırılması çok enteresandır. Bize anlatırdı; o zamanın Anadolu insanı çok çalışmazdı. Aza kanaat ederdi. Babam Halep`ten, Şam`dan kumaşlar, incik boncuklar getirmiş. Onlara işletip, dokutturup sattırmıştır. Yani oradaki insanlar, almanın-satmanın zevkine varabilsinler diye. İnsanları böyle çalışmaya alıştırarak o demiryollarını yapıyor. Demiryolu yapımında oranın insanını çalıştırıyor. Bize hep insanların çalışması için bir hedefleri olması gerekir derdi. Babam ayrıca, çalışan işçilerin başında olmak için çoğu zaman paltosunun üzerinde yatardı. Günlerce yatak yüzü görmediği olmuştur. " Demiryolunda ciddi başarılar kazandı. O yıllarda devlet bütçesi 200 milyon liradır. Milletin himmetine müracaat edilerek, devrin zenginlerinden para toplanarak uçak alınmak istenir. O zamanlar Ankara`nın en zengini Vehbi Koç`tur. Vehbi Koç`a gidiyorlar ve durumu izah ediyorlar. “Hay hay” diyor, “Ne kadar verelim?” “Gönlünüzden ne kadar koparsa” diyorlar. Ve Vehbi Koç da çıkarıp 5 bin TL veriyor. Daha sonra Abdurrahman Naci Bey`e geliyorlar. Durumu izah ediyorlar. Abdurahman Naci Bey`de 120 bin TL veriyor. Sonra da Nuri Demirağ`a geliyorlar ve durumu izah ediyorlar. Nuri Bey "Siz ne diyorsunuz? Benden bu millet için bir şey istiyorsanız, en mükemmelini istemelisiniz. Mademki bir millet, tayyaresiz yaşayamaz, öyle ise bu yaşama vasıtasını başkalarının lütfûndan beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim" der ve hazırlıklara `başlar.

1930`lu yılların ortalarında tamamen kendi imkanlarıyla bir prototip uçak yapar. Gerekli Desteği görmez. Ancak ümitsizliğe düşmeyen Demirağ, Beşiktaş`ta bir uçak fabrikası kurar. Devletin, THK’nin ihtiyacı olan 24 adet eğitim uçağı ve 60 planör ihalesini alarak hızla çalışmaya başlar.

İsmet İnönü’ye Sitemkâr Mektuplar

1936 yılında "NUD 36" ismiyle 12 adet THK siparişini hazır hale getirir. Ancak uçakları test eden heyet, Nuri Demirağ`ın uçaklarının reddedilmesine karar verir.  Karara itiraz eder ve mahkemelik olurlar. İki ayrı bilirkişi raporlarının olumlu olmasına rağmen THK, uçakları almamakta direnir ve Ankara Ticaret Mahkemesi, Demirağ`ın aleyhine karar verir. Ancak, mahkeme kararıyla engellenmesi sonucunda, birçok makama mektuplar yazarak yardım istemiştir. Mareşal Fevzi Çakmak, çalışmalarını takdirle karşılamıştır. Fakat bir türlü ülke geleceği için hayati öneme sahip uçak sanayinin gelişmesine yönelik olarak kimseden destek göremez.  Son çare olarak Cumhurbaşkanı İsmet İnönü`ye şu mektubu yazar;  “… Göklerine hâkim olamayan milletlerin yerlerde sürüneceğine, daha doğrusu yerin dibinde çürüyeceğine inandığım. İçin 3,5 sene evvel bütün personel ve araç gereci öz kaynağımızdan olmak üzere, memleketin ihtiyaçlarına tamamen cevap verecek büyük bir uçak endüstrisi kurmak istedim. Ve bu düşüncemi Mareşal Fevzi Çakmak`a arz ettim... Beni büyük bir aşkla tebrik etti. Bunun üzerine dünyanın en mükemmel tayyare ve teferruatını yapan memleketlere mütehassıslarıma birçok kereler seyahat ettim. Tetkikat yaptım, yaptırttım. Ecnebi memleketlerde müteaddit kıymetli Türk gençleri ve işçileri okuttum, yetiştirdim ve yetiştirmekteyim. Fabrikalarımı sanat mekteplerinden yetişen en kıymetli Türk işçileriyle, en yeni ve modern makinelerle tezyin ederek buna müteallik muhtelif sanati şubelerinde kurslar açmak, bilgilerini ameli, nazari genişletmek suretiyle de elemanlar hazırladım.

Beşiktaş`ta kurduğum tayyare atölyesiyle Yeşilköy`de yapmakta olduğum modern uçuş meydanı, tamir atölyesi ve hangara ait plan-planlar ve bu maksatla satın alınan 1500 dönümlük arazi ve maden taharri ruhsatnamesi ve su kuvvetlerinden elektrik istihsali için değirmen ve baraj mahalli krokileri ve bu maksada hizmet emeliyle yaptırdığım 250 mevcutlu orta mektebe ait fotoğraflardan bir takımları ektedir.

Geçenlerde Beşiktaş`taki atölyemin senevî imalat kabiliyetinin tayini istendi. 300 mektep veya 150 antrenman yahut 50 avcı tayyaresi yapılabileceği cevaben bildirildi. Zaman zaman takdirler ve teşekkürlerle maddi ve manevi yardımlar yapılacağı ve siparişler verileceği Hava Kuvvetleri`nden tahriren ve şifahen bildirildi. Şimdiye kadar asarı fiiliyesi görülemedi. Bu babtaki emirlerin ve takdirnamelerin suretleri ektedir. Hava Kuvvetleri`nin birçok yüksek tayyare mühendislerinden mürekkep teknik komisyonu tarafından ilk Türk tipi olarak belirttiğim bu tayyareye ait sandıklar dolusu yüzlerce aerodinamik ve statik resimleri ve hesapları mezkur komisyonca aylarca tetkik ve performans tecrübeleri yapılarak mükemmel, normal mektep tayyaresi olduğundan Hava Kurumu`na tebliğ ve uçuş müsaadesini verdiği halde Türk Kuşu, memlekette yegane salahiyettir bu fen komisyonun kararını dinlemeyerek tayyareleri kabulden imtina etmekte ve kaza hadisesi yüzünden vukua gelen teahhuru nazari itibara almayarak tayyare1eri almamakta ısrar ve teminat mektubu muhteviyatı olan 14,000 liranın, zapt ve avans verdikleri 40,000 lirayı istirdat etmişlerdir.

İşçilerim ve fabrika personelleri işsiz kalmıştır. Esasen şimdiye kadar tam ve kamil bir mesaj sahası da bulamamışlardır. Bu müessese memleket müdafaası için faydalı bulunu yorsa, derhal sipariş verilerek yaşatılmasının temini ricasını havi Mareşal Hazretleri`ne çekilen ve şimdiye kadar cevabı alınamayan telgraf sureti ilişiktedir. Bu uğurda şimdiye kadar harcanan 1,5 milyon lira ile hoş karakterim buna müsait değil ya-farzı muhal 15-20 adet han, apartman yaptım, senede 150-200 bin lira kira alarak istediğim yerde gezer, tozardım.

Hülasa, Türk`e ecdadından miras ve dünyaya numuneyi imtisal olmuş olan sipahiliğin, süvariliğin, serdengeçtiliğin bugünkü şekli de tayyareciliktir. Gece gündüz, kış yaz, yağmur, çamur, kar, bora, fırtına mânialarını bertaraf edecek, vatanın her bucağında şimdilik en az 60-70 yerinde modern uçuş meydanları ve yanı başında tamir atölyeleri, hangarları, müteaddit sınıf ve derecelerde mektepleri ve birkaç yerde tayyare ve motor fabrikaları yaparak havacılığımıza yüzlerce, binlerce, on binlerce,ihtiyat yapıcı, uçucu Yaratıcı elemanlar ve vesait yetiştirmek iktidarındayız. .Tayyare süradidir. Mütemadiyen de süratleniyor. Havacılık işlerinin bu sürate ayarlanması için hepsi aynı rütbede ayrı ayrı noktai nazar taşıyan hava komutanlarının başlarına tepeden tırnağa, başından sonuna kadar mesuliyeti nefsinde toplayan "üzerine toz kondurulmamış" yırtıcı yaratıcı bir şahsiyetin (her memlekette olduğu gibi) bu mühim ve hayati işin başına geçirilmesi suretiyle tevsiini ve mahdut çerçeve dâhilinde bırakılmamasını, vatanın yegâne kurtarıcısı siz aziz büyük milli şefimden yalvararak. Kemali hürmetle arz ve niyaz ederim."

ÇOK SAYIDA ÖĞRENCİYE PİLOTLUK EĞİTİMİ VERİR

Birçok defa İsmet İnönü`ye buna benzer mektuplarla başvuruda bulunmuş olmasına rağmen olumlu bir cevap alamaz.Bütün çalışmaları ve yatırımları boşa giden Demirağ yılmadan uçaklarını kendi okulunda kurduğu yatılı okulda kullanır. Çoğu memleketi Divriği`den olmak üzere, çok sayıda öğrenciye pilotluk eğitimi verir. Bu öğrencilerin bütün masraflarını karşıladığı gibi, ayda 150`şer lira da burs verir. Yeşilköy`deki bu okulun adı "Gök Okulu" idi.

Kurulduğundan kısa bir süre sonra her biri değerli birer pilot olan 9 kişi mezun olmuştur bu okuldan. Bu pilotları ise daha sonra yüzlerce genç pilot izlemiştir. "Gök Okulu" tam anlamıyla bir pilot okulu niteliği kazanmıştı.

Basın, Siyaset ve “Kuzu Partisi”

Fabrika kapatıldıktan sonra, Nuri Demirağ kendisine yapılan bu haksızlıktan dolayı, haklı davasını savunabilmek için, bu ortamın değişmesi lazım diyerek politikaya atılmaya karar verir. Mücadelesine politikacı olarak devam edecektir. Bu sebeple 1945 yılının temmuz ayında Türkiye`nin ilk muhalefet partisi olan Milli Kalkınma Partisi`ni kurar. CHP içinden Celal Bayar, Refik Koraltan, Adnan Menderes, Fuat Köprülü’nün  “dörtlü takriri” ile ortaya çıkacak olan DP’nin müracaat tarihi MKP’den sonradır. Nuri Demirağ liberal milli endüstriye o kadar önem verir ki adıyla Adalet ve Kalkınma Partisini çağrıştıran Milli Kalkınma Partisi’ni kurar. Partinin kuruluş prensipleri arasında ahlak ilkelerine ağırlık verilmesinden dolayı Vatan gazetesi yazarlarından Mümtaz Faik Fenik partiyi eleştirerek “Sanki Milli Kalkınma Partisi değil de Kitâb-ı Mukaddes Partisi  ifadesini kullanmaktadır. Partinin kurucuları arasında Nuri Demirağ’la beraber Cevat Rıfat Atilhan ve Hüseyin Avni Ulaş da bulunmaktadır.  Bu partiyi kurduktan sonra Hüseyin Avni Ulaş adına bir gazete çıkarma düşüncesindedir. Gazetenin adı da Mesuliyet olacaktır. Kısa bir süre sonra Hüseyin Avni Ulaş’ın MKP’den ayrılmasıyla gazete aynı adla ama Ulaş’ın idaresinde yayınlanmaya başlar.

HAYATI, DİKKATLİ TASARLANMIŞ BİR GELİŞİM ROMANI GİBİ

MKP Tez Kalkınma adıyla bir gazete yayınlamaya başlamış bu kapatıldıktan sonra Kalkınma adıyla bir gazete çıkarılmasın karar verilir. Basın, siyaset ilişkilerini çok iyi bilen Nuri Demirağ matbaa için de gerekli çalışmalara hız vermiştir.  Cihat Baban ve dört ortağı  tarafından 1955 yılında çıkarılmaya başlanan Tercüman gazetesi onun matbaasında basılmıştır. Cihat Baban’ın Adnan Menderes’le ilişkilerinin limoni olmasından dolayı Nuri Demirağ’a bu gazeteyi matbaasında basmaması söylenmiştir. Demirağ ise bu sözlere itibar etmeyip: “Menderes eğer fikir ve basın hürriyetini zorbalıkla baltalamak isterse gelsin baltalasın, bu memleketin tarihinde benim itibarım artar, onun da ismi lekelenir” demiştir.  Bahsi geçen matbaa sonraki yıllarda CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek’e satılmıştır. O da bir süre sonra tesisleri İsmet İnönü’nün damadı Metin Toker’e devretmiştir. Matbaa sonra Ankara’ya taşınarak Rüzgârlı Matbaa adını almıştır. Sanayici kimliğinden sonra siyasetçi kimliği basın tarafından pek hoş karşılanmamıştır Demirağ’ın. Hoş karşılanması alaya almakla sınırlı kalmıştır.  Verdiği davetlerde kuzu çevirip ikram ettiği için, politik çevreler ve basın tarafından alaya alınıyor, kurduğu partiye kuzu partisi deniyordu. Onun yatırımları ile ilgili haber yapan muhabirler ise bu haberleri paraya tahvil edebilmenin derdinde olmuşlardır. Demirağ, Milli Kalkınma Partisi`yle seçimlerde yeteri kadar başarı gösteremez ve Demokrat Parti`den adaylığını koyarak Sivas bağımsız milletvekilliğine seçilir. 1957 yılında dünya hayatına veda eder.

Erken Cumhuriyet çağının gelgitleriyle içeriği zenginleştirilmiş ve detaylandırılmış bir hayat onunki. Hep bir şeyler tasarlıyor. Büyük bir iyi niyetle, büyük bir çaba gösteriyor.

Hayatı, dikkatli tasarlanmış bir gelişim romanı gibi. Ya da dikkatli bir gelişim tasarısının gerçek olmaya çalışan sayfaları gibi. Anlatılmayan hayat yaşanmış sayılmaz denir ya. Tam öyle bir hayat onun hayatı.

Kaynak : Özgün Duruş

32 Yorum

Diğer Haberler

Lozan'ın Gerçek Kahramanı Kimdi?

Meğer Asıl "Camiler Kışlamız" Diyen İnönü'ymüş!

Fedakâr Milli Burjuva : Mehmet Nuri Demirağ

Tanıkları, mağdurlarıyla bir zihniyet kodlaması: 12 Eylül

Cumhuriyet Halk Partisi

İngiliz Raporlarıda Resmi Tarihi Yalanlıyor

İsrail'in Katliamları ve "Nakba"

Gadre Uğramışların Tarihi / Bahadır Kurbanoğlu

Askerin Siyaseti İkinci Tanzim Projesi : 12 MART

Bir Devrin Hikayesi : Milli Görüş

Senusilik, Libya ve İnkilap Tarihi / Dr.Mehmet Doğan

Coğrafi Keşiflerin Amacı Neydi?

Bir TC Sembolü Menemen'in Yalan Tarihi

Balfour 93 Yaşında / Dr.Yusuf Rezka

Bir Rüyanın Ardından Gerçekleşen Sessiz Devrimcilik (1)

"Dersim'i vurun" emri M.Kemal'den / M.Armağan

Filistin Tarihinde Kaynak Sorunu

Vaad edilmiş topraklar : FİLİSTİN

İsrail'in Katliamlarla Dolu Tarihi

Bilinmeyen Yönleriyle 27 Mayıs Darbesi

27 Mayıs : Halkı Darbelerle Terbiye Etmenin Başlangıcı

Kemalist/ laik dikta rejimindeki demokrasi oyununun 60.yılında

İnönü'yü Hitler'e ilk benzeten kimdi? / Mustafa Armağan

Haşimoğullarının İslam tarihindeki yeri ve önemi

Harf Devriminin Okur-Yazar Oranına Etkisi Oldu mu?

27 Mayıs Gölgesi : Siyasetsiz Siyaset

"Mamak'ta zorla andımızı okuttular"

Birinci Meclis'in başına neler geldi?

3 Mart Sebebiyle Halifelik Meselesi Yeniden.. / Yrd.Doç.Dr.Ali Duman

Hz.Peygamber 900 Yahudi'nin öldürülmesi emrini vermiş miydi?

Cemal Paşa ve Suriye Olayları

İçimize Sinen İttihatçı Gelenek / Yrd.Doç.Dr.Caner Arabacı

Türkiye'nin 150 yıllık derin iktidarı

Hizipleşmenin Ümmete Maliyeti

Menemen'de resmi tarihin itirafı!

Cemal Paşa'nın Hayatı ve İcraatları

İngiltere, dostu "Şah"ı neden istememişti?

Maraş olaylarının perde arkası!

Türk Hava Kuvvetlerinin Staj Alanı : Kürt İsyanları

"Atatürk tek partiye inanmıştı" Taha Akyol
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz