Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


İmam İbn-i Teymiyye
Düşmanlarım bana ne yapabilirler ki? Öldürülmem şehadet, hapsedilmem halvet, sürgünüm hicrettir.” İmam İbn-i Teymiyye
09/07/2011 / 22:15

“Düşmanlarım bana ne yapabilirler ki? Öldürülmem şehadet, hapsedilmem halvet, sürgünüm hicrettir.”

İmam İbn-i Teymiyye

 

Mustafa Kaleli / Özgün Duruş

İmam İbn-i Teymiyye Mardin Artuklu Üniversitesi’nin düzenlediği bir toplantıda gündeme geldi. Amerika’nın bölgedeki çıkarlarının bekçiliğine soyunanlar bu fetvanın gereksizliğini/geçersizliğini ispat etmenin peşine düştüler. İbn-i Teymiyye’nin verdiği fetvayı gündeme getirenler, öncelikle imamın verdiği fetvayı şartları içerisinde değerlendirmek ve imamı hakkıyla tanımak zorundadırlar.

İmam İbn-i Teymiyye 22 Ocak 1263’te Harran’da dünyaya geldi. Babası Abdülhalim, ünlü bir Hanbelî âlimiydi. Moğol akınlarının bölgeye yönelmesi üzerine aile 1269’da Şam’a göç etti. Moğol saldırıları Şam’da birçok devlet adamının ve âlimin zorunlu göçüne neden oldu, ancak İbn-i Teymiyye bölgeyi terk etmedi. Bir grup âlimle birlikte Moğol hakanı Kazan Han’ın huzuruna çıkar. Görüşmede hazır bulunanlardan biri, yaşanan durumu şu şekilde anlatır:

 

MOĞOL SULTANI KARŞISINDA BİR ÂLİM

“İbn-i Teymiyye ile birlikte ben de görüşmede hazır bulundum. Hükümdara karşı adalet konusunda Allah’ın ayetleri, Hz. Peygamber’in hadisleri ile söze başladı. Konuşuyor, sesini yükseltiyor ve kendisine yaklaşıyordu. Buna rağmen hükümdar ona yöneliyor, dediklerine kulak veriyor, gözünü ona dikiyor ve ondan yüz çevirmiyordu. Sultan, Allah Teâlâ’nın kalbine doldurduğu heybet ve muhabbetin şiddetinden bu âlimin kim olduğunu sormuş ve: ‘Doğrusu ben onun ne bir benzerini ne de onun kadar kalbi sebat sahibi, kalbimde onun sözü kadar tesir bırakan etkin birini gördüm. Kendimi şimdiye dek onun gibi hiçbirine boyun eğer görmedim. Hali, ilmi, ameli ne derin!’ demiştir.”

Tercüman vasıtasıyla söylediklerinden bazıları şunlardır: Kazan’a de ki: ‘Sen kendinin Müslüman olduğunu iddia ediyorsun. Bize ulaştığı kadarı ile beraberinde bir kadı, bir imam, bir şeyh ve müezzinler vardır. Baban ve deden kâfir idiler. Buna rağmen onlar senin yaptığını yapmadılar. Onlar anlaşma yaptılar, sözlerini tuttular, sense anlaşma yaptın, uymadın, söz verdin, sözünde durmadın ve zulmettin…”[1]

Bu konuşmadan sonra imam, hüsnüniyetinden dolayı huzurdan hürmet ve taltif görerek ayrılmış, böylece büyük bir Moğol katliamını önlemiş oldu.

İmam İbn-i Teymiyye bu çıkışıyla ve duruşuyla Peygamber Efendimizin “Cihadın en hayırlısı, zalim sultan karşısında hakkı haykırmaktır” hadis-i şerifini hatırlatıyordu.

 

GÖRÜŞLERİNDEN DOLAYI HAPİS YATTI

Moğolların 1301 yılında bölgeye yönelik hazırlıklarından haberdar olunca Kahire’ye giderek Memluk Sultanı Muhammed b. Kalavun’dan Moğollara karşı savaşmasını ister ve kendisi de bizzat bu savaşa katılır. 22 Nisan 1303 yılında Şam civarında Şehab bölgesinde yapılan savaşta Moğolları yenilgiye uğratır.

Şafi Kadısı Necmeddin İbn-i Saşra, İbn-i Teymiyye’nin pek çok öğrencisiyle birlikte hadisçi Mizzi’yi dövdürdü ve hapse attırdı. İbn-i Teymiyye’nin eseri el-Vasıtıyye’nin dini esaslara uygun olduğu görüşü ilim heyetince kabul edilince, Kadı Necmeddin İbn-i Saşra görevinden istifa etti. İbn-i Teymiyye ve Mizzi Kahire’ye gönderildi. Kahire’de dört büyük kadı ve çeşitli din adamlarının bulunduğu mecliste mahkeme edildi, ancak kendisini savunma hakkı verilmedi. Kahire kalesine hapsedildi. Burada 1,5 yıl kaldı. Kahire valisinin aracılığı ile hapisten çıkarıldı. Kahire’de kaldığı sürece görüşlerini hararetli bir şekilde savunmaya devam etti. Görüşlerinden dolayı mutasavvıfların sert propagandalarına maruz kaldı. Tevessül konusundaki görüşlerinden dolayı yeniden yargılandı. Bu kez kendisini savunmasına izin verildi. Konuyla alakalı delillerini art arda sıralayınca mahkemede hazır bulunan ulema heyetini ikna etti. Önce Suriye’ye dönmesine müsaade edildi, ardından bundan vazgeçilerek Kahire’de kadılara mahsus bir hapishaneye konuldu. Burada herhangi bir mahrumiyet çekmedi, okumaya ve yazmaya devam etti. 8 Ağustos 1309’da gece yarısı İskenderiye’ye nakledilerek sultanın sarayında 8,5 ay gözaltında tutuldu. Daha sonra serbest bırakıldı.

 

HAPİSTE HAYATINI KAYBETTİ

Moğolların Suriye’ye yönelik saldırı hazırlığı içinde olduklarını haber alınca Şam’a dönmek için yola çıkar. Burada eski günlerdeki gibi yeniden derslere başlar, etrafında ilim halkaları oluşur. 1318’de Hanbelî görüşlerinin aksine fetva vermekten men edilir. 1320’de bu yasağı çiğnemekle suçlanır ve Şam Kalesi’ne hapsedilir. 5 yıl 18 gün hapis yattıktan sonra serbest bırakılır. Şam’da ilmi faaliyetlerine kaldığı yerden devam eder. Maliki kadısı Takiyyiddin’in mezar ziyaretleri ve tevessülle ilgili görüşlerine reddiyeler yazınca sultana şikâyet edilir. 21 Nisan 1328’de kâğıdı, kalemi, mürekkebi elinden alınır. Bu yapılan ona çok ağır gelir ve kahrından hastalanır. Tüm olumsuzluklara rağmen kâğıt parçalarına kömürle olsun yazmaya devam eder. Hastalığı iyice artmış, son 20 günü oldukça zor geçmişti. 26 Eylül 1328’de hapiste hayatını kaybeder. Cenaze namazını kardeşi Zeynüddin Abdurrahman kıldırdı ve Şam’daki Sufiyye kabristanına defnedildi. Cenazesine 200 bin erkekle 15 bin kadının katıldığı kaydedilir.

Muhalifleri; sultan ve yöneticileri onun aleyhine sürekli kışkırtarak onu hapse attırmayı başarmış ancak fikirlerinden vazgeçirememişlerdi. Muhalifler bu kez halkı tahrik etmeye başladılar ve bir grup eşkıyayı harekete geçirdiler. Bunlar imamı bir köşeye sıkıştırıp döverler. İmamın intikamını almak için Hüseyniye (Kahire’de) halkı toplanır, ancak imam onlara engel olur. Fakat halk bu hususta ısrarlıdır, izin vermesi için yalvarıp dururlar. Bunun üzerine imam onlara şunları söyler: “Bu hak ya benim hakkım, ya sizin hakkınız, ya Allah’ın hakkıdır. Eğer benim hakkım ise, ben onlara hakkımı helal ediyorum. Eğer bu hak size ait ise ve siz sözlerimi dinlemezseniz ve bu konuda benden fetva sormazsanız dilediğiniz şeyi yapınız. Eğer Allah’ın hakkı ise, yüce Allah dilerse onlardan hakkını alır.”[2]

 

İBN-İ TEYMİYYE’NİN ŞAHSİYETİ

İmam, çok güçlü bir hafızaya, mükemmel bir Kur’an ve sünnet bilgisine sahipti. Dönemindeki her türlü düşünce akımlarını çok iyi bilirdi. Üslubunda sert ve mücadeleci bir taraf vardı. Geniş halk kitleleri üzerinde eserlerinden ziyade çok güçlü olan hitabeti etkili olmuştu.

Emr-i bil-ma’ruf nehyi ani’l münker ilkesini çok titiz olarak savunurdu. Yanlış bulduğu davranışları hangi şart altında olursa olsun tenkit etmekten ve müdahaleden çekinmezdi. Bundan dolayı birçok devlet adamıyla ve müderris ile çatışma halinde olmuştur. Susması için teklif edilen hiçbir devlet görevini kabul etmemiştir. Kahire hapishanesinden kardeşine yazdığı mektupta çektiği sıkıntılarla alakalı olarak şunları belirtmiştir: “Bugün ben birtakım sıkıntılar çekiyorsam, bunun sebebi, sultanların sofrasına oturmamam ve onların gömleğini giymememdir.”

Osmanlıların Suriye ve Mısır’ı fethetmelerinden sonra Hanbelî mezhebinin yayılmasında bir yavaşlama olduysa da İbn-i Teymiyye’nin görüşleri yayılmaya devam etmiş, görüşleri özellikle 18. yüzyıldan itibaren Kuzey Afrika’dan Hint Okyanusu’na kadar pek çok İslam ülkesinde ıslah, yenilik ve tecdit hareketlerine ilham kaynağı olmuştur. Onun etkinliğini ve düşüncelerini bugün bütün İslam dünyasında görmek mümkündür.

İnandığı dava uğruna kılıcıyla, diliyle, kalemiyle cihad eden İmam İbn-i Teymiyye’yi rahmet ve minnetle anıyoruz.


 

 


 

[1] Prof. Dr. Muhammed Ebu Zehra, İMAM İBN-İ TEYMİYYE, İSLAMOĞLU YAYINCILIK, S. 42-43

 

[2] Age. S. 80

9 Yorum

Diğer Haberler

"Kul Sadi Yüksel" bir güzel insan...

Şehadetinin 24.Yıldönümünde Bilal Yaldızcı

Ateş altında bir müfessir / "Kur'an Mesajı"nı günümüze taşıdı

Vefatının Sekizinci Yılında Aliya...

Burhaneddin Rabbani Şehid Edildi

Bağdat'tan bir müderris geçti!

Faruk Beşer'in Dört Tavsiyesi & Öğrencisi Anlattı..

Abdurrahman Kevâkibi (1854-1902)

İslam aleminin muzdarip çocuğu : Muhammed İkbal

Hidayet öncüsü,doğru yolun yılmaz savunucusu; İmam Ali en-Nâki

İmam İbn-i Teymiyye

Sedat Yenigün’ün Şehadetinin 31. Yılı...

Kürdistan'dan Yükselen İslami Çığlık : Şeyh Said Kıyamı

Özgün Bir İlim Adamı : Prof.Dr.Sadık Kılıç

Carlos'un Hayat Hikayesi

Takiyyûddîn en-Nebhânî ve Hizbu't-Tahriri'l-İslami / David Commins

Ruhi Özcan'ı tanır mıyız?

Mao'ya karşı savaşan Müslüman Hui Lider

Şehid Mervan Hadid

Mevlana Emin Ahsen İslahi (1904-1997) / Salem Kiyani

Sahur vaktinde Şehid edilen Alim...

Brodbeck'teki heyecan kimde var? - SAHNEDEN SECCADEYE...

Tahrifin sidre-i müntehası : Nasr Hamid Ebu Zeyd

Fadlallah'ın entellektüel mirası

Ayetullah Fadlallah'ın ardından

Açe Özgürlük lideri Hasan Di Tiro vefat etti

Prof.Dr.Macit Gökberk (1908-1993)

Hasan el-Benna neden önemli?

Bir Mücahid Derviş : Bahattin Yıldız

Siyonist İsrail'in İşlevini Kavramak / Bahaddin Yıldız

Erdemli bir şahsiyet : Babanzade Ahmet Naim

El-Biruni (973-1051)

Kimyanın Kurucusu : Cabir Bin Hayyan

Bediüzzaman Ebû'l İz İbn-i İsmail İbn-i Rezzaz El-Cezeri

Şehid Murtaza Mutahhari'yi Unutmadık

Faslı düşünür Cabiri vefat etti

Kıymetli bir alim : Zâhid el-Kevseri

Şehadetinin 6.Yılında Dr.Rantisi'nin Mücadelesini Selamlıyoruz

Vatan Müdafaacıları ve Şehadet Aşıklarının Lideri : Şeyh Yasin

İrlandalı Bir Vicdan Savaşçısı...
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz