Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


Hidayet öncüsü,doğru yolun yılmaz savunucusu; İmam Ali en-Nâki
İmam Ali rahmetullahi aleyh Hâdi/hidayet öncüsü ve Nâki/doğru yolu gösteren sıfatlarıyla maruf olmuştur. Onun diğer bir vasfı ise el-Askerî’dir. Askerî olarak vasıflandırılması, İmam’ın sultan Mütevekkil tarafından Medine’den Samerra’ya getirtilip askeri bir garnizonda askerler tarafından gözetim altında tutulmasından dolayıdır. Ali en-Nâki hazretleri sürekli gözetim altında tutulmakla beraber mübarek ömrünün son birkaç yılını bu askeri garnizonda geçirmek zorunda kalmış ve bu dönemde dostlarıyla, sevenleriyle, öğrencileriyle buluşmasına izin verilmemiştir.
12/07/2011 / 21:48

 

 

Muhammed Tâki hazretlerinin, kendisini zehirleyerek genç yaşta vefat etmesini sağlayan eşi Ümmü’l Fazl’dan çocuğu olmamıştır. Soyu Ali en-Nâki (ra) ile devam etmiştir ki, Ali en-Naki Muhammed Tâki hazretlerinin eşi Sümane’den oğludur. Miladi 828/hicri 213 yılının Zilhicce ayının 15. günü Medine-i Münevvere’de dünyaya gelmiştir. İmam Hâdi (ra) orta boylu, kızıla çalan beyaz tenli, iri gözlü, yayvan, kalın kaşlı, iç açıcı ve güler yüzlü bir çehreyle sevenlerinin gönlünde taht kurmuştu. Beş çocuk babası olan İmam Hâdi (ra)’ın Hasanü’l Askerî, Hüseyin, Muhammed, Cafer adlı dört oğlu ve Aliye adında bir de kızı vardı.

İmam Ali rahmetullahi aleyh Hâdi/hidayet öncüsü ve Nâki/doğru yolu gösteren sıfatlarıyla maruf olmuştur. Onun diğer bir vasfı ise el-Askerî’dir. Askerî olarak vasıflandırılması, İmam’ın sultan Mütevekkil tarafından Medine’den Samerra’ya getirtilip askeri bir garnizonda askerler tarafından gözetim altında tutulmasından dolayıdır. Ali en-Nâki hazretleri sürekli gözetim altında tutulmakla beraber mübarek ömrünün son birkaç yılını bu askeri garnizonda geçirmek zorunda kalmış ve bu dönemde dostlarıyla, sevenleriyle, öğrencileriyle buluşmasına izin verilmemiştir. 

Bu tedbirlerin sebebi her ne kadar iktidar Abbasoğullarının uhdesinde bulunsa da halkın sahici liderlerinin Alioğullarından olmasıydı. İmam Ali Askerî de bu doğal liderlerdendi. Abbasoğulları tahta geçtikleri ilk günden itibaren tahtı Alioğullarına kaptırma hezeyanı, kuşkusu ve korkusuyla hep yaşamışlar ve bu korku onları sonu alınmaz zulümlere sevk etmiştir.

ZALİMLERİN KORKUSU

İktidarı zorla gasp eden bu zalim ve gabin kimseler halkın gerçek/doğal liderlerinden korkmaktaydılar ve bunun için halkın onlarla ilişki kurmasını ve onların üstün fikir ve düşüncelerini yakından tanımasını, toplumu harekete geçirmesini, gençlik içerisinde bir kıvılcım oluşturmasını engellemek istediklerinden engel koymuşlardı. Zalimler zorba güçleriyle insanları zorla baskı altına almakla yetinmemiş her tür haklarını da gasp etme yoluna gitmişlerdir. Zulmün karakteri, zalimin kimliği, karanlığın gereği buymuş ki her dönemde aynı zihinle işbaşında bulunmuşlardır.

İmam Hâdi (ra) kendi hayatı boyunca Abbasi sultanlarından Me`mun, Mu`tasım, el- Vasık, Mütevekkil, Muntasır, Mustain ve Mu`tazz`ı görmüş ve onların zulümlerine şahit olmuştur. Hicri 220 yılında Mu`tasım`ın zamanında değerli babası Bağdat`ta zehirletilip şehit edildiğinde, Ali el-Hâdi sekiz yaşındaydı. Medine`de ikamet ediyordu. Henüz çocuk yaşlarda büyük bir acı yaşadı. Babasız büyümek durumunda kaldı. Abbasoğullarının her tür baskı ve zulümlerine göğüs germek, direnmek ve o zulümlerle mücadele etmek durumunda kaldı. İmam Hâdî hazretleri hayatı boyunca hep acı verici bir kısıtlanma ve bağnazlıkla karşı karşıya kalmıştır. Bu durum sadece İmam Hâdi hazretlerinin dönemine has değildi tabii ki. Emevi ve Abbasilerin bütün dönemlerinde –istisna durumlar hariç- durum baskı ve zulümdü. Gasıp sultanlar, toplumu görmezden geliyor ve halkı kendi hedeflerine ulaşmak için omuzlarına basılarak yükselinecek vesile olarak görüyorlardı. Allah rasulünün “Reisul kavmi hadimuhum-Kavmin reisi hizmetçisidir” düsturunu terk edip kendileri halk için olmak orada kalsın bizatihi halkın kendilerine hizmet için yaratılmış köleler olarak görüyorlardı. 

KARAKTERİSTİK YAPISI

Ailesinin cömertlik vasfını İmam Hadi (ra) da kuşanmış, çok bağışta bulunan bir kişilikti. Karakter ve kişilik yapısı genç yaşta olgunlaşmış olan İmam, vakarlı ve heybetli idi. Öyle bir heybeti vardı ki dostları tarafından sevilip sayılmak orda kalsın kendisine düşmanlık besleyenlerin de saygıda kusur etmemelerini sağlamıştır. Abbasi sultanı Mütevekkil’in yanına gittiğinde o ve onun yanında bulunan saray adamları İmama saygı için hemen ayağa kalkıyorlardı. Sadeliği önemserdi. Şatafattan uzak bir yaşam modeline sahipti. Giyim kuşamı olduğunca sade idi. İmam Hadi (ra)’ın elbisesi kaba bir cübbe idi, hasır üzerinde otururdu. Ama o bu haliyle heybetinden bir şey kaybetmemekle beraber aynı zamanda hoş muhabbet bir kişiliğe de sahipti. İmam’ı görüp ona bakan her gamlı kimse, şenleniyordu. Zira İmam’ın yüzünde insanlara mutluluk veren sürekli bir gülümseme vardı.

İLİM HAZİNESİ

İmam Hâdi de kendinden önce yaşamış ecdadı gibi ilim yoluna baş koymuştu. İlimle iştigal edip ilmi hüviyetini zenginleştirme yoluna gitmiştir. Ailesinin diğer fertleri gibi İmam Ali’nin de derdi ilmi saf ve berrak kimliğiyle, iktidarların zulümlerine bulaşmasını engelleyerek yola revan olmaktı. İlmin namusunu muhafaza etmek görevi kendi çağında İmam Ali’nin omuzlarındaydı. Bu bilinçle hareket ediyor zalim sulta sahiplerine karşı koyacak ilmi hüviyeti kazanmak için çaba sarf ediyordu. İmam Ali sultan Mütevekkil`in zamanına kadar dini eğitimlerle meşgul olmuştur. Hadis, fıkıh, tasavvuf, tefsir konusunda üstün meziyetleri olan âlim ve önder bir kişilikti. Ailesinin diğer fertlerinde olduğu gibi ilmi kendinde mündemiç kılmış bir şahsiyetti.

SAMARRA’YA MECBURİ GÖÇ

Zalimler bir başkentte otursalar da onların gönüllü zebaniliklerini yapan, onların zulüm ateşini harlayan sadık bekçileri vardı. İşte Medine’de kendi çapında atalarından devraldığı ilim ve irfan mektebini sonraki nesillere ulaştırma gayretleri olan İmam Ali rahmetullahi aleyhin bu durumu, bu sadık köleleri endişelendirmiştir. Mütevekkil`in Medine valisi, İmamın halk arasındaki itibar ve sevgisinden doğabilecek muhtemel tehlikeleri Mütevekkil`e bildirip önlem almasını istemiştir. Mütevekkil de sadık bendesi ve emir eri valinin ikazı üzere İmamı gözaltında bulundurabilmek için onu hilafetin merkezi olan Samerra Şehri’ne göç etmeye zorlamıştır. İmamı göçe mecbur kılmak adına evine defalarca baskınlar yapılmış, bizzat Mütevekkil`in emriyle evi aratılmıştır.

ZALİM SULTAN MÜTEVEKKİL

Mütevekkil öyle zalim birisidir ki ehlibeyte karşı düşmanlık gütmek yönünden Abbasi sultanları arasında ön sırayı almıştır. Hz. Ali`ye (ra) açıktan küfreder ve eğlence meclislerinde soytarılarına Hz. Ali`yi taklit ettirip eğlenirdi. Bu kadarla yetinmemiş, bizzat emredip Hz. Hüseyin`in türbesinin tamamen yıkılmasını da sağlamıştır. Hatta İmam Hüseyin’in türbesini Şam’a nakletmeye kalkışacak kadar kindar bir tutum takınmıştı. Ehlibeyte karşı çok zalimce bir tutum içinde olmuştur. Kini, dini olmuş bir sultan olarak tarihe geçmiştir. Öyle kindar bir yapıdaydı ki adeta kinini din edinmiş ve bu dinin emirleriyle de zalimleştikçe zalimleşip şeytanın yeryüzü temsilcisi olmuştu.

Mütevekkil`in sultanlık yıllarında Hicaz`daki ehlibeyt dostlarına, sevenlerine karşı çok zalimane tavırlar sergilenmiş, yoksulluk ve yoksun bırakılmaktan dolayı yaşantıları daha da acınacak hale gelmiştir. Öyle ki, kadınların örtünecek elbiseleri bile kalmamıştır. Hatta bir çarşafı namaz vakti olunca sırayla kullanacak duruma düşmüşlerdir. Mütevekkil alabildiğine zevkine düşkün sadist birisi idi. Yaşanmış şu olay ehlibeyt sevenlerinin ne durumlara maruz bırakıldıklarının en can alıcı örneklerindendir;

SARAYDA BİR MUSA; İBNİ SİKKİT

Arap edebiyatında imam ve önder olarak tanınan meşhur edebiyatçı ve şair İbni Sikkit Mütevekkil`in çocuklarının öğretmeniydi. Bir gün Mütevekkil, iki çocuğu Mu`tezz ve Muayyid’e işaret ederek İbni Sikkit`e; “Senin yanında bu ikisi mi daha sevimlidir yoksa Hasan ve Hüseyin mi?” diye sordu.

İbni Sikkit şöyle cevapladı bu soruyu; “Emiru’l müminin Ali`nin kölesi Kanber senden ve iki oğlundan daha üstündür!”

Bu cevap üzerine Mütevekkil yaralı bir ayı gibi höykürdü ve İbni Sikkit`in dilini başının arkasından dışarı çıkarmalarını emretti. Böylece o şecaat ve şeref örneği 58 yaşında şehadet mertebesine ulaştı.

İMAM ALİ SAMARRA’DA TÜRK KOMUTAN’IN HİMAYESİNDE

Mütevekkil hicretin 243. yılında İmam`ı saygıda kusur etmeksizin Medine`den Samerra`ya götürmüştür. Sultan, Ali Nâki’yi Irak’a davet etmişti. İmam zorla götürülmesini önlemek için bu daveti kabul ederek Irak’a gelip Samarra kentine yerleşti. İmam Hâdî (ra) hayatının sonuna kadar, yani hicretin 254. yılına kadar mecburi ikametgâhında kaldı. Mütevekkil sürekli İmam (ra)`ı sıkı bir şekilde gözaltında bulundurdu. Ondan sonraki sultanlar da hazret şehid oluncaya kadar onu baskı ve zulümle öylece gözaltında bulundurdular.

Samarra Türk askerlerinden oluşan bir ordugâhtı. Türk komutan Vasıf, halifenin adamlarına İmam Ali Naki’ye kötülük yapıldığında kendilerini sorumlu tutacaklarını söyleyerek muhtemel bir suikastı önlemiştir. Azgınlığı arşı titreten Mütevekkil, Türk komutan Vasıf’ın yaptığı bir darbe sonucu öldürüldü. Yerine geçen oğlu Muntasır da bir yıl geçmeden öldürüldü. Onun yerine geçen Mustain, Mütevekkil’in oğlu Mu’tezzin tarafından katledildi. Mutezzin de Salih bin Vasıf tarafından öldürüldü. Aslında zalimlerin akıbetleri hep böyle olmuştur. Allah bu dünyada dahi hesaplarını dürmüştür. Zira zulüm ile abad olunmaz!

            İBN-İ CEVZÎ ANLATIYOR

İmamı gözaltında tutmakla yetinmeyip hep baskı ve zulmü hissettirerek yaşamasına izin vermişlerdi. Sürekli taciz edip durmuşlardır. İbn-i Cevzî’nin anlattığı şu olay bu hususu çok açık bir şekilde aydınlatmaktadır;

Bir defasında Mütevekkil`in yanında, “İmam`ın evinde Kum`daki sevenlerinden gelen silahlar vs. mühimmatlar var. Bunlar sizin hükümetinize karşı saldırmaya hazırlanıyorlar." diye İmam Hâdî`yi çekiştirdiler.

Mütevekkil bir grubu hazretin evine gönderdi. Onlar geceleyin İmam’ın evine saldırdılar. Fakat bir şey bulamadılar. İmam o sırada yalnız başına bir odaya çekilip, üzerinde yünden bir elbise olduğu halde ince kumlar üzerinde oturmuş Allah’a ibadet edip Kur`an okuyordu. İmam hazretlerini o haliyle Mütevekkil`in yanına götürüp, "Evinde bir şey bulamadık; kıbleye doğru oturup Kur`an okuduğu halde gördük onu" dediler.

Mütevekkil İmam`ı görünce hazretin azamet ve heybeti karşısında elinde olmaksızın hazrete saygı gösterip yanına oturttu, sonra elindeki şarap kadehini hazrete sundu. İmam rahmetullahi aleyh yemin ederek, "Benim etim kanım böyle bir şeye karışmamıştır; beni muaf gör" dedi. Mütevekkil bu küstahlığından vazgeçip, "O halde bize bir şiir oku!" dedi.

ZALİMLER DE AĞLAR(!)MIŞ

İmam (ra), "Ezberimde az şiir var" buyurduysa da, Mütevekkil, "İlla da okuyacaksın" diye ısrar edince hazret şu şiirleri okudu:

İnsanlar korunmak için dağ tepelerine tırmandılar;

Yiğit kişilerdi, ama o tepeler fayda etmedi onlara, yenildiler.

Yüceldiler, sonra düşürüldüler; çukurlara (mezarlara) yerleştiler;

Ne de kötü yerlerdi onlara, yerleştikleri yerler (mezarlar).

Gömülüp gittiler; sonra da bir feryat eden, artlarından bağırdı;

Nerede bilezikler, nerede taht-taç, nerede süsler-püsler?

Ne oldu o naz-u naimle beslenen, bezenen yüzler.

Hani vaktiyle nazlarla, nimetlerle perdelenirdi o yüzler?

Kabir bu soruya açık-seçik cevap veriyor da diyor ki:

Şimdi yüzlerde kurtlar oynaşmada, kurtlara yem olmuş o yüzler…

İmam Hâdî rahmetullahi aleyhin bu buyrukları öyle bir tesir etti ki Mütevekkil kendini tutamayıp ağladı, gözyaşlarından sakalı ıslandı; mecliste olan diğerleri de ağladılar. Mütevekkil şarap sofrasını toplamalarını emretti. Sonra İmam`a dört bin dirhem sunarak saygıyla evine gönderdi.

ŞEHADETLE RAHMET-İ İLAHİYE YOLCULUK

Böylesine çalkantılı bir dönemde İmam Ali Nâki sakin ve tertemiz bir şekilde yaşantısını sürdürmüş, bilimle ve kitaplarla meşgul olmuştur. Miladi 868/hicri 254 yılında Recep ayının üçünde Samarra’da kırk bir yaşında Abbasi sultanlarının on üçüncüsü olan Mu’tazz’in yaptığı hile ile Mu’temed-i Abbasi’nin eliyle zehirlendi ve şehid oldu. Türbesi Irak’ta Samarra kentindedir

İmam Ali Naki de diğer imamlar gibi bütün yaşamı boyunca Hakk Yolu’nun yüceliğini korumak için “ilim ve irfanla” çevresine örnek bir önderlik duruşu sergileyerek sorumluluklarını ifa etmiş babalarından aldığı görevi cansiperane gayretle sürdürmüştür. Allah’ın rahmeti üzerine olsun…

 

Taha Yusuf / Özgün Duruş

24 Yorum

Ahmed Hasan 13-07-2011, 10:06:17
teşekkür
Kardeşler yormunu sayfayakoymadan değişiklik yaptığınız için yine de sağolun Putperestliği çağrışan hatalara izn vermemelisiniz.

Yorumların tamamı için tıklayınız.

Diğer Haberler

"Kul Sadi Yüksel" bir güzel insan...

Şehadetinin 24.Yıldönümünde Bilal Yaldızcı

Ateş altında bir müfessir / "Kur'an Mesajı"nı günümüze taşıdı

Vefatının Sekizinci Yılında Aliya...

Burhaneddin Rabbani Şehid Edildi

Bağdat'tan bir müderris geçti!

Faruk Beşer'in Dört Tavsiyesi & Öğrencisi Anlattı..

Abdurrahman Kevâkibi (1854-1902)

İslam aleminin muzdarip çocuğu : Muhammed İkbal

Hidayet öncüsü,doğru yolun yılmaz savunucusu; İmam Ali en-Nâki

İmam İbn-i Teymiyye

Sedat Yenigün’ün Şehadetinin 31. Yılı...

Kürdistan'dan Yükselen İslami Çığlık : Şeyh Said Kıyamı

Özgün Bir İlim Adamı : Prof.Dr.Sadık Kılıç

Carlos'un Hayat Hikayesi

Takiyyûddîn en-Nebhânî ve Hizbu't-Tahriri'l-İslami / David Commins

Ruhi Özcan'ı tanır mıyız?

Mao'ya karşı savaşan Müslüman Hui Lider

Şehid Mervan Hadid

Mevlana Emin Ahsen İslahi (1904-1997) / Salem Kiyani

Sahur vaktinde Şehid edilen Alim...

Brodbeck'teki heyecan kimde var? - SAHNEDEN SECCADEYE...

Tahrifin sidre-i müntehası : Nasr Hamid Ebu Zeyd

Fadlallah'ın entellektüel mirası

Ayetullah Fadlallah'ın ardından

Açe Özgürlük lideri Hasan Di Tiro vefat etti

Prof.Dr.Macit Gökberk (1908-1993)

Hasan el-Benna neden önemli?

Bir Mücahid Derviş : Bahattin Yıldız

Siyonist İsrail'in İşlevini Kavramak / Bahaddin Yıldız

Erdemli bir şahsiyet : Babanzade Ahmet Naim

El-Biruni (973-1051)

Kimyanın Kurucusu : Cabir Bin Hayyan

Bediüzzaman Ebû'l İz İbn-i İsmail İbn-i Rezzaz El-Cezeri

Şehid Murtaza Mutahhari'yi Unutmadık

Faslı düşünür Cabiri vefat etti

Kıymetli bir alim : Zâhid el-Kevseri

Şehadetinin 6.Yılında Dr.Rantisi'nin Mücadelesini Selamlıyoruz

Vatan Müdafaacıları ve Şehadet Aşıklarının Lideri : Şeyh Yasin

İrlandalı Bir Vicdan Savaşçısı...
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz