Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


Nurullah Erkoç : Unutulan Sünnet  "İtikaf"
Biz Modern Çağın Müslümanları/Gelenekçi-reformist-tahkikçi/Rasulullah’ın örnekliğinde onun üzerinde durup sürekli yaptığını hiç yapmamak,ara ara yaptığı yada yaptığı yönünde Zayıf Rivayetlerle bize ulaşan Davranışlarını/sünnet/Sürekli yaptığımız gibi bir ters işleyiş söz konusudur.
19/07/2011 / 22:38

Unutulan Sünnet İtikaf:

    Burada üzerinde ısrarla durulması gereken Konunun: Rasulullah’ın örnekliği/sünnet/ ve devamlılığına rağmen biz Müslümanların bu Sünneti ikame edememesidir. Bizim sünneti tatbik etmede ki yanılgımızdır. Buradaki yanılgımız Rasulullah’ın Hayatında sürekli Dinamik, Canlı tuttuğu bu Sünnetin Tarafımızca anlaşılamamasıdır, Kısacası buradan şöyle bir tespitte bulunabiliriz: Biz Modern Çağın Müslümanları/Gelenekçi-reformist-tahkikçi/Rasulullah’ın örnekliğinde onun üzerinde durup sürekli yaptığını hiç yapmamak,ara ara yaptığı yada yaptığı yönünde Zayıf Rivayetlerle bize ulaşan Davranışlarını/sünnet/Sürekli yaptığımız gibi bir ters işleyiş söz konusudur.

   Model olma yönünden Örnekliği Nas’larla Övülmüş Bir Peygamberin Ümmet’i olarak İtikaf’ı Güncemize almalı Bir ibadet olarak bunu Hayatımızın içerisine yerleştirmeliyiz.

   Ramazan Ayı’nın Mübarekliği Kuran’da bize bildirilmiş olup Manevi iklimimizde İlkbaharı yaşamamız için bir fırsat telakisidir. İtikâf Bedeni, ruhi ve Maddi bir ibadet olmakla beraber Geçmiş peygamberlerin şeriat’larındada övgüyle ve tavsiyeyle Kuran’dan bize aktarılan bir Diriliş emridir.

İtikâf; Ruhu arındırmak, temizlemektir.
Allah'la/cc/ baş başa kalmak, O'na yönelmektir.
Günahlara tövbe etmektir.
İbadete daha çok zaman ayırmaktır.
Kur'an'la iç içe olmaktır.
Dünyanın meşguliyetlerinden sıyrılmaktır.
Salih bir kul olmak için gereken enerjiyi almaktır.
Yalnızlığı yaşayarak, hiçbir insanın bir diğerine fayda veremeyeceğini, sadece Allah'ın gerçek dost olduğu ve O'nun rızasını kazanmak gerektiğini düşünmektir.
Kısacası; hayatında yeni bir dönem açmak demektir.

   İtikaf sadece Ümmet-i Muhammed’in hususiyetlerinden değildir. Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerim’de: “İbrahim ve İsmail’e: Tavaf edenler, itikafa girenler rükû ve secde edenler için evimi (Kabe’yi) temizleyin, diye emretmiştir.”[ Bakara, 125] buyurur. Bu âyet-i kerime ile, Hz. Zekeriya ve Meryem kıssaları hakkındaki âyet-i kerimelerden[Al-i İmran, 35 ve devamı] itikaf ibadetinin önceki peygamberlerin dinlerinde de olduğunu öğreniyoruz.

 

      İTİKÂF: Sözlükte "hapsetmek, alıkoymak; bir yere yerleşmek, oraya bağlanıp kalmak" anlamlarındaki –akf- kökünden türemiştir.  Bu mânaları yanında, kişinin ken¬disini sıradan davranışlardan uzak tutmasını ifade eder .
      İtikâf, bir camide ibadet niyetiyle kalmak demektir. Erkekler Camilerde itikâfa girer. Kadınlar ise evlerinin bir odasını itikâfa girmek için ayırarak, bu odada itikâfa girer.  Peygamberimiz, Ramazanın son on gününde Mescidde itikâfa girer ve bu son on gününü daha çok ibadetle geçirirdi.

 

 

 

 

       İtikâf’ın meşruiyeti:

 

 

 

 

  • ‘’…Mescitlerde itikafta olduğunuz zamanlarda onlara (kadınlarınıza) yaklaşmayın. Bunlar, ALLAH'ın sınırlarıdır, (sakın) onlara yanaşmayın. İşte ALLAH, insanlara ayetlerini böylece açıklar; umulur ki sakınırlar. ‘’(Bakara/187)
  • ‘’O mihrapta namaz kılarken, melekler ona seslendi: "ALLAH, sana Yahya'yı müjdeler. O, ALLAH'tan olan bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayan, efendi, iffetli ve Salihlerden bir peygamberdir." (Ali-İmran /39)
  •  ‘’Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli'nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup ALLAH'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar.’’ (Ali-İmran/113)

 

 

Sünnet’ten/Hadis’ten/Deliller Pek Çoktur Bunlardan Bazıları :

 

  • Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) vefat edinceye kadar Ramazan'ın son on gününde itikafa girer ve derdi ki: "Kadir gecesini Ramazan'ın son on gününde arayın". Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'dan sonra, zevceleri de itikafa girdiler."(1)
  • Ebu Saîd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Biz Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'le birlikte Ramazan'ın orta on gününde i'tikafa girdik, yirminci günün sabahı olunca eşyalarımızı (evlerimize) taşıdık. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (bir hutbe irad etti ve) sonra şunu söyledi: "İtikafa girmiş olanlar, itikaf mahallerine dönsünler. Zira bu gece bana Kadir gecesinin hangi gece olduğu gösterilmişti, sonra unutturuldu. Siz, son onda ve tek gecelerde arayın. Ayrıca bu gece kendimi su ve çamur içinde secde eder gördüm." Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) itikaf mahalline dönünce, o günün sonuna doğru hava bozdu. Mescid o sıralarda (üzeri dallarla örtülmüş) çardak şeklindeydi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in burnu ve burun yumuşağı üzerinde su ve çamur bulaşığını gördüm. Bu gece 21. gece idi."(2)
  • Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) her Ramazanda on gün i'tikafa girerdi. Vefat ettiği yılda ise yirmi gün i'tikafa girdi."(3).
  • Enes ve Ubey İbnu Ka'b (radıyallahu anh) anlatıyorlar. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) Ramazan'ın son on gününde itikafa girerlerdi. Fakat bir sene (seferde olduğu için) itikafa girmedi, müteakip yıl yirmi gün itikaf yaptı."(4).

 

   Amellerin En Faziletlisi

   Sahabe-i kiramın alimlerinden Abdullah İbn Abbası’ın talebesi ve İmam Azam’

   İtikafa erkekler, içerisinde cemaatle beş vakit namaz kılınan camide girerler. Kadınlar ise evlerinin bir köşesinde, namaz kıldıkları odalarında girerler demişlerdir.

   Tabiînin büyük âlimlerinden İbn Şihâb ez-Zührî’nin (Ö.124/742) ifade ettiğine göre itikâf amellerin en şereflisidir. Çünkü itikâfa giren kimse geçici bir zaman için de olsa dünya meşgalelerinden uzaklaşır, kendini tamamen Allah’a verir, Oruçlu olur. Mescidde namazı beklemekte olduğu için daima namaz kılıyormuş gibi sevap alır. Vaktini ibadet ve taatla, Allah’için harcamak asıl gayedir.

 

Tüm bu Nakillerden öğrendiğimiz: Peygamberimizin Medine’ye hicretten sonra vefat edinceye kadar her yıl Ramazanın son on gününde itikâfa çekildiğidir.

   Bu delillerden hareketle bir Müslüman’ın Ramazan ayının son gününde itikâfa girmesi, Sünnet-i Müekkede olarak kabul edilmiştir. İmkân bulabilenler Peygamberimizin bu güzel sünnetini yaşatırlarsa büyük bir ecre nail olurlar.

   İtikaf üçe ayrılır:

1- Vacip olan itikâf: Adak olan itikâf vaciptir. Bu, en az bir gün olur ve gündüz oruçla geçirilir. Hz. Ömer, Resulullah (s.a.s)'den, "Cahiliyye devrinde Mescid-i Haram'da bir gece itikâfta bulunmayı adamıştım; ne yapayım" diye sormuş Resulullah (s.a.s); "Adağını yerine getir" buyurmuştur (Buhârı, i'tikâf, 16; Ahmed b. Hanbel, ll, 10).

2- Sünnet olan itikâf: Ramazan'ın son on gününde itikâfa girmek sünnettir. Hz. Âîşe'nin rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (s.a.s) orucun farz kılınmasından ömrünün sonuna kadar Ramazan aylarının son on gününde itikâfa girmiştir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 67, 129). Bir yerleşim merkezinde bulunan müslümanlardan birisi bu sünneti yerine getirirse, diğerleri üzerinden bu görev düşer. Bu duruma göre, her yerleşim birimi için itikâf sünnet-i kifâye hükmündedir. Bir kişinin bunu yapması o beldedeki diğer müslümanları sorumluluktan kurtardığı gibi Cenâb-ı Hakk'ın, itikâf yapanın ecrini diğer belde müslümanlarına da vereceği umulur.

3- Müstehab (mendub) olan itikâf: Vacip ve sünnet olan itikâfların dışında itikâfa girmek müstehabdır. Bunun belirli bir vakti yoktur. Hatta mescide giren kimse çıkıncaya kadar itikâfa niyet ederse orada kaldığı sürece itikâfta sayılır. Bu itikâfda oruç şart değildir. Bazı müctehidlerin, itikâf süresinin bir saat bile olabileceği görüsünde bulunduklarını yukarıda zikretmiştik.

 

 

   İtikâf ile ilgili genel prensipler şunlardır.

 

  • İtikâf yapan, Müslüman, akıllı ve temiz bulunmalıdır. Onun için Müslüman olmayanın, delinin, cünübün, hayız ile nifas’tan temiz bulunmayanın itikâfı olmaz.
    Gayr-i Müslim ibadete, mecnun da niyete ehil değildir. Temiz olmayanların da mescitlere girmesi yasaktır.
  • İtikâfa niyet edilmiş olmalıdır. Buna göre niyetsiz olarak yapılan bir İtikâf geçerli değildir. Çünkü bunun bir ibadet olabilmesi niyete bağlıdır.

İtikâf, mescit de veya o hükümdeki bir yerde yapılmalıdır. Şöyle ki: İçinde cemaatle namaz kılınan herhangi bir mescit de İtikâf yapılabilir. Büyük camilerde yapılması daha faziletlidir. Kadınlar da kendi evlerinde mescit edinilen veya mescit olarak ayıracakları bir odada itikâf da bulunurlar. Buraları onların hakkında birer mescit sayılır. Kadınların dışarıdaki mescitlerde itikâf etmeleri caiz ise de, kerahetten kurtulamaz. Kadınların kendi evlerinde namaz kılmaları, mescitlerde namaz kılmalarında daha faziletli olduğu gibi evlerinde itikâfları da her türlü fitne ve fesad düşüncesinden beri olacağı cihetle mescitlerde itikâf da bulunmalarından daha faziletlidir.

  • Vacip olan bir itikâf da, itikâf yapan oruçlu bulunmalıdır. Bu halde orucun yanılarak bozulması itikâfa zarar vermez. Diğer itikâflar için oruç şart değildir. Çünkü onlar için bir müddet yoktur. Öyle ki camiden bir iki saat içinde çıkıncaya kadar itikâfa niyet edilmesi de sahihtir.
  • İtikâf için buluğ, erkeklik, hürriyet şart değildir. Buna göre akıllı olan çocuğun, kadının, kölenin itikâfları sahihtir.
  • İtikâfın bazı adapları vardır. İtikâf ile ilgili adaplar şunlardır.

 İtikâf, Ramazan ayının son on gününde ve mescitlerin en faziletlisinde yapılmalıdır.

  • İtikâfa giren kimse, bu süre içinde kendisini dünya işlerinden ayırarak Allâh'a yönelir; ibadetle meşgul olur, tefekkür eder, zikir yapar.
  • İtikâf esnasında hayırdan başka bir şey söylenmemelidir. Günah gerektirmeyen şeyleri konuşmakta bir sakınca yoktur. Bir ibadet inancı ile susmak ise mekruhtur. Günah sayılan şeylerden dili tutmak ise, ibadetlerin büyüklerinden biridir.
  • İtikâf esnasından Kur'ân-ı Kerîm okumaya, hadîs-i şerîf, Peygamberlerin yüksek siyerlerine, dinî meseleleri öğretmeye devam etmelidir.
  • İtikâf yapan kimse, temiz elbiselerini giymeli, güzel kokular sürünmelidir. Başını da yağlayabilir.
  • Nefsine itikâfı vacip kılacak kimse, buna yalnız kalben niyetle yetinmemeli, dili ile de söylemelidir.

 

 

              İtikâfı bozan ve bozmayan şeyler şunlardır.

 

·         İtikâf eden kimse için, zevcesi ile cinsel ilişki kurmak veya buna sebep olacak öpme ve okşama gibi herhangi bir hareket, gerek gündüz ve gerek geceleyin olsun, haramdır. Cinsel ilişki ister kasden, ister unutarak olsun, itikâfı bozar. İnzal olması şart değildir.

·         Nafile olan itikâflarda, (Ramazan ayında yapılan itikâf böyledir) bir özür bulunsun veya bulunmasın, dışarı çıkmakla veya hastayı ziyaret etmekle itikâf bozulmaz.

·         İtikâf halinde olan bir kimsenin dinî ve tabiî ihtiyaçları için zaruri olarak mescidden dışarı çıkması, itikâfı bozmaz. İtikâfa giren kimse, camide yer içer, uyur. Bunlar için camiden dışarı çıkamaz; çıkarsa itikâf bozulur.

·         İtikâf halinde olan kimse, muhtaç olduğu şeyleri mescit de bulundurmaksızın mescit de satın alabilir. Mescide zarar vermeyecek şeyleri mescide getirebilir. Mescit içinde yer-içer. Mescit içinde hazırlanmış uygun bir yer varsa orada abdest alıp gusledebilir. Böyle bir yer yoksa, dışarıya çıkar ve en yakın yerde abdestini alır ve yıkanır, beklemeksizin hemen mescidine döner.

·         Belli bir mescitte itikâfa giren kimse, itikâfını başka bir mescitte sürdürebilir.

·         İtikâfa girmeye zamanı ve vakti olanlar hiç beklemeden bu fırsat deryasından yararlanmalıdırlar. Bununla beraber böyle bir zaman dilimini ayırmaya vakti olmayanlar ise bu deryadan istifa etme yoluna gitmelidirler. Erkekler camilere vakitlerden epey bir zaman önce gelip, itikat niyetini yapıp, orda vakit girinceye kadar beklerler, bu beklemelerini tefekkür ile, tövbeler ile, namazlar ile, zikirler ile gerçekleştirirlerse en azından itikafın sevabına nail olabilirler. Kadınlar ise eğer 10 süreyle itikâfa giremeyecekler ise evlerinin bir köşelerinde kendilerine ayırdıkları bir zaman diliminde, tövbe, zikir, namaz, Kur’an ile bir zaman geçirir iseler yine itikâfın sevabına nail olabilirler. Uzun kalmaya güç yetiremiyoruz, zamanımız yok diyerek hiç yapmama durumunda olmayalım. Hiç yapmamaktansa zamanımızın bir vaktinde İtikâfa niyet ederek bu güzel Sünneti icra edelim.

Kaynaklar:

 

1-Buhârî, Fadlu Leyletü'l-Kadr 3, İtikâf 1,14; Müslim, İtikaf 5, (1172); Muvatta, İtikaf 7, (1, 316); Tirmizî, Savm 71, (790); Nesâî, Mesâcid 18, (2, 44); Ebu Dâvud, Sıyâm 77, (2462, 2464); İbnu Mâce, Sıyâm 59; (1771).

2-Buhârî, Fadlu Leylet'l-Kadr 2, 3, İtikaf 1, 9, 13; Müslim, Sıyâm 213, (1167).

3-Buhârî, İ'tikaf 17; Ebu Dâvud, Savm 78, (2466). İbnu Mâce, Sıyâm 58, (1769).

4-Hadisi Ebu Dâvud, Übeyy hazretlerinden (Savm 77, (2463)); Tirmizî de Enes hazretlerinden (Savm 79, (803)) rivayet etmiştir. İbnu Mâce, Sıyam 58, (1770).

‘’Ahmet Ünal-Vaiz Makale alıntılar.

‘’Şamil İslam Ansiklopedisi

 


      İtikâf, Kur'an ve Sünnet ile sabittir. Allah Teala şöyle buyuruyor.


      Fıkıh terimi olarak İtikâf, bir mescitte belirli kurallara uyarak ibadet niyetiyle belli bir zaman kalmaya denir.
    


      İtikâfa giren kimseye mu'tekif denir.

27 Yorum

Diğer Haberler

Fıkıhdan İslâm Hukukuna / Prof.Dr.Talip Türcan

Asr-ı Saadet İktisadı & Peygamber Nasıl Bir Ekonomi Uyguladı? / Cengiz Kallek

Nurullah Erkoç : Unutulan Sünnet  "İtikaf"

El-Ezher'in hazırladığı alternatif İslami anayasa taslağı

Tarihte Ekonomik Dönemler,Sistemler ve İslamiyet / Prof.Dr.Osman Eskicioğlu

İslam Hukukuna göre Kadının Boşanma Hakkı (1) / Yunus Vehbi Yavuz

İslam ekonomiye ne der? / Günümüz Meselelerine Cevaplar..

İslam Hukukunun Genel Gayesi / Tahir bin Aşur

İslam Ekonomisi ve Marxçı Sosyalizm Açısından İhtiyaç / M.Bakır es-Sadr

İslam Devlet Teorisinde Yönetim İlkeleri / Yrd.Doç.Dr.Ali Duman

Hz.Ali'nin torunundan "Haklar Risalesi"

Beş İslam'ın Şartı (İbadetler) + Altı da İnancın Şartı (Amentü) - Ahlâk-sız Türk Müslümanlığı / Prof.Dr.İlhami Güler

İslami finansı anlamak / Frank Vogel

Zekatın terbiye edici etkisi ve Friedman / Aliya İzzetbegoviç

Din ve İktisat / Prof.Dr.Musa Kâzım Yılmaz

İktisadi Düşüncelerin Bozuklukları ve Sahih Çözüm / Hakkı Eren

İslam Ekonomisi ve Marksist-Kapitalist Ekonomi / Musavi Lari

Günümüz Çarpık Ekonomi Anlayışı ve İslam Ekonomisi / Prof.Dr.Osman Eskicioğlu

İslam Ekonomisinin Mülkiyet Anlayışı / Prof.Dr.Osman Eskicioğlu

İslam'da İktisat Nizamı / Takiyyuddin en-Nebhani

Osmanlı Hukuk Sistemi

İslam Ekonomisinin Genel Yapısı / Muhammed Bakır es-Sadr

İslam İktisat Doktrini Üzerine Mülahazalar / Yahya Arslan

Ebu Hanife'nin İctihatlarında Dinde Kolaylık ve Fakirin Korunması / Yrd.Doç.Dr.A.Vehbi Ecer

İslam Hukukunun Kaynağı Olarak Kur'an / Yrd.Doç.Dr.Ali Duman

İslam Hukukunun Gayesi / Dr.Ali PEKCAN

İslam'ın Getirdiği Hukuki Düzenlemeler

Seküler Dünyada Fıkh'ı Konuşmak / Dr.Ebubekir SİFİL

İslam'ın Hükümleri Zamana Göre Değişir mi?

Temel Çizgileriyle Doktriner Kapitalizm / M. Bakır Sadr

İslami Ekonominin İncelikleri / Dr.Mustafa Özel

İslam'ın Sağladığı Sosyal Güvenlik / Prof.Dr.Faruk Beşer

Ceza Hükümleri Açısından Tevrat ve Kur'an / Prof.Dr.Suat Yıldırım

İşçi ve İşverenin Hukuki ve Ahlaki Sorumlulukları / Dç.Dr.Selim Arık

İslam'da Adalet İlkesi / Prof.Dr.Muhit Mert

İslam Hukukunda İctihat Kavramı
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz