Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


İslam Siyasal Düşünce Mirası
Yedinci yüzyılın ilk yarısından üçüncü binyılın başına dek uzanan geniş bir tarih aralığında siyasal İslam düşüncesinin evrimini izleyen Siyasal İslam Düşüncesi Tarihi adlı çalışma, İslam içindeki farklı siyasaları, bu düşüncelerin temsilcisi olan başat önemdeki düşünürleri, farklı kültür küreleri içinde bu düşüncelerin nasıl yorumlandığını ve uygulama koşullarını irdeliyor.
28/07/2011 / 13:37

İslam, günümüzün siyasal ve kültürel dengelerini anlamada büyük önem taşıyan bir olgu. Siyasal düşünce tarihi çalışmaları ise iktidar kullanımı, onu kimin kullanması ne kadar gücü olmasını gerektiğini araştırırken insanlar arasındaki ilişkilerde özellikle de yönetenlerle yönetilenler arasındaki ilişkilerde adalet ve toplumda varlığın adil dağıtımı konularıyla ilgilenir. İslam siyasal düşünce tarihi de insanlığın entelektüel tarihinin önemli bir parçasını oluşturması bakımından siyasal düşünce tarihinin olmazsa olmaz araştırma alanları arasında gelmektedir.

Batı Siyasal Düşünce Tarihinin Kibri

Batılı siyasal düşünce ayrıntılı olarak incelenmiştir. Daha araştırılacak çok şey olmasına karşın İslami siyasi düşüncenin bazı yönleri de incelenmiştir. Batı siyasal düşüncesinin Antik Yunan'dan bu yan evrimci biçimde nasıl geliştiğini araştıran pek çok çalışma ve bu gelişim çizgisini programlı biçimde akademik ortamda aktaran bir disiplin söz konusudur. Oysa aynı durum İslam siyasi düşüncesi için yok gibidir. Var olan çalışmalar ise analitik olmadığı gibi tarihsel ilişkileri karşılaştırmalı biçimde incelemez. Düşünürleri tarihsel bağlamları içinde değerlendirmeyen çalışmalar ise o düşünürlerin hakkıyla kavranmasını engeller. Bu siyasal düşüncenin Batı'dakinden farklı, kendi mantığı olan, bütüncül ve süregelen bir geleneği vardır. Siyasal olanla toplumsal olan arasında kesin ayrımların bulunmadığı bu düşünce biçimini Antony Black "Religionspolitik" olarak anmaktadır. Tabi burada Ali Şeriati'nin religion çözümlemesi anımsandığında religion kavramının ed-Din olarak İslam'ı ne kadar ifade edebileceği de tartışmalı hale gelir. Elbette bu yazarın kendi kültürel geleneği içinden yapmaya çalıştığı kapsamlı okuma niyetinin sahihliğine zarar getirmez.

Uygulama ile kuram arasında farklılıklar taşıyan İslam siyasal kültür geleneğinin kendi içinde bir çok alt öyküsü bulunmaktadır. Ancak İslam'ın siyasal özünün nerede kök saldığı ve tarih boyunca nasıl geliştiği sıklıkla gözden uzak tutulan özellikle de Batılı siyasal kuramcılar ve düşünce tarihçileri tarafından ihmal edilen bir araştırma alanıdır. İbn Sina yahut Maverdi eserlerini Avrupa kültürel ortamı içinde yazmış olsalardı bugün bilinen siyasal düşünürler arasında olmamaları mümkün değildi. Batılı kuramcıların İslam siyasal düşünce tarihini ihmal edişleri onların entelektüel kibirlerinden kaynaklanır. Çünkü onların nazarında Batılı siyasal düşünce tarihi siyasal düşünce tarihinin kendisidir. Hal böyle olunca onların bakışında değerli olan siyasal düşünce bugün egemenliğini kurmuş olan liberal demokratik değerlere ulaşılmasını mümkün kılan simler ve düşüncelerdir. Bu tarz bir yaklaşım entelektüel tarihin büyük bir bölümünü görmezden gelişi nedeniyle Edward Said'in Batılı İslam tarihçiliğine yönelttiği eleştirinin haklılığını da ortaya koyar.

Kısmi tarihsellikler üzerine kurulan bu kısırlığı sorgulayan isimlerden biri Antony Black. Düşünürlere teleolojik biçimde yaklaşmanın elenmiş bir siyasal tarih sunacağını düşünür Black. Üstelik bu kısıtlılık kendini başka kültürlere kapatmayı da beraberinde getirdiği için tek bir kültürdeki düşünce tarihinin de anlaşılmasına engel oluşturur. Botanikçiler üzerinden şöyle bir kıyaslama yapar: "Hiçbir botanikçi bir bitki haritası çıkartırken araştırmalarını sadece belli bir iklimde yetişen veya orada yetişmesi mümkün olan bitkilerle sınırlı tutmayı düşünmez. Kısmi tarihler de türümüzün kısmi olarak anlaşılmasına yol açar."

Yedinci yüzyılın ilk yarısından üçüncü binyılın başına dek uzanan geniş bir tarih aralığında siyasal İslam düşüncesinin evrimini izleyen Siyasal İslam Düşüncesi Tarihi adlı çalışma, İslam içindeki farklı siyasaları, bu düşüncelerin temsilcisi olan başat önemdeki düşünürleri, farklı kültür küreleri içinde bu düşüncelerin nasıl yorumlandığını ve uygulama koşullarını irdeliyor. Yazar siyasal düşünceyi bütün olarak kavramaktan yana olduğu için yalnızca felsefi ve hukuki tezlerde dile getirilenleri değil aynı zamanda halkın ve seçkinlerin siyasal inançları yani siyasal kültürdür. Düşünürlerin, fikirlerin ve siyasal kültürün ortamını, anlamını ve önemini araştırıyor. Dolayısıyla dini, hukuku, ahlakı, felsefeyi ve devlet yönetimini kapsamaktadır. Çünkü "herhangi bir geleneğin anlamı ancak o gelenek bir bütün olarak görülebilirse veya en azından kendisini oluşturan bütün parçalar bir araya getirilirse kavranabilir..İslam kültürü içindeki herhangi bir konuyu veya düşünürü anlamak için de bunların gerisindekiler anlaşılmalı, hangi bütünün parçaları oldukları kavranmalıdır."

İslam Siyasal Düşüncesinin Kategorileri

İlk dönemin temel siyasi yönelimlerin kaynağından başlayıp post modern zamanlara dek İslam'ın siyasal eğilimlerinin ayrıntılı bir dökümünü içeren bu çalışmayla, siyasal tarih çalışmalarının öncü ismi Antony Black, bu olgunun devlet yönetiminden hukuka ve etiğe dek farklı alanları kapsayan etkilerini çözümlüyor.Black kendi başına ilginç bir öykü olan İslami siyasal düşünce tarihinin uzmanların geneli tarafından göz ardı edildiği tespitini yapıyor. İslam'ın Batı değerlerinin karşıtı olarak algılandığı günümüz koşullarında çokça tartışılmasına rağmen İslami siyasal düşüncenin tarihine çok az bakıldığını işaret ederek bu günü anlamak için geçmişe bakılması gerektiğinin altını çiziyor. Çünkü çağdaş dünyadaki Müslüman siyasal ve toplumsal akımlar şu ya da bu biçimde bazı tarihsel öncüller ve modeller üzerine kuruludur. Hem bu süreklilik hem de İslami siyasi düşünceyi Batılı siyasal düşünce ile yan yana koyarak İnceleme düşüncesi yazarın kitabı yazma sebeplerini oluşturmakta.Böyle olunca da tarihsel incelemenin nesnesinin kendisinden önceki ve uzun vadeli kültürel işlevini ve etkisini anlamayı önceleyen Black düşünürleri kendisinden sonrakilerle de ilişkilendirmekte: Örneğin İbn Haldun'un yaptığını anlamak için- kendisinin de kesinlikle yaptığı gibi-Aritoteles'i de dikkate almakta, onun tarihsel önemini kavramak için de Durkheim'i göz önünde bulundurmanın yani karşılaştırmalı tarihin kişiye yeni düşünceler ürettirdiğinin farkındadır. O yüzden bütün modern toplumbilimcilerin İbn Haldun'u okumaları gerektiği kanaatindedir Black.İslam siyasal düşünce tarihindeki kuramların kaynakları yazarın tasnifine göre şunlardır: "din Hukukçuları(Fıkıh bilginleri/fukaha), 'ulema'(Din bilginleri) ve Falasifa(Felsefeciler) ile Fars geleneğindeki "Hükümdarlara Öğütler"(Nasihatülmülûk) tarzı kitaplar"

"Bir başka kültür hakkında bilgi sahibi olmak ve onunla kıyaslama yapmak, kendi düşüncelerimizi yepyeni ve daha doğru bir ışık altında görmemizi ve bu düşüncelerin belli tarihsel konjonktürlere ne kadar bağlı olduğunu, dolayısıyla ne kadar parçalı ve keyfi olduklarını fark etmemizi sağlar" diyen Black kitabını beş ana kısma bölmüş: İslam'ın başlangıcından yaklaşık 1000 yılına kadar süren ana dönem; Selçuklulardan Moğol istilasına kadar süren en verimli dönem; yaklaşık 1220'den başlayarak 1500'e değin süren toplumsal çevreden soyutlanmış olarak ele alınan dev figürlerin dönemi ve klasik İslam düşüncesinin çöküşü; erken dönem imparatorlukları ve yaklaşık 1830'dan günümüze kadar süren Batı etkisi dönemi.

Siyasal Düşüncenin Sönümlenmesi ve Kınalızade

Klasik dönem siyasal düşüncesi hakkında şu yargıda bulunuyor Black: "Genelde on beşinci yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıla kadar siyasal İslam düşüncesi,kendisinden daha önce gelmiş ve kendisinden daha sonra gelecek olan düşüncelere göre daha zayıftır.Tıpkı felsefe ve doğa bilimlerinde çok az gelişme olduğu gibi,İbn Teymiye ve İbn Haldun'dan sonra da çok az fikir ortaya atıldı.Zihinsel kireçlenme,Şii fıkhı hariç siyasal düşüncenin bütün türlerine yayıldı..Sanki Moğolların tahribatı zihinleri besinsiz bırakmıştı. Artık zihne mistik ilgiler hükmediyordu; Sufilik Osmanlı toplumunda,Safevi Devleti'nin ilk dönemlerinde ve her şeyden öte Hindistan'da çok önemli bir rol oynadı.O dönemde hatta o dönemden günümüze kadar İslam dünyasında bilimde,hatta teknoloji alanında tek yeni fikir veya buluş ortaya atılmadı."

Osmanlı döneminde sadrazama oldukça geniş yetkiler vererek karmaşık bürokratik yapılar oluşturulduğunu ifade eden Black bu dönemde siyasal düşünce alanında çok fazla üretim yapılmadığı kanısındadır. Osmanlı tecrübesini Abbasilerdeki ve Selçuklulardaki düşünce zenginliği ile Safevilerdeki ve Babürlerdeki yeni kuramsal gelişmelerle en çok da o sıralarda gelişmekte olan Avrupa merkezli siyaset düşüncesi ile karşılaştırmanın gerekliliğini işaret eder. Fukahanın siyaset ve yönetim üzerine çalışmalarının olmayışını –bugüne kadar araştırmacılar tarafından bulunamamış yahut görülememiş olma ihtimalini de saklı tutarak- çok şaşırtıcı bulur Black. Sadece var olanı aktarmakla yetinen bu kuramsızlığın nedeni ona göre devletin başarıları ve rejimin pragmatik doğasıdır.Din ilimleri dışında entelektüel üretim sadece tarihçilikle sınırlıdır bu yıllarda.Bu ise entelektüel yaşamın gerilemesine neden olmuştur. Bu dönemde oluşturulan eserlerden Kınalızade Ali Çelebi(1510-72) tarafından kaleme alınan 1565'te tamamlanan Ahlak-ı Alai'yi özgün bir eser olarak değerlendirmez: "Kınalızade'nin yapıtı Devvani'nin daha önce Akkoyunluların Osmanlılar tarafından mağlup edilmesinden hemen sonra yazdığını gördüğümüz Ahlak-ı Celali'sinin biraz daha genişletilmiş bir versiyonuydu. Devvani'nin kitabı ise Tusi'nin Ahlak-ı Nasıri adlı kitabının neredeyse aynısıydı.

Kınalızade, Devvani'nin söylediği her noktayı tekrar etmesine karşın,onun fikirlerini Osmanlıdaki koşullara uyarladı.Felsefe ile sufi yaklaşımını özdeşleştirmiş gibi görünüyordu.Sultan Süleyman'ı Medine-i fazile'yi(Erdemli Şehir) kuran filozof hükümdar olarak övdü.Adil padişah hem Şeriatı uygular, hem de ulemanın yardımıyla "Şeri ilkelerden kendi kanunlarını üretir"; böylece Kanuni 'rasyonel yasa ile vahyedilmiş yasayı' yani Cengiz Han'ın yasası ile Şeriatı birleştirmiştir.Bu açıkça sultani kanuna yapılan bir atıftı ve Osmanlıların başarılarının adil tarifiydi" Osmanlıların siyasal alandaki özgün uygulamalarının düşüncelere yansımamış olmasının onların İmparatorluğunun sonraki yıllarda içine düştüğü krizle başa çıkma biçimlerinde de etkili olmuştur.Kavramsal olarak yeniliklere açık olmayan ve önem kazanan tek siyasi yazı türü Nasihatülmüluk'tu. Osmanlı nasihat kültürü padişaha geleneksel iltifatlarla seslenmeyi ama aynı zamanda devletin karşılaştığı sorunlara dikkat çekmeyi önemseyen bir yapıdadır. Kınalızade ise devletin modernleştirilmeye çalışıldığı yıllarda da okunmaya devam etmiştir. Ahmet Cevdet Paşa laik mahkemelerin kurulması gerektiğini Devvani ve Kınalızade'den aldığı düşüncelerle savunmuştur. Bu yıllarda Kınalızade'nin asıl takipçisi ise Viyana'da elçilik yaparken liberalizm ve ile devletçiliğin birleştirilmesi düşüncesi üzerine kafa yoran Sadık Rıfat Paşa olmuştur. Tanzimat reformları kuramını geliştiren Sadık Rıfat Paşa devlet sözcüğünün yanında vatan sözcüğünü de kullanmıştır.

Ayrıntılar ve Miras

Yazar düşünürlerin fikirlerini aktarırken mümkün olduğunca yazarların dile getirme biçimlerine ve onların kültürel kategorilerini kullanmayı öncelemiş. Avrupa tarihçiliğinin başat kavramlarından olan Ortaçağ, Rönesans, Reform, feodalizm ve sınıf gibi birçok kavramsal kategorinin İslam dünyasına doğrudan uygulanamayacağını düşündüğünden mümkün mertebe bunları kullanmaktan kaçınmış. Bir sözcüğün veya kavramın ilk geçtiği yerde orijinal anlamını açıklamış daha sonra geçtiği yerde ise ya orijinal sözcüğü ya da ona en yakın eş değerini kullanmış. Örneğin şeriatı ilk geçtiği yerde açıklamış sonraki kullanımlarında büyük harfle Kanun, Hukuk ve Dini Yasa gibi anlamları tercih etmiş.İslam ve Avrupa dünyaları arasındaki bazı temel benzerlikleri ve farklılıkları da göstermeye çalışan yazarın kitabı sadece İslami siyasal düşüncenin tarihi olduğundan bunu sadece İslami kavramları açıklamak için yapıyor.Benzerliklerin ve farklılıkların sistematik olarak incelenmesi gerektiğinin farkında olarak İslami düşünürlerin 1050'den itibaren Avrupa düşüncesi üzerinde etkili olmaya başladıklarının altını çiziyor. Yine aynı şekilde 1800'lerden itibaren Avrupa siyasi düşüncesinin İslami düşünce üzerinde etkili olmaya başladığı tespitini yapıyor. İlk etkilenme konusunda ayrıntılı veriler sunmayan yazar ikinci etkilenme konusunda ilkine göre oldukça ayrıntılı veriler sunmakta. Bu ikinci etkilenme sürecinde Müslüman entelektüeller bazı Batılı fikirlerin gerçek İslam'ın ifadesi olduğunu savunarak bu düşünceleri İslamiyet'le kaynaştırmak yolunu tuttu.Bir kısım Müslüman entelektüel ise kaynaklara giderek İslamiyet'i ve ondan kaynaklı siyasal düşünceyi tekrar canlandırmaya çalıştı. Hem modernist hem de öze dönüşçü hareketler Müslümanların Batı ile ilişkileri neticesinde ortaya çıkmıştır.

Kimi zamanda ilginç analojiler için değinip geçtiği noktalar var. Muvahhitlerin sultanı Ebu Yakup Yusuf'un saray hekimi olan felsefi roman olarak ta bilinen Hay Bin Yakzan yazarı İbn Tüfeyl'in dile getirdiği "tek başına büyüyen kimsesiz bir çocuğun insanın en yüksek gelişme düzeyine çıkmayı başarması" ile Rousseau'nun fikirleri arasındaki kurduğu irtibat bunlardan biri "İnsan Rousseau'nun fikirlerini nereden aldığını merak ediyor" diyor.

Konuyla ilgili dillere ilişkin bilgileri çok az ve Arapça ile sınırlı olduğundan yazar özgün metinlerin çevirilerinden hareketle araştırmasını yapmış.

Önümüze eşsiz bir gelenek seren Siyasal İslam düşüncesi tarihi din ve siyaset ilişkilerini düşünmek bakımından oldukça verimli. Bu düşünce geleneğine ışık tutmaya çalışan Siyasal İslam Düşüncesi Tarihi genel bir giriş olması bakımından önemli bir eser.

Antony Black, Siyasal İslam Düşüncesi Tarihi, Dost Kitabevi Yayınları, s.371, 2010

 

Asım Öz / Dünya Bülteni

38 Yorum

Diğer Haberler

Mevdudi için orası tatil beldesi değildi!

Ekin Yayınlarından Yeni Kitap : "Kur'an Kıssalarının Tarihselliği"

Tefsir gibi bir mukaddime : Tefsire Giriş - Râgıb el-Isfahani

Kur'an Sûrelerinin Kimliği & Sûreler nerede ne zaman indi?

İlginç Senetler Bulduk & 800 yıl sonra Peygamber'le tokalaşmış!

İslam Siyasal Düşünce Mirası

Bid'at Konusuna Doğru Bir Yaklaşım - Abdulkayyum Es Suheybani

Ruhun Sevinci - Seyyid Kutub

İmam-ı Şafii'nin Dev Külliyatı "El-Umm" Türkçe'de

Te’vil’in Tahrife Dönüşmesi: Mehmed Emin Akın

30.Yılında İstanbul Kitap Fuarı

Batıcı Bilim Yanlışta! & Oryantalist Bakışı Bırakacaklar mı?

Ebû Yûsuf'un Hadis Anlayışı -Kitap Tanıtımı-

Beydavi Tefsiri Türkçe'de

Ahmed Kalkan'ın "Kur'an Kavramları Ansiklopedisi" çıktı

Kitap Tanıtımı : Alevi-Bektaşi Geleneğinde Kur'an Anlayışı

Ekin Yayınlarından "Menar Tefsiri"

İlahiyat Alanına Dair Okuma Listesi

"Kur'an"i Kavramlar" ın 2.baskısı çıktı

Tefsir Üzerine - İbn Teymiyye

Bilgi Bankası

İzmirli İsmail Hakkı ve İlm-i Hilaf Kitabı üzerine

Mehmet Paçacı şimdi nerede?!

Kur'an'a Giriş / Muhammed Abid CABİRİ

Teolojik bir inşa olarak "Laiklik"

İslami İlimler Metodolojisi / Kanunu’l Fikri’l İslamî - Abdulmun’im el-Kı’ıyy

Bir tefsir klasiği Türkçe'de! - BEYDAVİ TEFSİRİ

T.J.Winter soruyor! "Kıbleni mi şaşırdın ey müslüman"

Milliyetçilikler ve Faşizmler -Kitap tanıtımı-

Kur'an Kıssalarında Sinematik Özellikler

İslam Psikolojisi Yazıları

Kuyuda Yazılan Kitap - El-Mebsut / İmam Serahsi

"Ahir Zaman İlmihali"ni farklı kılan nedir? / Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Ali Bulaç'ın Son Kitabı "Göçün ve Kentin İktidarı"

"Müslümanın Akaidi" kitabı üzerine Ahmed Kalkan'la söyleşi

Kutsal Kitaba İlahi Çağrı / Rahmetullah el-Hindi

Kendi Kendine Akademi (Tavsiye Kitap Listesi)

İran'da Devrim ve Karşı Devrim / Asaf Hüseyin

Tefsirde yanılgı sebepleri ve bunlardan korunma yolları / Muhammed Vehbi Dereli

Kuran ve Sünnet Üzerine Makaleler - Hikmet Zeyveli
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz