Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


11 Eylül ve ABD'nin kanlı tiyatrosu / Ureyb Elrentavi
Washington, 11 Eylül’ün sonucunda üç farklı savaşa girdi: Taliban’ı hizaya getirmek ve Kaide’nin kökünü kurutmak için Afganistan savaşı; Kaide ile bağlantısı ve kitle imha silahlarına sahip olduğu gerekçesiyle Irak savaşı; ve ‘terörle savaş’ söylemi altında çeşitli alanlarda gerçekleştirdiği açık savaş.
13/09/2011 / 11:00

Manhattan savaşının’ onuncu yıldönümünde yazılan makalelerin çoğu, on yıllık ‘terörle savaş’ bilançosunu, “Kaide, Usame bin Ladin’in ölümü sonrası nerede son buldu? Farklı platformlarda ABD’de değişen nedir? Ve uluslararası oyunun kurallarında yaşanan değişimler nelerdir?” sorularıyla okudu.

Çok az sayıda yazı, olaya Arap baharı güneşinin sönmesine rağmen ‘bölgede demokrasinin geleceği’ açısından yaklaştı.

Washington, 11 Eylül’ün sonucunda üç farklı savaşa girdi: Taliban’ı hizaya getirmek ve Kaide’nin kökünü kurutmak için Afganistan savaşı; Kaide ile bağlantısı ve kitle imha silahlarına sahip olduğu gerekçesiyle Irak savaşı; ve ‘terörle savaş’ söylemi altında çeşitli alanlarda gerçekleştirdiği açık savaş.

Aradan 10 yıl geçti ve bu savaşların hiçbiri henüz bir sonuca varamadı; sahalar çeşitlendi, söylemler ve hedefler farklılaştı, koalisyonlar birbirini izledi, milyonlarca ölü, yaralı, esir, evsiz, göçmenin yanı sıra trilyonlarca dolar harcandı. Bu kanlı tiyatronun son sahnesi üzerindeki perdeyse henüz kalkmadı.

Washington’ın savaştan sonra “Neden bizden nefret ediyorlar?” sorusuna cevaben çıkardığı derslerin arasında, Ortadoğu’da demokrasi yokluğuyla terörün büyümesi arasındaki bağlantı da yer alıyor. Bu bağlamda Mısır, Suudi Arabistan ve birçok bölge ülkesi, araştırmacıların ilgisini çekti.

Arkasındaki geniş uluslararası koalisyon, Irak’tan başlayarak bölgede ‘demokrasinin yayılması’ sloganını yükseltti. Eski ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, meseleyi ‘Yeni Ortadoğu’ya doğru’ şeklindeki meşhur söylemiyle özetledi.

Arap halklarının uyanışı


Bu söylemi hayata geçiren Amerikan politikaları, tam bir hayal kırıklığıydı. Demokrasinin yayılmasında rol oynaması gereken Irak, bölünmelerin, iç savaşların ve yaratıcı kaosun örneği oldu.

Reform ve demokrasi yolundaki güçler için ilham kaynağı, bölge halkları için cazip bir model sağlamak yerine can çekişir hale geldi. Afganistan’daki demokrasiyi de şartların kırılganlığı, rejimin yolsuzluğu ve Taliban’ın olaylarda esaslı rol oynamak için dönüşü ifşa etti.

Terörle savaşın bilançosuysa, Washington’ın çözümün parçası olmak yerine sorunun parçası olduklarını düşündüğü kimselere uzanan bir dizi politika, koalisyon ve uygulama oldu. ABD’nin 11 Eylül’ün ağırlığını yüklediği rejimler, Kaide’ye ve İslamcı teröre karşı güvenliğin anahtarı ve istikrarın garantisi oldu.

Demokrasi ve insan hakları, ABD’nin terörle savaşının kurbanlar listesinin başında yer aldı. Belki de kaderin cilvesi, 11 Eylül’ün ilk on yılının Arap bölgesinin modern tarihindeki en önemli halk devrimlerine sahne olmadan sona ermemesiydi. Bu devrimler, Washington’ın bilgisi ve katılımı olmaksızın, domino etkisini somutlaştırarak patlak verdi ve sınırları aştı.

‘Arap baharı’nın Amerikan bayraklarını yakmadığı doğru. Devrimlerin bir kısmının patlak vermesinden haftalar sonra ABD’den destek aldığı da doğru. Fakat Arap devrimleri aslında bölgedeki Amerikan stratejilerine aşağılayıcı bir katılımı reddederek, bağımlılık ve mandacılığa karşı çıkarak, Arap-Amerikan ilişkilerini yeniden değerlendirmeyi hedefledi.

Arap halkları, gitmesini istedikleri yöneticilerine bölgedeki Amerikan çıkarlarını koruyan kimseler olarak baktı. Bu yöneticiler, mevkilerini korumak için Amerika’ya desteklerini sunmakta tereddüt etmemekte.

Irak’ın başına gelenler

11 Eylül saldırılarının 10. yıldönümünde bölgesel sahne, tuhaf bir ironi içeriyor. Demokrasinin yayılması söylemiyle Amerikan işgali altına giren Irak ve Afganistan demokrasiye geçmiş ülkeler listesinin sonunda görülürken, halklarına ve zinde güçlerine dayanarak kendi yolunu kendisi açan ülkeler, geçiş sürecinin birçok engeliyle birlikte bu yolda ilerliyorlar.

11 Eylül’ün 10. yıldönümü, bizleri ‘Saddam sonrası Irak’la ilgili Amerikan makalelerine götürüyor. Irak savaşı öncesinde, sırasında ve takip eden ilk yıllarındaki makaleler, ‘millet inşa etme’ teorisi üzerineydi.

O gün, ‘yarının Irak’ını tanımlarken akla gelen örnekler Almanya, Japonya, Güney Kore ve Asya kaplanlarıydı. Fakat Irak’taki Bremer-Cheney deneyimi, toprak üzerinde yaşananların siyasi dosyalarda ve uydu kanallarında yazılıp çizilenlerin tersi olduğunu gösterdi. Irak’ın bölünmesinin, ilk ve son hedef olduğu görüldü. Demokrasi ve insan haklarının bu politikalarda yeri olmadığını söylemeye gerek yok.

Bugün bazılarının Arap baharının bazı sahalarında, özellikle de Suriye ve Libya’da yeniden üretmeye çalıştığı Irak dersinden istifade etme ihtiyacındayız. Bu iki ülkedeki bazı uygulamalarda, Iraklaşmanın sıkıntıları sinyal veriyor.

* Düstur gazetesi, Ürdün, Tercüme: Radikal

26 Yorum

Diğer Haberler

Batılı Tarih Yorumları Derhal Terkedilmeli / Muhammed Kutub

Kudüs Nasıl Kutsallaştırıldı? Hamdi TAYFUR/İSLAMİYORUM Sonbahar-2012

Ümit Aktaş:'İslamcılıkta Yeni Paradigmaya doğru'

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Serdar Demirel / Seküler Olguları İslamileştirmekteler

Yusuf Kaplan / Modern İnsan Kendini ve Aklını Putlaştırdı

Bağımsızlık Bildirgesi, Anayasa ve Kur'an

Ey Haman! Bana yüksek bir kule yap!

Demokrasiyi Anlamak / Zafar Bangash

Tevhidden bağımsız adalet söylemi

Bir müslüman "İlahi dinler" diyebilir mi?

Seyyid Kutub ve Türkiye İslam'ı / Ali Bulaç

Arapça dersinde de mi Atatürk?!

Sudan'daki Çatışmanın Perde Arkasında Ne Var?

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak / Atasoy Müftüoğlu

Seküler Devletin Şehitleri ve Laiklik / Akif Emre

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Bilim Eleştirisi Şart!

Dinlerini Parça Parça Edenler... / Hamza Türkmen

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar

"Tek Bir Ümmet" Neden Sadece Duygusal Bir Slogan Olarak Kalıyor? / Ashgar Ali Engineer

İslam Devleti olur mu, olmaz mı? / Abdulhamid Ahdar

Âşûrâ İnqılabı'nı anlamak değil anmak hedef alınınca / Selahaddin Eş Çakırgil

İngilizler, "AB-ABD-Yahudi gücü"nün çöküşü ve Türkiye'nin kuşatılması/ Yusuf Kaplan

Adil el Beyati : İslamcılara fırsat verin!

2.Abdulhamid Modernleşmesi Dönemindeyiz!

İslamcılık Meselesini Iskalamamak için!...

Menar Müelliflerinden Reşid Rıza üzerine...

Çağa Nüfuz Edebilen Bir Fakih / Serdar Demirel

88 Yıl Sonra Kutlanacak Ne Kaldı?

"İslam Tunus'a Geri Geldi; Devrime Gazze Zemin Hazırladı!"

Açık konuşun kanaat önderleri / Ömer Karaoğlu

Yeni Anayasa ve "Müslümanca Duruş" / Faruk Köse

Küresel İsyanda Kapital ve Siyaset

Tevekkül Kerman ve Nobel Ödülü

Bulaç : "İslamcı entellektüeller maalesef memur oldu"

Yeni Bir Farz-ı Kifaye : Seküler İrşad

Otoriter laiklikten Liberal laikliğe / Dr.Serdar Demirel

Karmaşık Bir "Ortadoğu Buhranı" Eşiğinde / Selahaddin Eş Çakırgil
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz