Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


Ahmet Varol "Nahda Hareketi" ni anlatıyor...
Yazar Ahmet Varol, bugünkü köşe yazısında Tunus'taki seçimin galibi Nahda Hareketi'nin arka planını anlatıyor...
28/10/2011 / 08:20

Nahda Hareketi

Tunus'ta halk devrimi sonrasında gerçekleştirilen ilk çoğulcu seçimlerin favorisi olarak öne çıkan Nahda Hareketi gerek Batı'daki gerekse İslâm âlemindeki medyanın ve siyasi çevrelerin dikkatlerini üzerine çekti.

Bu ülkede Bin Ali'nin uzun süreden beri uyguladığı baskı ve resmi terör sebebiyle İslâmî harekete destek verenlerin birçoğu ülkeyi terk etmeye zorlanmıştı. Kalabilenler de ister istemez siyasi kimliklerini gizlemek zorunda kalmışlardı. Her ne kadar siyasi özgürlüklerin kısıtlanması sadece İslâmî kesimi değil bütün kesimleri etkilediyse de meydanı tamamen terk etmeye zorlananlar İslâmî kimlik sahipleri oldu.

Diğerlerine, hâkim sisteme destek vermeleri ve diktatör Bin Ali'nin sultasını sürdürmesine engel çıkarmamaları şartıyla laik ve solcu kimlikleriyle ortalıkla görünme imkânı tanınıyordu. Bu yüzden de sol ve liberal laik kesimin daha güçlü bir kitlesel desteğe sahip olduğu kanaati oluşmuştu. Hatta Tunus'taki halk devriminde direnişten yana sol kesimin fonksiyonunun İslâmî kesimin fonksiyonundan daha güçlü olduğunu zannedenlerin sayısı az değildi.

Fakat ilk seçimlerden ortaya çıkan sonuçlar böyle düşünenlerin yanıldığını, Tunus toplumunun da diğer Arap toplumları gibi İslâmî kimliğe dönüş ve yeniden yapılanma sürecinde İslâmî değerleri esas alma yanlısı olduğunu ortaya koydu. Ülkenin bağımsızlığına kavuşmasından sonra gerçekleştirilen ilk dürüst çoğulcu seçim olan 23 Ekim 2011 seçimlerinde Nahda Hareketi'ne meylin yüzde kırkı aşması da bunu göstermektedir.

Önce isimden başlayalım. Nahda kelimesini biz Türkçeye diriliş olarak tercüme etmiştik. Bazı haber kaynaklarında rönesans olarak tercüme edildiğini gördük. Böyle tercüme etmeleri belki kelimenin batı dillerindeki çevirilerini esas almalarından kaynaklanıyor olabilir. Ama bu kelime gerek sözlük anlamı itibariyle ve gerekse kavramsal olarak Nahda kelimesini karşılamaz.

Nahda kelimesi nehada (nun, ha, dâl) fiilinin masdarıdır ve oturduğu yerden kalkma, yükselme, hızlanma anlamlarına gelir. Rönesans ise Fransızca, doğmak anlamına gelen naitre fiilinin başına, tekrar anlamı veren re ekinin getirilmesiyle elde edilmiştir ve yeniden doğuş anlamına gelir. Kavram olarak da hıristiyanların dinde reform hareketlerini ifade eder. Nahda hareketinin kastettiği anlamla ilgisi yoktur.

Bu hareket önce İslâmî Yöneliş Hareketi adıyla 1969'da Raşid Gannuşi'yle Abdulfettah Moro'nun öncülüğünde kurulmuştur. O zaman Tunus'ta saltanatı sürdüren diktatör Habib Burgiba yönetimi ilk kuruluş yıllarında İslâmi Yöneliş'le bir çatışmaya girmedi. Ancak güçlenmeye başladığını görünce harekete karşı şiddetli bir baskıya başvurdu. 1981'de İslâmi Yöneliş Hareketi'nin legal örgütlenme hakkı almak için İçişleri Bakanlığı'na başvurması üzerine ileri gelenlerinden 106 kişi tutuklandı.

Diktatör Burgiba'nın polis darbesiyle düşürülmesinden sonra iktidarı ele alan Zeynelabidin bin Ali önce siyasi bir oyun oynayarak yasaklanan hareketlere faaliyet imkânı tanıdı. Sürgündeki İslâmi Yöneliş mensuplarının Tunus'a dönmelerine müsaade etti ve bu hareketin siyasi yönden örgütlenmesine izin vereceği vaadinde bulundu.

Bundaki amacının kendilerini gizleyen örgütlerin ve taraftarlarının açığa çıkmasını böylece kimin nerede durduğunun anlaşılmasını sağlamak olduğu sonradan anlaşıldı.

Bin Ali'nin reform ve özgürlükler konusunda samimi olabileceğini düşünen İslâmî Yöneliş Hareketi de siyasi alanda yönetimle sorun yaşamamak, uyum ve uzlaşma içinde çalışabilmek için adını Nahda olarak değiştirdi.

Ancak yönetim çok geçmeden tutumunu tamamen değiştirerek Nahda'ya karşı şiddet uygulamalarına başvurdu. Hareket mensuplarından pek çok kimseyi tutuklattı. Lider Raşid Gannuşi başta olmak üzere ileri gelenlerinin çoğunu vatanlarını terk etmeye zorladı. Yayın ve eğitim faaliyetlerini tamamen durdurdu. Bu harekete destek verdikleri bilinen ticari kuruluşları kapattırdı. Bin Ali, İslâmi çalışmalar üzerindeki zulümlerini sadece Nahda'ya özel kılmayarak bütün İslâmi çalışmaları yasakladı.

Nahda bugün çoğulcu demokrasiye önem veren, ancak İslâm'ın hayatın tümünü kuşatan bir siyasi nizam içerdiği görüşüne sahip bir hareket olarak tanınmaktadır.

Hareketin lideri Raşid el-Gannuşi'den de inşallah müteakip yazımızda söz edeceğiz.

27 Yorum

Diğer Haberler

İslami mücadelenin/İslamcılığın dünü bugünü

Pakistan Cemaat-i İslami : İslam Devrimi Bize Örnektir

Ahmet Varol "Nahda Hareketi" ni anlatıyor...

İhvan-ı Müslimîn Teşkilatı -Fikri ve Siyasi Yapı-

Manevi Kuvvet / M.Hüseyin Fadlullah

Seyyid Kutub'a Göre İslami Mücadele / Nureddin Yıldız

Birleşik Mezhepli Düzen ve Ayrışık Mezhepçi Düzen Müsabakası ve Yeni İslami Düzen Tasavvuru

İnsana Köleleşmeye karşı : Tevhid ve Adalet'e hizmet etme : Ümmet Bilinci Oluşturma / Nurullah Erkoç

Hareket Fıkhımızın Muhteva ve Formu / Fırat Toprak

’Fethullah Gülen Hareketi Alternatif Bir Model Olabilir mi?

Islah,Tecdid ve Gelenekçi Yenilikçilik / Atilla Fikri Ergün

"Kur'an ve Peygamber ayrılmaz bir bütündür"

İslami Kimlik İnşası / Ramazan Kayan

Müslüman Zihnin Sömürgeci Kalıplardan Özgürleşmesi / Yusuf El-Habbaz

"İslamiyet İkinci Kimlik Olmayı Kabul Etmez" / Ahmet Yıldız

İslam, Batı ve Modernitenin Meydan Okumaları / Tarık RAMAZAN

   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz