Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


Seküler Devletin Şehitleri ve Laiklik / Akif Emre
Tümüyle dini bir kavram din dışı bir alana uygulanarak trafik şehidinden, sivil şehide uzanan bir yığın seküler kavram icat ediliyor.
01/04/2012 / 22:03

Akif Emre; Dünden bugüne İslamın kavramlarını kendi seküler projeleri için kullanan devletin “şehitlik” kavramını kullanmasını eleştiriyor:

Seküler devletin şehitleri

Türkiye'de devlet-toplum ilişkisinin en önemli kırılma noktası olarak devlet-toplumun dinle kurduğu ilişkideki çarpıklık gösterilir. Devletin dinle kurduğu ya da tümüyle yok saydığı ilişki devlet-toplum ilişkisini de doğrudan etkileyerek adeta her iki taraf arasında kapanmaz bir açık oluşturdu. Dinle barışamayan devlet, toplumla arasındaki açık büyüdükçe, jakoben laikliğe, toplum mühendisliğine başvurdu.

Her iki çözüm modelinin, bizzat toplumla sorunlu olduğundan dolayı, açığı kapatmak yerine yeni çatışmalar, sorunlar üretmesi kaçınılmazdı. Bu krizi tahammül edilebilir, ertelenebilir bir soruna dönüştürme işi muhafazakar sağ iktidarlara tevdi edilse de onların toplumla kurdukları ilişki sahici temellerden yoksundu. Daha sağ muhafazakar iktidarlar, toplumla devlet arasındaki gerilimi yumuşatmak için, derin çelişkiyi ortadan kaldırmak yerine toplumun din algısıyla oynamayı, deforme etmeyi üstlendiler. Zaman içinde toplumun bilincinde, vicdanında, hafızasında yer eden din algısını 'protestanlaştırıp' sekülerize ederek, devletin dinle ilişkisini temelden değiştirmeden, dinin içini boşaltmaya, dinin bir tür profanlaşmasına katkıda bulundular.

Bu süreç tek başına devletlilerin yönlendirmesiyle gerçekleşmedi şüphesiz. Devletin sağ iktidarlar marifetiyle desteklediği, meşrulaştırdığı söylem; zamanın ruhu denilen "evrilmeyle" sarmaş dolaş halde bugüne gelindi. Dinle ilişkisini düzeltemeyen bir devlet yapısı toplumla din arasına girerek dini de toplumu da kendince modernleştirmeye, sekülerleştirmeye bilinçli olarak girişti.

Yaşadıklarımızı anlamlandırabilmek için sadece siyasal analizlerle yetinemeyiz. Karşı karşıya olduğumuz olguların çok boyutlu ve karmaşık olduğu ortada. Paradoksal biçimde devletin ve toplumun dinle barışması adına bir tür toplum mühendisliği ile dinin içeriğinin boşaltılması, sekülerleştirilmesi daha hafif tabirle 'muhafazakarlaştırılması', süreci doğru okumamızı engelleyebiliyor. Üstelik medya, aydınlar, muhafazakar siyasetçiler elbirliğiyle yürütülen bu muhafazakarlaşmanın dinin kendisi ile ne derecede ilişkili olduğunun sorgulanmasının önüne set çekmektedir.

Sonuçta toplumun kendi hakikati olan din ile sahih bir temas kurması, toplumun doğasının bozulması pahasına engellense de gelenekten tevarüs ettiği kutsallığı hiç elden bırakmayan devletin her şeyin üstündeliğinin tartışılması ertelenmiş oluyor. Cumhuriyet rejiminin ilkeleri toplumsal bir kazanım olarak devlet hanesine yazılıyor.

Devletin her fırsatta övündüğü laiklik ilkesine rağmen başı sıkıştıkça dini kavramlara, ritüellere, başvurması yeni bir olay değil elbet. Ne var ki yeni olan uluorta, dini kavramların bi,zzat muhafazakar kimliği ile bilinenlerce sekülerleştirilerek içeriğinin boşaltılması. Alamet-i farikası laiklik olan bir devletin din tanımı yaparak, dine müdahale etmesi yeni bir durum değil. Ancak bu tanımlamaların meşruiyet zemininin muhafazakarlar eliyle gerçekleştiriliyor oluşunun kafaları karıştırdığını ısrarla belirtmek gerek.

Söz gelimi devletin şehitlik tanımı yapmasının toplumsallaşma aracı olarak kullanılırken neleri tahrip ettiğinin farkında mısınız? Tümüyle dini bir kavram din dışı bir alana uygulanarak trafik şehidinden, sivil şehide uzanan bir yığın seküler kavram icat ediliyor. Devletin bunca yıl sürdürdüğü dinle mesafeli duruşunun meşruiyet testini yine bu kavramlara başvurarak aşma çabası değil midir?

İçeriği boşaltılması sadece devlet diliyle yapılmıyor elbet. Geçenlerde muhafazakar bir yazar "özürdilemeciliği" iyice abartarak, tersinden oryantalizme düşen, Endülüs üzerinden anakronik bir tarih yorumu yaptı. "Endülüs medeniyetini kuran Müslümanlar İspanya'ya zorla girmiş ve o nedenle de zorla çıkarılmayı, bugün yok edilmeyi hak etmişler" demeye getiren bir ifade kullandı. Bu söylem sadece cihad ile terörün birbirine karıştırıldığı bir özürdilemecilikten ibaret değil; İslam tarihini, yaşadığımız topraklardaki Müslümanlığın meşruiyetini de güya barışçıllık adına yok sayan bir tarih yorumu.

AB sürecinin başladığı günlerde muhafazakar bir milletvekili de hacca giderken "AB üyeliği için dua edeceğim" demişti. Yine AB'den sorumlu Bakan da kendince dini referans bularak durumu başka türden kurtarmaya çalışıyor: "Biz hanımı iş kadını olan bir peygamberin ümmetiyiz. Ancak maalesef bir dönem İslam temellerinden uzak kaldık." Ne oluyoruz? AB standartlarına yaklaştıkça İslam'ın temellerine mi dönmüş oluyoruz?

Din-devlet-toplum ilişkisinin normalleştirilmesi adına, dinin güncel devlet politikaları uğruna dindar görünümlü siyasete alet edilmesi itirazı karşısında verilecek cevap nedir?

YENİ ŞAFAK 

32 Yorum

Diğer Haberler

Batılı Tarih Yorumları Derhal Terkedilmeli / Muhammed Kutub

Kudüs Nasıl Kutsallaştırıldı? Hamdi TAYFUR/İSLAMİYORUM Sonbahar-2012

Ümit Aktaş:'İslamcılıkta Yeni Paradigmaya doğru'

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Serdar Demirel / Seküler Olguları İslamileştirmekteler

Yusuf Kaplan / Modern İnsan Kendini ve Aklını Putlaştırdı

Bağımsızlık Bildirgesi, Anayasa ve Kur'an

Ey Haman! Bana yüksek bir kule yap!

Demokrasiyi Anlamak / Zafar Bangash

Tevhidden bağımsız adalet söylemi

Bir müslüman "İlahi dinler" diyebilir mi?

Seyyid Kutub ve Türkiye İslam'ı / Ali Bulaç

Arapça dersinde de mi Atatürk?!

Sudan'daki Çatışmanın Perde Arkasında Ne Var?

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak / Atasoy Müftüoğlu

Seküler Devletin Şehitleri ve Laiklik / Akif Emre

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Bilim Eleştirisi Şart!

Dinlerini Parça Parça Edenler... / Hamza Türkmen

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar

"Tek Bir Ümmet" Neden Sadece Duygusal Bir Slogan Olarak Kalıyor? / Ashgar Ali Engineer

İslam Devleti olur mu, olmaz mı? / Abdulhamid Ahdar

Âşûrâ İnqılabı'nı anlamak değil anmak hedef alınınca / Selahaddin Eş Çakırgil

İngilizler, "AB-ABD-Yahudi gücü"nün çöküşü ve Türkiye'nin kuşatılması/ Yusuf Kaplan

Adil el Beyati : İslamcılara fırsat verin!

2.Abdulhamid Modernleşmesi Dönemindeyiz!

İslamcılık Meselesini Iskalamamak için!...

Menar Müelliflerinden Reşid Rıza üzerine...

Çağa Nüfuz Edebilen Bir Fakih / Serdar Demirel

88 Yıl Sonra Kutlanacak Ne Kaldı?

"İslam Tunus'a Geri Geldi; Devrime Gazze Zemin Hazırladı!"

Açık konuşun kanaat önderleri / Ömer Karaoğlu

Yeni Anayasa ve "Müslümanca Duruş" / Faruk Köse

Küresel İsyanda Kapital ve Siyaset

Tevekkül Kerman ve Nobel Ödülü

Bulaç : "İslamcı entellektüeller maalesef memur oldu"

Yeni Bir Farz-ı Kifaye : Seküler İrşad

Otoriter laiklikten Liberal laikliğe / Dr.Serdar Demirel

Karmaşık Bir "Ortadoğu Buhranı" Eşiğinde / Selahaddin Eş Çakırgil
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz