Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar


Dizilerin Toplum Üzerindeki Etkileri
Son dönemlerde yapılan bazı diziler toplumumuzun ahlaki değerlerini aşındırmakta ve gayri ahlaki bazı konuları normalleştirmektir.
23/06/2009 / 08:57

DİZİLER  VE TOPLUM ÜZERİNDEKİ  ETKİLER

Medyanın Gücü:  

İnsanları etkileme gücü ve kamuoyu oluşturma kabiliyeti dolayısıyla günümüzde medya en büyük güçlerden birisi haline gelmiştir. Bu güç , medyanın bütün insanlara rahatlıkla ulaşabiliyor olmasından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte medyanın sahip olduğu bu güç, beraberinde büyük sorumluluklar da  getirmektedir. Örneğin medya organları bilgileri ve haberleri insanlara tarafsız ve doğru bir şekilde sunmalıdırlar. Düzenleyecekleri çeşitli program ve dizilerle  insanların bilgi ve kültür seviyelerini artırmayı ,toplumsal dayanışmayı geliştirmeyi hedefleyebilirler.

Özellikle dizilerin bu konudaki etkileme gücü çok yüksektir.İnsanlar bir sonraki bölümde ne olacağının merakı içerisinde dizilere bağımlı hale  geliyorlar. Bu durumda insanların bilgi ve kültür seviyelerini artırıcı diziler ile kültürel gelişmemize katkı sağlanabileceği gibi aile içi dayanışmayı özendirici diziler ile toplumun çekirdeği olan ailelerimize olumlu katkılarda bulunulabilir.

Maalesef günümüzdeki diziler dikkate alındığında (birkaç dizi dışında) yukarıdaki düşüncelerimizin sadece temenniden ibaret olarak kaldığını ve düşüncelerimizin tam tersine sonuçlarla karşılaştığımızı üzülerek görüyoruz. Konuları dikkate alındığında aile kurumunu temelinden sarsan ve kültürel değerlerimizi ayaklar altına alan dizilerin varlığına şahit oluyoruz. Daha da kötü olanı bu tür dizilerin sayısının hızla artıyor olmasıdır.

Dizi  Patlaması:

Televizyon Kanalları da dizilerin izlenme oranlarındaki yüksekliğin ve toplumu etkileme gücünün farkına varmış olacak ki , yeni diziler yapma konusunda birbirleriyle yarış haline girdiler. Bilindiği üzere son zamanlarda Televizyon Kanalları’nda bir dizi patlaması yaşanıyor.Daha birisi bitmeden yeni diziler karşımıza çıkıyor. Diziler, kanalların reytinglerini yükseltmek için başvurdukları en önemli araç haline geldi. Ancak yukarıda bahsedildiği üzere diziler sadece reyting yükseltmek amacıyla yapılmıyor.

Diziler Aile Yapımıza Uymuyor:

Aile dizisi diye insanlara sunulan dizilerin bir çoğunun aile yapımıza uymadığını görüyoruz. Kendi kültürümüzü ve ahlaki değerlerimizi ayaklar altına alan kendi geleneklerimizle dalga geçen , gençlerimize kötü örneklerle dolu dizilerle çok sık karşılaşır olduk. Çeşitli dizileri bilinçli bir şekilde biraz izlediğinizde binbir çeşit rezillikle dolu olduğunu hemen fark ediyorsunuz. Bilindiği üzere bir dizi ahlaksız teklifle gündeme gelmiş ve çocuklara çok kötü örnek olmuştu. Toplumun ahlaki değerlerini yaprak gibi döken bu dizilerin ne amaçla insanlara sunulduğu izaha gerek olmayacak kadar açık. 

Örneğin bir yazarın bir romanından esinlenerek çekilen bir dizi tamamen çığırından çıkartılmış durumda.Eminim yazar kendi romanının ne hale getirildiğini görse yazdığı romandan utanırdı.

Bir çoğumuzun midesini bulandıracak türden ahlaksızlıkların gayet normal bir şeymiş gibi sunulması toplumda bu türden olayların normalleştirilmesini amaçlamaktadır. Örneğin Gayri ahlaki şeyleri yapan bir kız ailesi tarafından sonradan hemence affedilip kabul ediliyor. Evin damadı evdeki her kıza asılıyor. Nikahsız beraberlikler normal bir şeymiş gibi gösterilmeye çalışılıyor. Görüldüğü gibi bunlardan hiç birisi toplumumuzun aile yapısına uymuyor.

Ehemmiyet arz eden bir diğer husus ise çocuk dizileridir. Maalesef çocuk dizilerinde sihirden büyüden geçilmez oldu. Bu diziler ile çocuklarımıza çok kötü mesajlar veriliyor. Çocuklara “ istediğiniz kişinin hayatını dikizleyebilirsiniz, istediğiniz kişilerin konuşmalarını gizlice dinleyebilirsiniz” deniliyor. Bununla birlikte bu tür büyülü kahramanların varlığına inanan çocuklar gerçek dünya ile hayal dünyasını birbirine karıştırıyorlar. Bir şeyin hemen istedikleri anda olacağına inanan çocuklar istedikleri olmayınca hırçınlaşıyorlar. Ayrıca çocuklar bu diziler ile kolaycılığa özendiriliyor. Psikologlar bu dizilerin çocukların psikolojisini bozduğu konusunda birleşiyorlar. Yine bu dizilerde daha ilkokula giden bir kız çocuğunun erkek arkadaşının olması normal bir şeymiş gibi sunuluyor.

Şimdilerde izleyici kitlesi daha çok bayanlar olan bir program geliştirildi. İlk bakışta yemek programı gibi algılanarak izlenen bu programda bizim kültür ve geleneklerimize tamamen aykırı gözüküyor. Programa katılan kişiler sırayla birbirlerinin evlerine yemeğe giderek karınlarını doyurduktan sonra yemeği yapanın arkasından her türlü hakareti seviyesizliği sergiliyorlar. Belki de yenilmiş olan yemeğe iğrenç rezalet gibi tabirleri bu programda görmüşüzdür. Garip olanı ise bir gün önce arkasından her türlü hakareti yaptığı insanla bir gün sonra oturup başka bir evde yemek yemeye devam edebiliyorlar. Nimete karşı bu kadar nankörce ve terbiyesizce tabirlerin her akşam toplumumuza izletilmesi acaba neyi amaçlamaktadır.

Dikkat çekmek istediğimiz başka bir husus ise Allah’ın güzel isimlerinin çeşitli dizilerde psikopat ,ahlaksız , çıkarcı rollerdeki karakterlere veriliyor olmasıdır.

Yine başka bir husus ise reklamlarda çıplak kadınlara bolca yer veriliyor olmasıdır. Reklamlarında çıplak kadınlara yer veren firmaların kendi reklamlarını mı yaptıkları yoksa toplumda müstehcenliği mi yaygınlaştırmaya çalıştıkları  konusunda  düşünmemiz gerekmektedir. Maalesef bu reklamlar gündüz çocuklarında televizyonu izledikleri saatlerde ansızın karşılarına çıkabilmektedir.

Bu Tür Dizi ve Programlar Amacına Ulaşıyor mu?:

Yukarıda bahsedildiği üzere bu tür dizi ve programların amacı, konularından da anlaşılacağı gibi, toplumumuzun ahlaki değerlerini aşındırmak ve gayri ahlaki bu konuları normalleştirmektir. Peki bu tür dizi ve programlar amacına ulaşıyorlar mı?

Maalesef bu sorumuzun cevabının “evet” olduğunu üzülerek belirtmek istiyorum. Belki bundan on yıl önce bu tür program ve diziler yayınlanmış olsaydı büyük bir tepkiyle televizyonu kapatır veya kanalı değiştirirdik. Gerçektende o dönemlerde belki de toplumun tepki göstereceği bilindiğinden böyle ahlaksızlık saçan program ve dizilere pek rastlanmıyordu. Ancak günümüzde bu tür program ve dizilerin sayısının ciddi manada artış gösterdiğini ve izlenme oranlarının da çok yüksek olduğunu görüyoruz. Bundan çıkan sonuç bu tür konuların kısmen toplumumuzda normalleştirildiği ve insanlarımızın tepkisizleştirildiğidir.

Bu Tür Program ve Dizileri Neden İzliyoruz:

Peki insanlarımız   bu tür program ve dizileri kendi  kültür ve inançlarımıza  hiç uymuyor olmasına rağmen neden izliyorlar

Bunun altında yatan birkaç sebep olduğunu düşünüyoruz.

Öncelikle yazımızın baş kısmında da belirtmiş olduğumuz gibi , insanlardaki merak duygusu kullanılıyor. Bir bölümü izleyen bir insan sonraki bölümde ne olacağının merakı içerisinde bu tür program ve dizilere maruz kalıyor.

İkinci olarak bu merak duygusuna bu tür dizi ve programları izledikçe nefsani bir takım zafiyetlerimizde ekleniyor.

Üçüncü olarak , esasında içimizde bir rahatsızlık duyuyor olsak ta, nede olsa herkesin izlediği bir dizi ve büyük bir televizyon kanalından da veriliyor demek ki normal bir şey düşüncesini geliştiriyoruz.

Dördüncü olarak “altı üstü sadece bir dizi, ben bu dizi ve programlardan etkilenecek değilim ki”  türünden savunmalar geliştiriyoruz.

Esasında son kısımda belirtmeyi düşündüğüm birkaç hususu burada belirtmek isterim.

Etrafımızı çevreleyen ve bizi kuşatan havanın sadece bir boşluktan ibaret olduğunu zannediyorsak yanılıyoruz demektir. Öncelikle bedenimizi çevreleyen kendimize ait bir enerji alanımız vardır. İçinde bulunmuş olduğumuz ortamında  olumlu veya olumsuz bir enerjisi mevcuttur. Bu husus ,bugün krilyan tekniği ile çekilen fotoğraflarda açıkça görülmekte olduğundan ispatlanmış bir gerçektir. Örneğin çok mutlu ve huzurlu bir ortama girdiğimizde o ortamın bize de olumlu tesirlerine çoğu kez şahit olmuşuzdur. Veya tartışmalı mutsuz bir ortama girdiğimizde bunu da  hemen hissederiz. Biz hangi ruh haleti içerisinde isek etrafımıza da o türden enerji yayarız.

Peki kavgalarla tartışmalarla ve ahlaksızlıklarla dolu bir takım dizi ve programların evimize, ailemize ve bizlere hangi boyutta olumsuz enerjiler yaydığının farkında mıyız. Kötü niyetli negatif elektriklerle yüklü bir insanla yapılan tokalaşmanın bile karşısındakine çok olumsuz enerji ve tesirlerinin olduğunu, hatta kötü niyetli bir bakışın bile çok olumsuz etki ve tesirlerinin olduğunu biliyor muyuz. Gerçekler böyle iken saatlerce oturup izlediğimiz ve ailemize ve bizlere olumsuz enerjiler saçan bir takım program ve dizilerden hiç etkilenmediğimizi söylemek yanlış ve yanıltıcı bir iddiadan ibaret demektir.

Burada başka bir teknolojik gerçekten daha bahsetmek istiyorum. Bizim ekranda izlediğimiz herhangi bir andaki görüntü 24 kareden oluşmaktadır. Bu 24 kareden oluşan görüntü bizim gözlerimizle görmüş olduğumuz görüntüdür. Bir de bizim gözümüzle göremediğimiz ve bu 24 karenin arkasına gizlenen ancak bilincimizle gördüğümüz 25. kareler vardır. Bu 25. karelerde bizlere neleri izlettiklerini biliyor muyuz acaba? Bunu sizlerin araştırmalarına bırakarak konumuza  tekrar dönmek istiyorum.

Bu Tür Dizi ve Programların Sonuçları:

Hepimizin bildiği üzere günümüzde boşanmalar  çok ciddi bir artış göstermiş, aile içi şiddet artmış,gayri ahlaki tutum ve davranışlarda artışlar olmuştur. Yine son dönemlerde anne babalarına asi ve saygısız gençlerle sıklıkla karşılaşır olduk. Uyuşturucu kullanma yaşı gittikçe azalarak ortaokullara kadar inmiştir. Daha ilkokuldaki çocuklar kız arkadaş veya kızlar erkek arkadaş edinmeye başlamışlardır. Artış gösteren bütün bu olumsuzlukların elbette çeşitli sebepleri olmakla birlikte yukarıda bahsetmiş olduğumuz türden program ve dizilerin bu tabloya önemli bir katkısının olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu tür program ve diziler aile bireyleri arasındaki muhabbeti de azaltmaktadır. İnsanlar arasındaki diyaloga da ciddi manada balta vurmaktadır. Artık misafirliklerde bile oturup sohbetler etmek yerine açılıp televizyon izlenmektedir. Peki biz kendimize baktığımızda bu konuda hangi noktada yer alıyoruz. Yoksa emin sekin önümüze konulan her diziyi izlemeye devam edenlerden miyiz? Bu durumda yukarıdaki tablonun oluşumunda bizlerinde önemli bir rolü sorumluluğu ve vebali var demektir.

Çözüm Önerileri:

1) Öncelikle gayri ahlaki olan ve aile yapımıza uymayan program ve dizileri yayınlayan kanallara yönelik daha caydırıcı yasal düzenlemelerin yapılması eğer zaten var ise uygulanması gerekmektedir. Ayrıca ürün tanıtımından çok müstehcenliği yaygınlaştırmayı amaçlayan reklamlara da müdahale edilmesi gerekmektedir.

2) Birileri bu tür program ve dizileri bize layık görüyor olabilirler. Ama biz bu tür program ve dizileri kendimize layık görmeyelim. Biz önümüze konulan her türlü programı izlemeye devam ettiğimiz müddetçe bir takım kanallarda her türden program yapmaya devam edeceklerdir. Dolayısıyla bunun sorumluluğunu birazda kendi üzerimize alalım. Onlar yapıyorlar  bizlerde hiçbir seçicilik yapmadan izliyorsak diyecek başka bir şeyimiz kalmıyor. Her şeyi onaylıyoruz demektir.

3) Bu konuda büyüklerimize büyük sorumluluklar düşmektedir. Ailemizi bu olumsuzluklardan koruma görevi asıl büyükler bu programları çocukların yatmadığı saatlerde izliyorlarsa kendilerini düşünmedikleri gibi aile bireylerini de bu olumsuzlukları ve gayri ahlaki konuları izlemeye mahkum ediyorlar demektir. Kendi elleriyle kendi aile bireylerini mutsuzlukların ve olumsuz düşüncelerin içine göz görerek itiyor olmanın vebalini nerede nasıl ödeyeceklerdir.

4) Bu konuda biraz irade gösterip merak duygumuzun da önüne geçerek bu programların bize ve aile bireylerimize vereceği zararları da göz önünde bulundurarak daha seçici davranmamız gerekmektedir.

5) “Ben dizilerden hiç etkilenmem ki” türünden geliştirmiş olduğumuz savunmaların geçerliliğinin olmadığına yukarıda değinmiştik. Esasında bu türden savunmaların içimizdeki çeşitli zafiyetleri kullanan nefsimizin fısıltıları olduğunun farkına vararak kendimize gelmemiz ve bu konuya daha bilinçli bir şekilde yaklaşmamız gerekmektedir. Bununla birlikte bu tür program ve dizileri izletmeyen büyüklerimiz varsa, onlara karşı göstermiş olduğumuz mukavemetin ve tepkinin de bizden değil çeşitli zafiyetleri olan nefsimizden geldiğinin farkına varalım.

6) İktisatta “alternatif maliyet” diye bir kavram vardır. Bunun anlamı herhangi bir şeyi satın aldığımızda aslında satın alabileceğimiz başka bir şeyden vazgeçiyoruz demektir. Aslında zamanın da alternatif maliyeti vardır. Söz konusu Program ve dizileri izleyerek geçireceğimiz ve harcayıp bitireceğimiz bu zamanı acaba daha faydalı daha güzel şeylerle geçirebilir miydik? Eşimizle ve çocuklarımızla  güzel sohbetler edebilir miydik? Evet yapabilirdik. Ancak akşam eve gelip biraz dinlenip akşam yemeğini yiyip haberleri de izledikten sonra bir dizinin peşine takılıp kalmışsak, artık yukarıda bahsetmiş olduğumuz şeylerin hiç birisini yapamayız demektir.

7) Burada yanlış anlaşılmaması gereken bir hususa dikkat çekmek istiyorum. Şu ana kadar “hiçbir programa bakmayın hiçbir diziyi izlemeyin” şeklinde bir öneride bulunmadık. Yalnız izlemiş olduğumuz program ve dizilerde daha seçici olunmasını, bizim kültürümüze ahlakımıza uymayan program ve dizilerin izlenmemesini önerdik.

8) Bizler daha dikkatli ve daha seçici davranarak çeşitli yanlış ve zararlı programları izlememe karşılığında bizim ve ailelerimizin hayatlarına olumlu katkılarda bulunmuş olacak, en azından onları ve kendimizi çeşitli olumsuz ve zararlı programların ağına bırakmamış olacağız.

Daha mutlu aileler ve daha huzurlu bir toplum görmek hepimizin dileği.

Ferhat GÜNEŞ / Stratejik boyut

30 Yorum

Diğer Haberler

KUR'AN'SIZ HAVA SAHASI YOKTUR!

Köklü Değişim : Afganistan

Vuslat Dergisi : Dikkat Misyoner var!

Geleceksin biliyorum...

Din ve Devlet birbirinden ayrılamaz!

Egemen Söyleme Karşı Eleştirel tanıklığın Şairi : Nizâr Kabbânî

Yaz Kızım!

Bir Müslüman Neden Sanat Yapar?

"La"sız Din Projesi : Ilımlı İslam / Basiret Dergisi

Seksenli Yıllarda Türk Romanı ve Post Modern Eğilimler

Üstad-ı Şeydadır HUSEYN!-1 / Muhammed Can

Birden o göründü merdivenlerde!

Dikenler ve Zincirler / Faruk Karataş

Düş Çınarı Nerede? / Sevmekten büyük şiir mi var!

Yusuf Hayaloğlu : Dur... Ağlama gözlerim!

Rasim Özdenören ve Ruhun Dirilişi

Filistin'i en iyi anlatan çizgiroman

Özgürlük Kaybı / Cemal Şakar

Tanzimat muhalifi bir şair : Seyranî

İmam Maturidi ve Maturidilik Özel sayısı / Hikmet Yurdu Dergisi

Edebiyatın Mikro-Kozmik Dünyası / Cemal ŞAKAR

Bir Said-i Nursi Hikayesi

Nefesinizi tutun "Ayraç" yayına başladı!

Cemal Şakar'la Yazı/n,Sanat Kuramı ve Hayat Üzerine

Kürt Sorununda Yol Ayrımı / Haksöz Dergisi

Bir Kurucu Akıl Olarak Yahya Kemal

Özgün Düşünce "Demokrasi,Cumhuriyet ve Otokrasi"yi sorguluyor!

Yabancılaşmanın Zevali / Cemal Şakar

Kutsal Sanatın Dünyeviliği / Cemal Şakar

Özgün İrade'den okuyucularına sürpriz!

"Genelkurmay Mızrağı Hukuk Çuvalına Sığmaz"

Dizilerin Toplum Üzerindeki Etkileri

Mehmet Akif Ersoy Türkçü mü oldu?

Abdulaziz Tantik, Cahit Zarifoğlu'nun anlattı!..

Prof.Dr.Hamdi Döndüren : Şiir var!

Umran, Umran kavramının mucidini işledi

Ali Şeriati bizi rahatsız eder mi?

Düşünce dergisinde bir öykü
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz