Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

M.Beşir Eryarsoy Hocamızla Demokrasi Üzerine Röportaj

Atasoy Müftüoğlu / Tarihsel Zamanları Etkilemek

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İnsan ve İstibdâd / Abdurrahmân Kevâkibî

Düşüncenin Okullaştırılması ve 21.Yüzyılda Müslümanların Geleceği / Kürşat Atalar

  
.: Yazarlar :.


 
Çocukların ‘alınyazıları’nı, annelerin ‘yüzleri’nden okumak..
23/12/2011 - 22:58

Adem İnce

‘Eger nebûdî dîl-i mâder be cehân / Âdemiyyet şodî ez çeşmem nehân;

Ez tû ger mâder-i tû nîst rızâ / Dân ki râzî nebved ez tû Hudâ..’

- Farsî -

(Cihânda anne yüreği olmasaydı / İnsanlık benim gözümden düşerdi;

Şâyet annen râzı değilse senden / Bil ki râzı olmaz Allah senden)

 

Bu yazıda size ‘ana’lardan, ‘anne’lerden bahsetmek istiyorum. Allah’ın cenneti ayakları altına serdiği annelerden. Selâhaddîn’leri, Fâtih’leri doğuran, onları yetiştiren, toplumun en saygıdeğer varlıklarından, beşeriyyetin görmüş olduğu en büyük mektebden bahsetmeye çalışacağım. Evet, annelerden..

 

Ortaokuldayken sınıfımda bir kız talebe arkadaşım vardı. Her ne zaman öğretmenler ‘Anne ve babanız ne iş yapıyor?’ diye sual etse, o öksüz kızcağız hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlardı. Hâlâ daha unutamam o olayı, en ince ayrıntısıyla bir video gibi gözümün önüne gelir. Fakîr, ne zaman aynı bir manzarayla karşılaşsam, bir hıçkırık dalgası kopacak olur içimde, boğazım düğümlenir, o günlerden beri..

 

Mısır’da Enver Sedat’ın ölümü üzerine oluşan buhran içerisinde Hâlid İslâmbulî (İstanbulî) îdâm talebiyle yargılanırken ve annesi de Mısır Askerî Mahkemesi’ndeki dâvâyı izlerken ana yüreğiyle yana yana ağlar evlâdının hâline. Bu durumu sonra haber alan o yiğit oğul, ‘Ana, niye ağlıyorsun. Cennette buluşacağımız için ağlanır mı?’ der. Ve o anne, daha sonraları hiç ağlamadığını söylemişti..

 

Muhammed İkbâl de ‘çocukların alınyazılarının annelerin yüzlerinden okunacağı’ndan bahsediyor idi. Ne harika bir tesbittir o. Düşünsenize, çocuğu dertli iken şen-şakrak bir hâlet-i rûhiyeye sâhib bir anneden söz edilebilir mi?!..

 

Fakîr, elbette hiçbir zamân olaya bir anne gözüyle bakamayacağımdan olaya bir çocuk/oğul gözüyle bakıyorum. Bu yüzden de anneler aff buyursunlar. Ne kadar çabalarsa çabalasın, bu fakîr, onları lâyıkıyla anlayamaz ve anlatamaz..

 

Annem, dünyâda en sevdiğim varlıkların başında gelir. Nasıl gelmesin ki. Kur’ân’ın dediği gibi o, beni dokuz ay bir yük olarak taşıdı. Canından fazla canıma değer verdi. Ve yakînen bildiğim bir şey de tüm annelerin (ama annelerin) çocukları kaç yaşında olursa olsun (zîrâ yaş ne olursa olsun, gözlemleyebildiğim, onlar anne gözünde hep çocuklardır) onları canlarından çok sevdikleridir. Gerektiğinde canlarını fedâ ederler, canları için..

 

Evet, anne için çocuğu ayrı bir vücût değildir. İşte bu yüzden İkbâl’in dediği gibi çocuğun vücûdunun hissettiği bir ağrıyı bile annelerin yüzünden rahatlıkla okuyabilirsiniz. Çünkü anneler, kendi canlarından çok çocuklarının canlarına düşkündürler. İslâm da bu sebepten dolayı cenneti, annelerin ayakları altına sermiştir. Eğer düşünürseniz dünyâda her şeyin annelere endeksli olduğunu göreceksiniz. Her şeyin merkezinde onlar var. Hayâtın merkezinde onlar var. Evet, her şey; ama her şey annelerin ayakları altında. Bu yüzden cennet te onların mubârek ayaklarının altında..

 

Bunları, bugünkü nesil, nasıl tasavvur edebilir?!..

 

O anneler, 20. yüzyılın ortalarında oğullarını Almanya’ya gurbete gönderirken ‘Bir yiğit gurbete gitse gör başına neler gelir / Garîb, sılayı andıkça yaş gözüne dolar gelir’ demişlerdi ve yine oğullarının hisleri onların yüzlerinden ve hattâ sözlerinden okunuyordu. Fakîr de evden ilk ayrılışımla berâber annemin değerini anlamışımdır ne yazık ki. Çünkü insanoğlunun en tabiî bir hastalığıdır ki genelde var olanın kıymetini bilmez. Onu ne zaman kaybetse o zaman feryâd u figân eder..

 

Gerçi zamâne bozmaları, bırakın değer bilmemeyi, işi iyice azıttılar. Artık anne yaşlandı mı, bakılması gereken sorunlu bir varlık hâline geliyor onların gözlerinde. Hattâ annesi ölünce tatil yapmakta olan ve kendisine telefonla haber edildiğinde ise ‘Siz gömün, masraflarını ben karşılarım’ diyecek kadar oldukça küstah zamâneler bile türedi maalesef. Allah, annelere ‘öff’ bile demeyi yasaklamışken bu gibi davranışların hesâbı nasıl verilir?!..

 

Bu gibilere, anneleri anlatmak ne mümkün?!..

 

Tabiî diğer yandan da anneliğin de bir şeref ve haysiyyeti var. Maalesef modern bayanlar, kazara bir çocuk sâhibi olup anneliği de lâyıkıyla yerine getiremediklerinden bugün nevzuhûr birçok gencin lâkayd tavırlarına şâhid oluyoruz. Bu zamânelerin türemesinde modern anne müsveddelerinin payı az değil. Hakîkî bir anne terbiyesiyle yetişen evlâd, asla ve kat’a şu zamâneler gibi olamaz..

 

Benim bahsini ettiğim anne; kendisine aşağılık psikolojisinin empoze edilişiyle tek hedefi kariyer olan, karargâh kıldığı evini terk edip parolasını ‘çalışmak da çalışmak’ şeklinde diline pelesenk etmiş olan ve çocuklarına sağlam bir terbiye veremeyen bayanlar değildir. Bu gibi erkeksi mübtezeller, yüzlerine bile baktığımda fenâ hâlde rûh hâlimi bozuyorlar. Benim anne(leri)m, farklıdır. Annelikleri de zâten farklı olmalarındandır..

 

Onlar, evinin huzûr ve sükûnunu sağlayan, çocuklarının ahlâk ve terbiyesi ile meşgûl olan, imkân nisbetinde dînî bilgilerini geliştirerek yakın çevresiyle sosyal ve kültürel çalışmalar içinde bulunan, kendisini yüksek derecelere yücelten sâlih amellerin sâhibidirler. Ki İslâm âlimleri bâzı rivâyetleri dikkate alarak bu saydığım faaliyetleri, erkeklerin cihâd ve cum’a namâzı gibi amellerine karşılık (denk) olarak görmüşlerdir. (Ki haklıdırlar) Sâdece cihâdın fazîleti (!) düşünüldüğünde evini karargâh kılan, evi ile hemhâl olan bir annenin fazîletlerinin sayılamayacağı da görülecektir. Bu fazîletleri düşünemeyen çalışma heveslisi modern bayanların aklına şaşıyorum. Neyse, ben bu mübtezelleri bir kenara koyup gerçek annelerin özelliklerine devâm edeyim..

 

Onlar, Gültekin Avcı’nın dediği üzre, şefkat ve merhamet ırmağı, sabır ve fedakârlık timsâli, diğergâmlık nişânesi, iffet, ahlâk, fazîlet ve haya âbidesi, mütevâzi, inanç ve itaati ile âsûde, erkeksilerden âzâde, yaratılışının gâyesinden zerrece sapmayan, kin, intikam, isyan, fesat, rekâbet ve riyâ gibi âfetlerden uzak, en hür, en emekçi, rûhuyla en kariyerli ve îmânıyla ayakları üstünde durmayı kendi neslinin insiyakıyla zâten bilen, rûhu ve düşünceleriyle hep berrak ve zarif, sözü özünde, özü sözünde bir kişiliğin vücût bulmuş canlı hâlleridirler..

 

2500 yıl öncelerde ‘Dayanabileceğim bir yer gösterin, dünyâyı yerinden oynatayım..’ diyen Arşimed, herhâlde çınar gibi kendisine dayanabileceği ulvî annelik hissine sâhib bir refikadan (yoldaş) yoksun idi. Kim bilir?!..

 

Fakîr, bahsini ettiğim özelliklere hâiz (her) annenin önünde şu âlem-i fenâda seve seve eğilebilirim, hattâ eğiliyorum..

 

“وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيراً”

 

“Ya Rabbi, onlar küçüklüğümde nasıl beni ihtimamla yetiştirdilerse, ona mükâfat olarak Sen de onlara merhamet buyur!”

 

İsrâ Sûresi, 24. Âyet

 

ademince@hotmail.de


10444

 

 

YORUMLAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI

23/12/2011 - 22:58 Çocukların ‘alınyazıları’nı, annelerin ‘yüzleri’nden okumak..

24/10/2011 - 22:20 ‘Güneş, Doğu’dan Doğar’..

18/08/2011 - 18:03 Bir dokun, bin âhh dinle, kâse-i fağfûrdan..

06/08/2011 - 11:23 Bir aksin (fotoğrafın) hâtırlattıkları..

05/07/2011 - 13:03 Mânâ-yı Âdem

05/06/2011 - 18:11 Dili yok kalbimin, âh, ondan ne kadar bîzârım!..
 
   
YAZARLAR  

Erhan Koç

Cengiz Duman

Mustafa Büyüksoy

Ömer Faruk Karataş

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Nurullah Erkoç

Kalem sûresinde "Bahçe Sahipleri" kıssası
29/01/2014 - 10:36

SÖYLEŞİ  

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Hindistanlı düşünür ve barış eylemcisi Mevlana Vahiduddin Khan geldiği Türkiye'de Timetürk'ün sorularını cevaplandırdı. Khan: 'Türkiye İslamı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslamlaştırmalı' dedi.

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

"SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF YOLU" ORYANTALİZMİN KLASİK SOSYOLOJİYE ETKİLERİ
05/02/2010 - 17:07

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz