Demokrasiyi Anlamak / Zafar Bangash
Çağdaş İslam Düşünce Enstitüsü Müdürü Zafer Bangash, bir kuram ve bir kurum olarak "demokrasi"yi değerlendiriyor.
10/06/2012


Demokrasi çokça kullanılmış ve yıpratılmış bir kelime. Aslen zengin ve iktidar sahiplerinin elinde haksız kazançlarını meşrulaştırmak için kullanılan bir araç.



Batıda, demokrasi  idari işleri yerine getirecek yöneticiyi tayin etmek isteyen kitleler için bir ilüzyon aracı olarak kullanılır. Daha ileri bir aldatmaca ise insanların kendi liderlerini seçme özgürlüğüdür-seçenekler ise önceden kararlaştırılmıştır. Kitlelere aslında bir fareden bile daha kötü muamele edilir ve kendilerini koruyacak siyah veya beyaz kedi arasında seçim yapmaları istenir.



Monarşik sistemine rağmen Britanya kendini en kadim demokrasi olarak görürken Amerika dünyadaki en güçlü demokrasi gömleğini, diğerlerine demokrasi götürmek arzusuyla kruz füzelerini ve B-1 bombalarını kullanarak kuşanır.  Hindistan en geniş demokrasi olduğunu iddia eder fakat en iyi tanımlamayla dini bölünmüş ayrımcılık diye tarfi edilebilecek katı bir kast sistemi uygular.  İsrail’in ayrılıkçı Siyonist rejimi ise Orta Doğu’nun biricik demokrasisi olduğu konusunda hak iddia eder fakat koruyucu azizi Amerika ile birlikte bölgede temsilci bir yönetim ortaya çıkmamasını temin eder.Böylece demokrasi zengin ve iktidar sahiplerinin elinde istedikleri gibi kullanacakları bir araçtır.



Amerikalı politik bilimci Harold Lasswell politikanın doğasını  gücün toplumda dağıtımına ilişkin tanımladı. Kitlelerin ise bunda hiçbir rolü yok çünkü onları neyin kendileri için en iyi olduğunu bilme kapasitesine sahip olmayan avam kitleler diye aşağılayarak reddetti. Laswell’e göre bu aydınlanmış elitlerin göreviydi. Bu Batıda demokrasilerin nasıl işlediğidir. Amerika bunun iyi bir örneğini teşkile eder. Zengin ve güçlüler için bir oyundur bu- oligarklar- kuralları ve kimin oynayacağını belirlerler.   



Yaklaşan başkanlık seçimleri Amerika’da politika oyununun nasıl oynandığına ilişkin bir bakış sunar. İkiden fazla aday olsa bile Amerikalılar sadece demokratik ve cumhuriyetçi adayları duyacaktır. Cindy Sheehan’ın meşhur ifadesiyle “Savaş Partileri”.  2008 başkanlık yarışında örneğin dört aday vardı ve Amerikalılar sadece Barack Obama ve John McCain’i dinlediler. Şirket medyayı sahiplenip control ederek diğerlerinin kamunun dikkatini çekmesini engelledi. Kayıtlara geçsin ki, 



diğer yarışan adaylar Cynthia McKinney ve Ralph Nader asla medyaya çıkmalarına ve onlardan bahsedilmesine izin verilmedi. Ne çeşit bir demokrasi acaba diğer adyalardan bahsedilmesini bile reddedebilirdi?





Amerika’da gerçekten diğer sözde demokrasilerde olduğu gibi bu sadece para oyunu. Abraham Lincoln’ün “Demokrasi insanların iktidarıdır, insanlar eliyledir ve insanlar içindir” sözleri gerçekle çok az uyuşan süslü bir slogandır. O aslında oligarklar eliyle ve oligarklar için oligarkların iktidarıdır. Adaylarla ilgili kararlar şirket salonlarında sokak tiyatrosundan  öteye geçmeyen gürültülü gösterilerden uzakta alınır.



Büyük paralar döner, Demokrat ve Cumhuriyetçi partilerin adayları Wall Street baronlarına minnettardır ve onlara ne denirse yapmak zorundadırlar.  2008 finansal krizinde Amerikan hükümetinin asgari ücretli vergi mükelleflerinin 750 trilyon dolara kadar gelecekteki kazançlarıyla bankaları kurtardığına dair şüphe var mı? Böylece kendi insanını yüzüstü bırakan hükümet değil miydi?



Açgözlü yöneticiler insanların sermayeleriyle  finansal tsunamiye sebep olan saadet zinciri yöntemleriyle kumar oynadılar. Hiçbir banka yöneticisi mali kaçakçılık nedeniyle hapsedilmedi aksine ödüllendirildiler. Milyonlarca sıradan insan işlerini ve evlerini kaybetti. Şirketler ve bankalar istihdam oluştıurmak için kullanılmış olması gereken 853 trilyon dolarlık kurtarma parasının üstünde oturuyorlar  ve Amerika’da işsizlik hala yüksek.     



Para oligarkların hikaye anlatan politik nutuklarını sürdürmesine yardım eder.  Onlar tarafından sahiplenilen medya kendi oyununu oynar. Aynı oligarklar uzaklardaki insanların paralarına el koymak için savaşlar başlatır. Medya aşırı milliyetçiliği körükleyen bir çığırtkan gibi hareket ederek Amerika’nın diğerlerine medeniyet götürme manifestosunu duyurur. Hedeflenen insanlar ve toplıumlar şeytanlaştırılır. Almanya’da iktidara gelen Avusturyalı onbaşı  Adolf Hitler iyi bir maşaydı.



Amerika’nın ve Batı’nın öfke ve kabadayılıklarına karşı duran hemen Hitler’den daha beter yaftasıyla etiketlenerek görevden alınmaları haklı çıkarılır.  Bunların hepsi ise demokrasi, insan hakları ve kasınların korunması için yapılır. Bu sözde konseptler kendi toplumlarında bile asla varolmamıştır. Amerika’yı ele alırsak, her yıl 232,960’dan fazla kadın taciz ve tecavüze uğrar.  Bu kadınları amerika’da yırtıcılara karşı korumak uzaklardaki kadınları korumaktan daha faydalı olmayacak mı?



Batı demokrasileri maskaralıktır ve savaşın nedenleri ilerletmek için slogan ve garkların daha fazla zenginleşmesi için kullanılır.



ÖZGÜR KUDÜS'TE BULUŞMAK ÜZERE